Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Cumhuriyet…

Yazının Giriş Tarihi: 29.10.2026 14:14
Yazının Güncellenme Tarihi: 29.10.2026 15:17

Ne güzel bir kelime…

Anlamı, kelimelerden çok daha büyük.

Bir ulusun kendi kendini yönetmesi; her yurttaşın seçme ve seçilme hakkına sahip olması, halkın kendi geleceğini belirleyebilmesidir.

Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçimi değil; eşitlik, özgürlük ve yurttaşlık bilincidir. İnsanın ailesine, servetine ya da ünvanına göre değil, insan olduğu için hak sahibi olmasıdır.

Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, saltanatın kaldırılmasıyla halk egemenliğine dayanan yeni bir dönemin kapısını açtı. Cumhuriyetin kuruluş felsefesini şekillendiren Altı Ok; cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve devrimcilik ilkelerinden oluşuyordu.

Bu ilkeler, dönemin koşulları içinde bağımsız, çağdaş ve kendi geleceğini belirleyebilen bir ülke yaratma hedefini taşıyordu.

Cumhuriyetin kuruluşunu anlamak için yalnızca Anadolu'daki bağımsızlık mücadelesine değil, dönemin uluslararası koşullarına da bakmak gerekir.

Kurtuluş Savaşı sırasında Sovyet Rusya, Ankara Hükûmeti'ne altın, silah ve cephane desteği sağladı.

1921 Moskova Antlaşması'yla iki ülke arasındaki ilişkiler resmî bir zemine oturdu. Bu destek, emperyalist güçlere karşı yürütülen bağımsızlık mücadelesinin önemli dayanaklarından biriydi.

Cumhuriyetin ilanından sonra ise bağımsızlığın ekonomik temellerini oluşturma mücadelesi başladı.

1932'de Sovyetler Birliği'nden alınan destek ve Sovyet uzmanlarının teknik katkıları, Türkiye'nin ilk sanayileşme planının hazırlanmasına destek oldu.

1934'te uygulamaya konulan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, devlet öncülüğünde üretimi geliştirme ve dışa bağımlılığı azaltma hedefi taşıyordu.

Bu tarihsel deneyim, siyasi bağımsızlığın ekonomik bağımsızlıkla tamamlanması gerektiğini gösteriyordu. Çünkü bir ülkenin gerçek anlamda bağımsız olabilmesi, kendi kaynaklarını üretime dönüştürebilmesine ve halkının ihtiyaçlarını karşılayabilmesine de bağlıdır.

Elbette kuruluş döneminin tarihsel sınırları ve çözülememiş sorunları vardı. Ancak bunlar, saltanatın kaldırılmasıyla açılan tarihsel yolun önemini azaltmaz.

Peki, bugün neredeyiz?

Cumhuriyetin ilanının üzerinden bir asırdan fazla zaman geçti. Ancak bugün onun temel değerlerini, kurumlarını ve kazanımlarını yeniden savunmak zorunda kalıyoruz.

1980 askerî darbesi, toplumsal muhalefete yönelik baskılar ve neoliberal politikalar; emeğin güvencesizleşmesine, kamusal varlıkların özelleştirilmesine ve sosyal devlet anlayışının gerilemesine zemin hazırladı. Laiklikten kuvvetler ayrılığına, yargı bağımsızlığından basın özgürlüğüne kadar pek çok alanda yaşanan sorunlar, Cumhuriyetin demokratik niteliğine ilişkin kaygıları büyüttü.

Bütün bu gelişmeleri, Cumhuriyetin kuruluş ilkelerinden uzaklaşma ve bir karşıdevrim süreci olarak değerlendirmek mümkündür.

Çünkü Cumhuriyet, yalnızca adının yaşatılmasıyla korunamaz.

Onu Cumhuriyet yapan; halk egemenliği, hukukun üstünlüğü, laiklik, eşit yurttaşlık ve kamusal sorumluluktur.

Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 600 milletvekili bulunuyor.

Ancak asıl soru, halkın seçtiği temsilcilerin ülkenin geleceğini belirleme konusunda ne ölçüde etkili olabildiğidir.

600 milletvekili, sınırlanmış bir halk iradesi!

Mesele, parlamentonun hukuken yetkisiz olması değil; sahip olduğu yetkileri ne ölçüde kullanabildiği ve halk iradesinin karar süreçlerine ne kadar yansıdığıdır.

Çünkü seçimlerin yapılması, tek başına demokrasinin bütün koşullarını karşılamaz. Gerçek demokrasi; özgür örgütlenmeyi, farklı düşüncelerin ifade edilmesini, hesap verebilirliği ve iktidarın hukukla sınırlandırılmasını gerektirir.

Üstelik Cumhuriyetin kayıpları siyasal alanla sınırlı değildir. İnsanlar çalıştıkları hâlde yoksullaşıyor, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim gelir düzeyine bağlı hâle geliyor, gençler geleceklerini başka ülkelerde arıyor ve emekçiler ürettikleri zenginlikten yeterince pay alamıyorsa Cumhuriyetin toplumsal eşitlik iddiasını da sorgulamak gerekir.

Çünkü halk egemenliği yalnızca sandıkta oy kullanmak değildir.

İnsanların kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olabilmesi, ekonomik ve toplumsal eşitsizliklerin de ortadan kaldırılmasını gerektirir.

Peki, kaybedilen Cumhuriyet yeniden kazanılabilir mi?

Elbette.

Toplumlar örgütlenerek, mücadele ederek ve dayanışma içinde ortak bir gelecek kurabilirler.

Ancak mesele yalnızca geçmişin kazanımlarını savunmak değil, nasıl bir gelecekte yaşamak istediğimize karar vermektir.

Geleceğin Cumhuriyeti, sosyalist bir Cumhuriyet olmalıdır.

Çünkü siyasal eşitliğin ekonomik eşitsizliklerle kuşatıldığı bir düzende özgürlüğün herkes için gerçek olması mümkün değildir. İnsanlar kâğıt üzerinde eşit haklara sahip olsalar da yoksulluk, güvencesizlik ve eğitim olanaklarındaki eşitsizlikler, bu hakları kullanmalarının önünde engel oluşturur.

Sosyalist Cumhuriyet; üretimin ve toplumsal zenginliğin halkın yararına değerlendirilmesini, emeğin sömürüye karşı korunmasını, eğitim ve sağlığın herkes için hak olmasını, barınmanın temel bir ihtiyaç olarak güvence altına alınmasını hedefler.

Halkın ekonomik kararlar üzerinde söz sahibi olması, özgürlüklerin korunması,

bu anlayışın vazgeçilmezidir.

Benim için Cumhuriyetin geleceği burada başlıyor.

Eşitsizliklerin derinleştiği, kamusal yaşamın daraldığı ve halkın karar mekanizmalarından uzaklaştığı bir düzeni sürdürmek yerine; eşitliğin, özgürlüğün, laikliğin ve toplumsal dayanışmanın güçlendiği yeni bir Cumhuriyet kurmalıyız.

Sosyalist bir Cumhuriyette emek sömürülmemeli; hiçbir çocuk yoksulluk yüzünden eğitimden mahrum kalmamalı; sağlık, eğitim ve barınma ayrıcalık değil, hak olmalı. Kadınlar eşit ve özgür yaşamalı, düşünce cezalandırılmamalı ve halk, ülkesinin zenginlikleri üzerinde söz sahibi olmalıdır.

Çünkü Cumhuriyet, yalnızca geçmişten devraldığımız bir miras değil, geleceğe karşı taşıdığımız bir sorumluluktur.

Cumhuriyetin yüzünü yeniden halka çevirmek, emeği özgürleştirmek ve eşitliği gerçek kılmak için…

Yaşasın Sosyalist Cumhuriyet!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.