Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ak Parti

haberalmedya - Ak Parti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ak Parti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel kurultay için tarih verdi Haber

Özgür Özel kurultay için tarih verdi

CHP’de mutlak butlan kararının ardından başlayan liderlik tartışmaları sürerken, gözler bugün TBMM’de yapılacak grup toplantılarına çevrildi. Mahkeme kararıyla CHP Genel başkanlık koltuğuna oturtulan Kılıçdaroğlu'nun bugün saat 13.30’da grup toplantısında konuşma yapacağı açıklanmıştı. Halkın seçtiği Genel Başkan Özgür Özel'in ise Manisa programını iptal ederek grup toplantısının kendisinin düzenleyeceğini duyurarak, “Kürsüyü atanmış birine teslim edemeyiz, grup toplantısında ben konuşacağım” ifadelerini kullanmıştı. SAATLER KALA GERİ ADIM ATTI Özel ve Kılıçdaroğlu’nun yapacağı konuşmalar öncesinde Meclis çevresinde güvenlik önlemleri artırılırken, Kılıçdaroğlu,toplantıya saatler kala geri adım atarak katılmayacağını duyurdu. ÖZEL, KÜRSİYE ÇIKTI CHP’nin son seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’deki grup toplantısında milletvekillerinin alkış ve sloganları eşliğinde kürsüye çıktı. Konuşma öncesinde, geçen yıl hayatını kaybeden Ferdi Zeyrek’in fotoğrafının bulunduğu sıraya oturan Özel, Ali Mahir Başarır’ın anonsunun ardından partililere seslendi. CHP lideri ve TBMM Grup Başkanı Özel, grup toplantısında şu açıklamalarda bulundu: "Değerli milletvekillerimiz, kıymetli grubum, çok değerli konuklar... Bugün 13.30'da bu kürsüde biri olacaktı. Dünden beri bu tartışıldı. Bu konuşuldu. Burada, bu kürsüde ilan edilen saatte çıkıp da konuşma yapmayı, kendi adıma bir başarı ya da zafer olarak görmüyorum. Ancak bu kürsüde Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmiş genel başkanının konuşma yapmasının sağlanması, TBMM'nin Dikmen kapı önündeki binlerin, Türkiye'deki milyonların ve bu salondaki güzel insanların yüreklerindeki demokrasi, ülke ve parti sevgisindendir. Biz sandığa inanırız. Seçene ve sevilene inanırız. Onun için burada hep birlikte sürdürdüğümüz direniş çok anlamlıdır. Bugün yaptığımız vazgeçmemektir, teslim olmamaktır, direnmektir ve bencil bir duyguyla değil, bütün ülkenin geleceğini düşünen bir duyguyla davrananların birlikteliğinin zaferidir. Hepinizi kutluyorum. Bugün 9 Haziran... Kardeşim, arkadaşım, yoldaşım, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek'in vefatının sene-i devriyesindeyiz. Geçtiğimiz yıl Kurban Bayramı'ydı, Ferdi ile birlikte bayram namazını kıldık, aile büyüklerimizin, partimizin ve diğer partilerin büyüklerine ziyaretlerde bulunduk. Şehitliğe, polis ve askeri şehitliğe ziyaretlerde bulunduk. Ardından kurban kesme alanına gittik ve öğlen 12 gibi ayrıldık birbirimizden. Akşam uyumaya yakın, o yorgun günün sonunda o feci haberi aldık. Feci kaza haberini... Hep birlikte Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi'nin bahçesine koştuk. Bütün Manisa oradaydı. Neredeyse bütün partilerden, bütün şehirlerden insanlar vardı. 3 gün direndi. 3 gün dua ettik, mucizeyi kovaladık ama olmadı, kaybetti. Manisa'da ilk kez Cumhuriyet Meydanı'nda yapılan bir cenaze töreni meydanlara, Manisa'ya sığmadı. Tarihin en unutulmaz, herkesin gördüğüne şaşırdığı, bir tek Ferdi'yi bilenlerin şaşırmadığı ve "Ancak bu Ferdi'ye nasip olurdu" denilen bir törenle kardeşimizi uğurladık. 'BU KÜRSÜ SEÇİLMİŞLERİN YERİDİR' Bugün de birinci sene-i devriyesi. Orada olmak istedik ve orada olacaktık. Geçen hafta basın mensubu bir arkadaş sordu grup toplantısı hakkında ve ben de "Ferdi'nin vefatı nedeniyle Manisa'da oluruz, herkes orada olur" dedim. Bu soruya cevap verdikten bir süre sonra ise hiç olmayacak bir şey oldu. Gözlerime inanamadım. Sonradan araya girip "Yapmasaydınız" diyenlere de cevap olarak "Özgür Bey Manisa'ya gidince yapalım dedik" diye yanıt verdiler. Benim orada olmamamı fırsat bilerek bir karar aldılar. Günlerce düşündüm. Tanıdığım herkese, arkadaşlarıma, aileme, çocukluk arkadaşlarıma sordum. Kim gelecekti bu kürsüye? Son 4 kurultayın seçilmiş genel başkanı olmayacak, son kurultayda geçerli oyların hepsini almış olan genel başkan olmayacak, 2020 yılında yapılan kurultay ile bir atanmış buraya gelecekti. Buraya kimin geleceğini, nasıl gelmeyi planladıklarını gördük. Burası milli iradenin tecelligahıdır. Millet bir karar verir ve o karar burada tecelli eder. Tüm yok saymalara, demokrasiye aykırı girişimlere rağmen burası seçilmişlerin yeridir. Bu bayrağı bir bırakırsanız, millet bir daha elinize vermez o bayrağı. Bu yüzden herkese danıştım ve Ferdi'nin sesi ile kararı verdim. Ferdi ile konuşurken hep bir şey çıkar ve bana "Sen orada lazımsın, biz burada hallederiz" derdi. Bu yüzden bunun gereği de budur. Burayla ilgili bir inatlaşmanın değil de, bir vazifeyi üstlenmenin gereği de budur. 'DÖRT KOLDAN SALDIRI ALTINDAYIZ' Dört koldan saldırı altındayız. Üç yıl önce partimizde seçimleri kazandık. 10 ay önce 5 parti birden yüzde 25'lik cam tavandaydık, 10 ay sonrasında yüzde 38 ile CHP'yi 47 yıl sonra birinci parti yaptık. Kurulduğundan beri AKP'yi ilk kez geçtik ve o günden bu yana saldırı altındayız. Bunu bu kadar net belirlemeliyiz. Anlamazsan meseleyi, çözmezsen kumpası, 'CHP'nin iç işi' dersin. CHP'nin iç işi falan değil bu. Kim karışır CHP'nin kurultayına? Öyle bir noktadayız ki, o zamanın meşru bulunan delegasyonu ile 2 kere kurultay yapılmış. Yeri gelmiş mahallelere sandık kurulmuş ama son 4 kongreyi yok sayan bir anlayış var. YSK'ya göre yok değil, hiçbir yere göre yok değil ama AKP yargı kollarının görevlendirdiği bir İstinaf Mahkemesi olmayacak bir karar almış ve artık Türkiye'de hiçbir seçilmişin koltuğunun seçim hukuku ile garanti altına alınamayacağı bir karar almıştır. Öyle bir kötü akıl var ki onu söylemeden olmaz. "İlk seçimde iktidarı aldılar, biz bu iktidarı veremeyecek durumdayız. Sandıkla geldik ama sandıkla gidemeyiz, bu iktidarı veremeyiz" diye düşünüyorlar. Bütün mesele bu. ‘ÖLMÜŞ KARDEŞİME İFTİRA ATTILAR’ “Bugün için neredeyiz? Defalarca buradan Murat Kurum’a söyledim. Kurum tek tek biliyor bütün tapuyu. Tek kelime söyleyemiyor. Sonra çıkıp dedi ki, ‘Efendim Muhittin Böcek yakında konuşacak.’ Dedim ki bunu ispatlayamazsanız alçaksınız. İspatlayamadılar. 110 gün yoğun bakımda yatmış adamı, kendisi defalarca açıkladığı halde, ‘Adaylığım için bir kuruş para verdiysem şerefsizim’ deyip açıkladığı halde böyle birisine en son ne ifade verdirdiler biliyor musunuz? En son gitti, kimse görmezken Ferdi Zeyrek’e verdim deyip ifade verdirdiler. Nasıl olsa ölmüştür inkar edemez diye böyle hesap yaptılar. Bu kadar kötüleşebilen birilerinden bahsediyorum. Ölmüş kardeşime iftira atan, ölmüş başka bir kardeşimizin namusuna dil uzatan birilerinden bahsediyorum. Partiyi bu duruma getirerek partiyi kurumsuzlaştıran, adaysızlaştıran bir çözüm paketinde içeriden dışarıdan her türlü işbirliği ile bu işi çözmeye kalktılar.” ‘ERDOĞAN’A RAKİP İSTEMİYORLAR’ “ABD bayrağına el basıp yemin eden birisinin televizyon kanalı. Ekrem İmamoğlu ile ilgili her türlü yalanı atan ama popüler olan cep telefonlarından, paralardan tutun da hiçbiri çıkmadı ya; TGRT, A Haber bu yalanları atarken iddianamede olacak derken şimdi ben yalan attım diyenler Ekrem başkanın evine desteğe koşanlar, önseçimde oy verirken poz verenler Ekrem başkana ‘Hırsız’ demeye başladılar. Mesele Erdoğan’ı rakipsizleştirme meselesinden başka bir mesele değil. Orada tutuklu insanlar bedenlerini sandıkla iktidarın değiştirilmesi için ortaya koyuyor. ‘ONA NE DİYECEĞİMİ BİLEMİYORUM…’ Biz parti içi meseleyi değil, ülkenin demokrasisi, sandıkla değişim için insanlar bedenine koyuyor orada. Dünya siyasi tarihinde görülmemiş bir kumpas var. Trump istiyor diye, onun Ankara temsilcisi öyle istiyor diye… Öbür taraftan Kürt, Alevi olsun diyenler… Diğer taraftan derin devlet öyle istiyor diyenler. Cumhuriyet’in kurucu değerlerini koparmaya çalışanlara karşı siz bugün Türkiye’nin kopmayan halkasısınız. Ferdi Zeyrek’in ölüm yıl dönümünde bize bunları yaşatanlara, kim alet oluyorsa şu kadarcık hakkımı helal etmiyorum. Bir kez kötü bir şey söylemedim. Onun için neler yaşadım. Ne kavgalar verdik. Bu partiyi neler yaşattılar ne diyeceğimi bilmiyorum. O partinin içinde kimler var biliyor musunuz? O binada bugün Kemal Bey’e linç edilirken yanında olan Murat Emir yok. Haluk Kırcı’nın ekibi var, 12. kattan selam veriyor. Artvin’de saldırıya uğrarken yanında olan Seyit Torun yok. Adalet Yürüyüşü’nün fikir babası Aykut Erdoğdu ile Bülent Tezcan yok. 2 milyon dolar para isteyen ve Yunanistan’a kaçarken yakalanan avukat o binada. 'BU MİLLET PARALELİN KİM OLDUĞUNU BİLİR' O yüzden şimdi çıkmışlar oraya, buraya efendim bir paralel CHP varmış. Paralel CHP anlayışı varmış. Bizim meclisi paralel genel merkez olarak yapmamız kabul edilemezmiş. O yüzden burası da zapdedilmeliymiş. Biz genel merkezden Meclis'e yaptığımız yürüyüşte bu zihniyeti arkamızda bıraktık. Eskimiş, köhnemiş, yozlaşmış bu çirkin zihniyeti geride bıraktık, onlara bıraktık ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir binadan ibaret değil, bir anlayıştan, bir inançtan, gerekirse bir inattan ibaret olduğunu ve bunun bu ülkenin son umudu olduğunu, son kalenin bir bina, kapısı, çatısı değil, son kalenin Cumhuriyet'e inananların yüreğindeki olmayan korku duygusu, var olan mücadele duygusu olduğunu söyledik. Bu millet paralelin kim olduğunu bilir. Bu millet emniyet müdürü varken emniyetteki emniyet imamının paralel olduğunu bilir. Ya da bu millet seçilmişler varken atanmış paralelleri bilir. 'YARGIDAKİ ÇETEYİ DAĞITACAĞIZ' Onun için her şeyi yapın ama bu dille bu FETÖ'den kalma dille, önüne geleni FETÖ'cü ilan eden dille, önüne geleni hain ilan eden dille demokrasiyi tehdit gördükleri için demokrasinin tepki ve protesto rejimi olduğunu kabul etmeyenlerin her direnişe ayaklanma, her meydana sokak çağrısı, her mitinge sokakları karıştırmak, Türkiye'yi karıştırmak diye bakan sığ anlayışın o terminolojisini bu Cumhuriyet Halk Partisi'nde, Cumhuriyet Halk Partisi'nde görev yapmış kimseye yakıştırmam. Asla ve asla, asla ve asla Cumhuriyet Halk Partisi'ne paralel yapı, FETÖ ya da namuslu arkadaşlarımıza hırsız atılan iftiralara uygun olarak çeşitli iddianame laflarını doğruymuş gibi, iddianameye bile giremeyen iftiraları doğruymuş gibi alıp, yok arınacağız, yok atacağız, yok satacağız. Böyle bir şeye teslim olursak biz Cumhuriyet Halk Partisi olmaktan çıkarız. Elbette hukuka sığınacağız, elbette hukuka güveneceğiz, elbette yargının bağımsız yargının her şey olduğunu bileceğiz. Ama onun için önce bu yargıdaki çeteyi dağıtacağız, yargı kollarını dağıtacağız. '26 TEMMUZ GEÇİRİLMEMELİ' "Bunun için diyalog olsa hiç uzakta durmadım. Efendim 'tedbir var kurultay yapılmaz.' Türkiye'nin tüm hukukçular aynı metinde birleşiyorlar. Kamu, seçim hukukçuları 'Kurultayın yapılması değil yapılmaması sorun' diyor. Başka bir görev yoktur, görev budur. 'Kurultay yapacağız' söylemlerini duyduk. Madem ki buna ikna oldunuz, o kurultayı yapmalısınız. 'Efendim birkaç ay sonraya söyleyelim, bir yıla yayalım. AK Parti bizi nerede sıkıştırırsa o seçimi o zaman yapalım'. Burada yapılacak iş 26 Temmuz'u geçirmeden kurultay yapılmalıdır. Seçime girilmesi tehlikeye girmektedir. Bu memlekette tüm umudu önümüzdeki seçim olan on milyonlarca kişinin hayallerini yerle bir etmekle kalmaz, onlara kabusu yaşatır. Onları sandıktan koparırsınız, geri dönülemez bir şekilde kaybettirirsiniz." MİLLETİN AYAKLARININ ALTINDA KALIR "Herkes bilsin ki milletin yürüyüşüne kimse set çekmez. Önümüzde duran bu milletin ayaklarının altında kalır. Ne yapılırsa yapılsın bu millet önünde kimseyi istemez. Devletini sever, vergisini verir ama devleti milletin karşısına koyarsanız millet o devleti önce yener sonra yeniden demokratik devletlerini inşa eder."

Yayman: Dijital ağlar ve sosyal medya bir milli güvenlik sorunu haline geldi Haber

Yayman: Dijital ağlar ve sosyal medya bir milli güvenlik sorunu haline geldi

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, dijitalleşme, oyunlar ve televizyon içeriklerine ilişkin konuların yalnızca yasal düzenlemelerle çözülemeyeceğini belirterek, "Ulus aşırı dijital ağların mutlaka toplumlarla yeni bir sözleşme yapması gerekmektedir." dedi. ANKARA (İGFA) - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen "Televizyon, İnternet ve Dijital Oyunların Şiddetle İlişkisi Üzerine" başlıklı çalıştaya katıldı. ASBÜ Fuat Sezgin Salonu'nda gerçekleştirilen çalıştayın açılışında konuşan Yayman, bugün sadece Türkiye'yi ilgilendiren değil, küresel bir sorun olan ve medeniyeti tehdit eden bir problem üzerine konuşulduğunu söyledi. Dijitalleşmenin bir milli güvenlik sorunu haline geldiğini belirten Yayman, "Dijital ağlar, sosyal medya, çocuğun, bireyin ve kadının korunması meselesinin artık bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini, siyaset üstü bir mesele olarak ele alınması gerektiğini ve bu meselede iktidarıyla, muhalefetiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi başta olmak üzere çok önemli adımlar atılması gerektiğini bir kez daha ifade etmek isterim." diye konuştu. ULUS AŞIRI DİJİTAL AĞLAR KENDİNİ DEVLETLERİN ÜZERİNDE GÖRÜYOR Sosyal medyanın artık bir iletişim aracı olmaktan çıktığını vurgulayan Yayman, dijital platformların çocuklar üzerindeki etkisinin psikolojik, sosyolojik sonuçlar doğurduğunu, özellikle küçük yaş gruplarının kontrolsüz içeriklere maruz kalmasının ciddi riskler taşıdığını dile getirdi. "Yeni bir siyaset mühendisliğiyle, toplum mühendisliğiyle karşı karşıyayız" "Dijital ağlar, ulus aşırı dijital şirketlerin algoritmalarıyla yeni bir toplum mühendisliği, yeni bir siyaset mühendisliği ve yeni bir birey yaratma çabası içerisindedir." ifadesini kullanan Yayman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kendilerini ulus devletlerinin üzerinde gören, yasama, yürütme ve yargı organının üzerinde gören bir akılla, yeni bir siyaset mühendisliğiyle, toplum mühendisliğiyle karşı karşıyayız. Bugün dijital ağlardan bahsettiğimizde aynı zamanda kadına ve çocuğa şiddet meselesini ele alıyoruz. Cinsel istismar, ötekileştirme, siber zorbalık, siber faşizm, İslamofobi, din düşmanlığı ve aklınıza gelebilecek her türlü kötülük, dijital ağ kavramlarıyla yan yana gelmektedir." Teknoloji ve dijital alanlara karşı bir düşmanlığın söz konusu olmadığının altını çizen Yayman, bir taraftan bireysel özgürlüklerin korunması diğer yandan da kamu ve toplum düzeni, kadının, ailenin, çocuğun ve bireyin korunmasının öncelikli yaklaşımları olduğunu ifade etti. - "Gençlerimizin algoritmaların kuşatması altında rehin kalmasını asla istemiyoruz" Yayman, teknolojiyi yok saymayan ama bu meseledeki sorumlulukların yerine getirilmesi gereken bir anlayış içerisinde olduklarına işaret ederek, şunları kaydetti: "Bugün konuştuğumuz dijitalleşme, oyunlar, televizyon içerikleri gibi meseleler sadece kamu otoritesinin yapacağı yasal düzenlemelerle, birtakım yönetmeliklerle çözülebilecek problem alanı olmaktan uzun zamandır çıkmıştır. Ulus aşırı dijital ağların mutlaka toplumlarla yeni bir sözleşme yapması gerekmektedir. Bireyin etkileşim almak uğruna, absürt içeriklere yönelmesi, şiddetin, istismarın, kötülüğün, sanal kumarın, bahisin ve cinsiyetsizleştirmenin, LGBT propagandasının normal olduğu bir düzeni asla kabul edemeyiz. Burada sadece ailenin, bireyin, kamu otoritesinin sorumluluğu değil, topyekun bir seferberlik anlayışı lazımdır. Ulus aşırı dijital şirketlerin, 'bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler' anlayışı içerisinde daha fazla reklam ve etkileşim almak uğruna aileye, çocuklarımıza, bireye, kadınlara karşı açtığı savaşı asla kabul etmiyoruz." Siber zorbalık, mahremiyetin ihlali, şiddet ve istismar gibi kötülüklerin yoğun şekilde yer aldığı dijital oyunlar ve içeriklerin aileleri, gençleri olumsuz etkilediğinin altını çizen AİLEYİ, ÇOCUĞU, KADINI, TOPLUMU KORUMAK BİZİM KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR Yayman, "Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi dijitalleşmenin sunduğu imkanlardan faydalanırken kültürümüzü, aile yapımızı, çocuklarımızı ve çocuklarımızın ruh sağlığını koruyacak tedbirleri almak zorundayız. Aile kurumunun korunması, geleceğimiz açısından olmazsa olmaz bir mesele haline gelmiştir. Bugün topyekun insanlık ve medeniyet, bir varoluş problemi, ontolojik bir sorun yaşamaktadır. Etkileşim almak uğruna, şiddetin çocuk istismarının sanal bahisin ve topyekun kötülüğün benimsenmesi ya da teşvik edilmesi gibi çok önemli bir problemle karşı karşıyayız. Biz özgürlük adı altında gençlerimizin dijital ağların, algoritmaların kuşatması altında rehin kalmasını asla istemiyoruz." ifadelerini kullandı. Yayman, gençleri, aileyi korumanın Türkiye için bir milli güvenlik meselesi olduğunu ve asla geri adım atılmayacağını vurguladı. Sosyal medya ve oyun platformlarının gençleri şiddete özendirdiğine ve saldırganlığı normal hale getirdiğine dikkati çeken Yayman, "Dijital ağların büyük bir denetimsizlik içerisinde yol almasını asla kabul edemeyiz. Travmalar, kaygı bozuklukları ve hatta intihar vakaları, dijital linç kültürünün nasıl bir yere evrildiğini ortaya koymaktadır. Dijital zorbalığın engellenmesi bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmalıdır. İnsanı yalnızlaştıran, şiddete yönelten ve psikolojik baskı altına alan bu dijitalleşme asla kabul edilemez ve biz buna izin veremeyiz." değerlendirmesinde bulundu. Yayman, Kovid-19 sürecinin dijital çağın gelişini hızlandırdığını belirterek, teknoloji ve yapay zekayı tehdit değil fırsat olarak gördüklerini, teknolojinin hayatı kolaylaştıran bir rol üstlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Programın açılışında, eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Seyfullah Hacımüftüoğlu, AK Parti Gençlik Kolları Dış İlişkiler Başkanı ve Ankara Milletvekili Zehranur Aydemir, Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurul Üyesi ve ÖZDER Genel Başkanı Ahmet Akça, TİHEK İkinci Başkanı Muhammet Ecevit Carti ile ASBÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan da birer konuşma yaptı.

Dervişoğlu: Çiftçi devlete borçlu değil, devlet çiftçiye borçlu Haber

Dervişoğlu: Çiftçi devlete borçlu değil, devlet çiftçiye borçlu

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM’deki grup konuşmasında tarım politikalarını eleştirerek üretim düzeninin bozulduğunu savundu. ANKARA (İGFA) - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada ekonomi ve tarım politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Geçtiğimiz hafta İzmir ve ilçelerinde vatandaşlarla görüştüğünü aktaran Dervişoğlu, üreticiden esnafa birçok kesimin ekonomik zorluklar nedeniyle varlıklarını satmak zorunda kaldığını ileri sürdü. Tarım sektöründeki sorunlara dikkat çeken Dervişoğlu, üretim düzeninin bozulduğunu ve gıda güvenliğinin risk altında olduğunu savundu. Çiftçiye verilen desteğin milli gelirin en az yüzde 1’i olması gerektiğini belirten Dervişoğlu, devletin tarıma yeterli kaynak ayırmadığını iddia ederek, tarıma aktarılması gerektiğini söylediği kaynaklarla mevcut destekler arasında fark bulunduğunu öne sürdü ve çiftçinin bankalara olan borcunun yaklaşık 31 milyar dolar seviyesinde olduğunu ifade etti. “Hepiniz birer Türk Bayrağısınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin, yere düşürmeyin!” pic.twitter.com/yXJ6ZJ9pF8 — İYİ Parti (@iyiparti) May 13, 2026 “Çiftçi devlete borçlu değil, devlet çiftçiye borçludur” diyen İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, üreticinin temel beklentisinin destek ve adil gelir olduğunu dile getirdi. Daha sonra grup toplantısı ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Dervişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşüp görüşmediğine ilişkin iddialara değinerek, görüşme olursa kamuoyuyla paylaşacağını söyledi. "SİYASİ AHLAK YASASINA İHTİYAÇ VAR" Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın AK Parti’ye katılımına ilişkin de değerlendirmede bulunan İYİ Partili Dervişoğlu, siyasi ahlak yasası ihtiyacına dikkat çekerek seçmen iradesinin korunması gerektiğini ifade etti.

CHP'li iki belediyeden AK Parti'ye katılım... Rozetlerini Erdoğan taktı Haber

CHP'li iki belediyeden AK Parti'ye katılım... Rozetlerini Erdoğan taktı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda CHP’den istifa eden Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal ile Dinar Belediye Başkanı Veysel Topçu’ya parti rozeti taktı. Erdoğan, CHP yönetimine yönelik sert mesajlar verdi. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Genel Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda gündeme ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Toplantıda CHP’den istifa eden Burcu Köksal ile Veysel Topçu’nun AK Parti’ye katılımı da resmiyet kazandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından iki belediye başkanına AK Parti rozetlerini takarak, “Türkiye’ye hizmet mücadelesini bugünden itibaren AK Parti çatısı altında yürütecek Afyonkarahisar ve Dinar Belediye Başkanlarına aramıza hoş geldiniz diyorum” ifadelerini kullandı. AK Parti’nin kuruluşunun 25’inci yılına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin 14 Ağustos 2001’de “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sloganıyla çıktığı yolda milletin desteğiyle kararlılıkla yürüdüğünü söyledi. CHP yönetimine yönelik sert eleştirilerde bulunan Erdoğan, “İyice muvazeneyi yitiren CHP yönetiminin kirli siyaseti bizi yolumuzdan alıkoyamaz. Siyasi üslup kişinin aynasıdır. Karakter suikastı yapanlar, karakter fukaralarının ta kendileridir” dedi. "MEYHANE JARGONUYLA KAPASİTE AÇIĞI KAPATILAMAZ" CHP’nin siyaset dilini de eleştiren Erdoğan, “Meyhane jargonuyla ona buna saldırarak, hakaret ederek siyasetteki kapasite açığı kapatılamaz. CHP yönetimi vatandaşın aklıyla alay etmeyi bırakmalı, başkalarını suçlama kurnazlığından vazgeçmelidir” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’nin hatalarıyla yüzleşmesi gerektiğini belirterek, “CHP yönetimi bahane, bühtan ve fitne üretmeye harcadığı enerjiyi kendi yanlışlarını düzeltmeye ayırmalıdır. Şayet cesaretleri varsa bunları düzeltmek için çaba harcamalıdır” ifadelerini kullandı. https://twitter.com/Akparti/status/2054192128645828944 Afyonkarahisar ile ilgili birlik mesajı da veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni arkadaşlarımızla el ele verecek, tam bir dayanışma içinde Afyon’un daha da gelişmesi için birlikte çalışacağız” dedi. AK Parti’nin siyaset anlayışına da vurgu yapan Erdoğan, “Biz makamda şeref bulan değil, şerefi millete hizmet etmekte gören bir kadroyuz. Bizde kibir, böbürlenme ve millete tepeden bakma yoktur. Hizmet ve eser yarışı vardır” değerlendirmesinde bulundu. Konuşmasının sonunda “Türkiye Yüzyılı” hedefini yineleyen Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı’nı inşa edene kadar durmadan, dinlenmeden çalışacağız” mesajını verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.