C. Başkanı Erdoğan’ın oğlu sn. Bilal Erdoğan’dan bir açıklama geldi, bir süredir her yerde görmeye başladık kendisini, babasının yerine hazırlandığını söyleyenler çoğunlukta, hayırlısı olsun her Türk vatandaşı gibi onunda bu hakkı var tabi ki, şunları söylemiş B. Erdoğan, topraklarımız işgal edilmeden önce, aydınlarımızın adeta kafalarının içi işgal edilmişti, batı karşısındaki aşağılık kompleksiyle biz artık yapamayız, biz kaybettik diye düşünüyorlardı. 200 yıl boyunca kılık kıyafeti taklit etmeye çalıştık, çok şükür ki geldiğimiz noktada bu aydın sınıfı tasfiye oldu ama ortaya yeni bir aydın sınıfı çıkmış değil. Toplumun saygı duyduğu, sözüne itibar ettiği, yerli ve milli olan yeni bir aydın sınıfına ihtiyacımız var dedi.
Peki kimdir bu yerli milli yeni aydın sınıfı ? ,buna da örnek verdi aslında yerli milli aydın tipini tarif etti, kafasında fesle dolaşan tımarhanelik fesli Kadir’i tarif etti ve örnek gösterdi. Fesli Kadirin dediği ümmet dibi gördü, bundan sonra çıkış trendindeyiz dediğini hatırlattı.
Bu fesli Kadir denen kişi tam bir Atatürk ve Cumhuriyet düşmanıdır hiçte gizlemedi açık açık 10 kasım da saat 9.5 geçe kenefe gidin diyen bir aşağılıktır. Keşke Yunan galip gelseydi, Atatürk’ü beğenen kâfir dir diyen bir zihniyettir bu.
Bakırköy akıl hastanesinde tedavi görmüştür, İstiklal marşımızın yazarı M. Akif Ersoy için sersemin teki, pezevenk diyebilen, Çanakkale harbi büyük bir harp değildir diyen bu serserinin sadece Bakırköy’de değil Cerrahpaşa tıp fakültesi psikiyatri kliniğinden de raporu vardır. Hilafet gelsin de isterse Türkiye batsın ben razıyım diyen bir akıl hastasıydı, sn. B. Erdoğan’ın yerli ve milli aydın dediği kişi işte bu.
Hepsinin kökeni Rıza Nur denilen bir ruh hastasına dayanıyor bunların, Çorum’da bir hastaneye adı verilen İskilip’li Atıf hoca’da bunlardan biridir, Atatürk için kadın düşkünü, eşcinsel, Çankaya köşkünü kerhane’ye çevirdi, Zübeyde hanım’ın Selanik te kerhane işlettiğini, babasının Ali Rıza Bey olmadığını kitaplarında yazan bir ruh hastası, bunu da saklamıyor aslında kendi karısının namussuz bir kadın olduğunu, evde çalışan kızları çırıl çıplak soyup dans ettirdiğini, kendisinin eş cinsel olduğunu ve karısının kendisini boynuzladığını bu işte M. Kemal ve İsmet İnönü nün parmağı olduğunu söyleyen bir ruh hastasıydı Rıza Nur.
Çanakkale ve Bursa’da camilerin kerhane yapıldığı gibi yüzlerce yalan söyledi bu zavallılar. Üzücü olan yerli ve milli aydın olarak örnek gösterilmeye çalışılan tımarhanelik kişiler bunlar, bu nedenle sn. Bilal Erdoğan’ın bir daha düşünmesinde fayda var.
TESADÜF BU YA
Tam da milyonlarca çalışanın alacağı asgari ücret ve emekliye verilecek maaşlar belirleneceği sırada bir den bire ortalık toz duman oldu. Ünlü Şöhretli isimler hangi uyuşturucu maddeyi kullanmış, telefonunda ne varmış, bırakın bu cambaz oyunlarını, ünlüler âlemi ne kadar da bozukmuş derken arkadan cüzdan boşaltıyorlar. Kimsenin inanmadığı TÜİK’ in verileriyle bile kazıklanıyoruz, neymiş enflasyona ezdirmedik öylemi bakın çok basit bir hesap 2024 asgari ücret 17 000. TL., 2024 Aralık TÜİK enflasyon % 44.38, 2025 TÜİK enflasyon %31.07, alın bir hesap makinası çoğunuzun telefonunda da var, 2024 asgari ücretini 2024-2025 enflasyonu ile çarpın sonuç doğruluğuna asla kimsenin inanmadığı TÜİK’e rağmen 32 174 TL. Çıkıyor, ne açıklandı 28 075 TL. Yani cebimizden 4099 TL. Çalınmış, Bizi ünlüler, kulüp başkanları, bahis konusunda yüzlerce sporcu ve hakemlerle, pudra şekerleri ile oyalarken her ay cebimizden 4099 TL. Gitti farkında mısınız, geçenlerde Denizli MHP il başkanı emekli şükretmiyor diyerek gen. bşk. nı Bahçeli nin söylediği bu sefalet ücretidir lafına da ters düştü aslında, neyin şükrü kardeşim doğru olan rakam aslında bu değil bunun en az üç katı neyin şükretmesinden bahsediyorsun, insanlar açlığa karşı mücadele veriyor, çocuklarımız protein alamıyor, makarna yemekten akıl makıl kalmadı, şükretmiyorlarmış.
Bu 4099 TL. ne demek biliyor musunuz ekmek demek, evin aylık faturaları demek, çocuğun okul servisi veya harçlığı demek, Kasap’ın önünden geçerken kokusunu duyup alamadığın et demek, yıllık 50 bin TL. Yapar neredeyse iki asgari ücrettir. Ekonomi kötüye mi gidiyor, enflasyon patladı mı at ortaya bir magazin bombası, bu senaryoyu o kadar çok izledik ki sonucunu artık ezbere biliyoruz. O ünlüler konuşulur bir süre sonra unutulur ama ev sahibi kapıya dayandığında, market kasasında, aylık ödenecek faturalar geldiğinde işte o zaman gerçeklerle yüzleşeceksin arkadaş.
Siz bakmayın adının uyuşturucu operasyonu olduğuna asıl tezgâh milleti uyuşturma operasyonu dur bu, cebimizden çalınan 4 bin TL’yi unutturma operasyonu da diyebiliriz.
KURU ÜZÜM
Müjde gibi servis edildi, kuru üzüm ihracatında rekor kırdık, 546 milyon dolarla Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştık, hepimiz duyduğumuz gibi büyük bir başarı olarak düşünebiliriz aslında öyle değil iş bilmez, liyakat sız yöneticiler yüzünden içler acısı bir durumla karşı karşıyayız.
Türkiye sezon boyunca 84 ülkeye kuru üzüm sattı, İtalya 51 milyon dolar, Fransa 33 milyon dolarla alıcılar arasında üst sıradakiler, Dünyanın en çok üzüm üreten ülkesi ise yılda 15 milyon ton ile Çin, Fransa 12, İtalya 8 milyon ton ile ilk üçü oluşturuyorlar Türkiye ise 4 milyon ton ile 6. sırada, iyide Türkiye kendisinden üç kat fazla üzüm üreten Fransa’ya, iki katı kadar üreten İtalya’ya kuru üzüm satıyor, tereciye tere satmak gibi bir şey bu, peki o kadar çok üretirken neden bizden kuru üzüm alıyorlar.
Fransa ve İtalya kendi üzümlerinin % 90 nını içki ve şarap üretimine ayırıyor, bu sayede kasasına milyar dolarları koyuyorlar, sonra dönüp bizden ucuza kuru üzüm alıyorlar. Yaş üzümün % 70-80 i sudur bir başka deyişle 10 kg. yaş üzümden 2 kg. kuru üzüm çıkar. 2024 yılında Fransa 15.6 milyar dolarlık içki ihraç etti, İtalya ise 10.7 milyar dolar, Türkiye ise 50 milyon dolarlık içki ihraç etmiş rezalete bakar mısınız bizden iki veya üç katı fazla üretimi olanların kazandığı paraya ne diyelim, 546 milyon dolarlık satışla birde utanmadan Cumhuriyet tarihinin diyebiliyor bari onu karıştırma, peki ne kadar içki ithal etmiş dışardan Türkiye 600 milyon dolar, kaçak giren içkinin de haddi hesabı yok rakam belli değil.
Bakın bizim üzümlerimizin kalitesi bu ülkelere on basar, dünyanın en kaliteli şaraplarını üretip satabiliriz, bizde kasamıza milyar dolarları bu sayede koyabiliriz ama başında da söylediğimiz gibi iş bilmez, liyakatsiz,eğitimsiz kişilerle maalesef buraya kadar, bu iş profesyonellerin işi.
AMAN YERİM SOĞUMASIN
Murat Muratoğlu Nefes gazetesi ekonomi yazarı sürekli okurum çokta faydalanırım yazılarından, dürüstlüğüne, doğruluğuna kefilim, fırsat buldukça mutlaka okumaya çalışın dostlar.
Yıl 2001 Apple İpod’u tanıttı sadece müzik çalan bir aletti İphone denen dünyanın en pahalı telefonunun çıkmasına daha 6 yıl var tam o yıl Rıfat Hisarcıklıoğlu TOBB başkanı oldu. Aradan 25 yıl geçti, çeyrek asır diyebiliriz. Türkiye’de sistem değişti, yeni nesiller yetişti Rıfat bey hala o koltukta oturuyor, insan merak ediyor ne var o koltukta.
Daha’da beteri var, film gibi, Bendevi Palandöken, 1962 de bakkalığa başladı, 1984 de Ankara Bakkallar odası başkanı oldu, Bin Dokuz Yüz Seksen Dört yanlış anlaşılmasın, Kenan Evren C. Başkanı, Berlin duvarı bile yıkılmamış, sonra daha bir felaket oda başkanlığından sonra Federasyon Bşk.nı, TESK Başkanı ve Kredi koopratifi başkanı, beyler 42 sene akıl alır gibi değil, yok mu bu işi yapacak başka biri, gençlerin önü nasıl açılacak.
Bu düzenin içinde Demokrasi yeşerir mi asla, 2004 de iki dönem ( 8 yıl ) yeter dendi, bu ağalar bunu yer mi 2013 yılında kulisler, davalar derken seçme, seçilme hakkına aykırı diyerek süre sınırlaması kaldırıldı, Bu kişiler seçimlere bu saatten sonra devlet gibi giriyorlar, odanın bütçesi, araçları, personeli tüm imkanları ellerinde rakip çıkabilir mi bunlara, Ankara Tic. Borsası başkanı 31 yıl, İzmir Ege, Antalya, Samsun, Sivas tablo hep ayni, bakın İstanbul Tic. Odası başkanı Ş. Avagiç yaklaşık 8 yıldır bu görevde, başta THY Yönt. Krl. Üyeliği olmak üzere 20 ayrı kurumda yöneticilik yapıyor, huzur hakkı adı altında maaş alıyor, bunların dışında bu durumda olan binlercesi var, tabi sadece Oda ve Borsalardan bahsettik, ya diğerleri.
Ne koltukmuş be arkadaş bunlar çok zorda olsa bir şekilde kaybetseler yemin ediyorum o koltuğu sırtlayıp yanlarında götürürler.
Doğma büyüme Kestelli’yim hatta Kestel’imizi 1893 yılında Osmanlı dönemin de Bulgaristan’dan gelip kuran ailenin çocuklarıyız, 2004 yılında CHP’den Kestel bld. Mec. Üyeliği teklifi yapıldı o yıllarda Bursa Tic. San. Odası bşk. vekiliyim Kestel’de CHP’de bu işi hak etmiş onlarca arkadaşımız var başka bir deyişle onlar mutfakta çalışmış biz gelip hazır masaya oturacağız, gelen baskılara dayanamayıp sonunda olduk ama 2. Dönem devam etmem istenmişti kabul etmedim çünkü o görevi Kestel de benden çok daha fazla hak etmiş arkadaşlarımız vardı onların önünü açmalıydım öylede oldu, o nedenle bu koltuklara yapışıp kalmayalım, arkadan gelen genç arkadaşlarımıza hem örnek olalım hem de önlerini açalım.
Kalın sağlıcakla
Osman Fahri Ünal
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Osman Fahri Ünal
BİR DAHA DÜŞÜNMELİ
C. Başkanı Erdoğan’ın oğlu sn. Bilal Erdoğan’dan bir açıklama geldi, bir süredir her yerde görmeye başladık kendisini, babasının yerine hazırlandığını söyleyenler çoğunlukta, hayırlısı olsun her Türk vatandaşı gibi onunda bu hakkı var tabi ki, şunları söylemiş B. Erdoğan, topraklarımız işgal edilmeden önce, aydınlarımızın adeta kafalarının içi işgal edilmişti, batı karşısındaki aşağılık kompleksiyle biz artık yapamayız, biz kaybettik diye düşünüyorlardı. 200 yıl boyunca kılık kıyafeti taklit etmeye çalıştık, çok şükür ki geldiğimiz noktada bu aydın sınıfı tasfiye oldu ama ortaya yeni bir aydın sınıfı çıkmış değil. Toplumun saygı duyduğu, sözüne itibar ettiği, yerli ve milli olan yeni bir aydın sınıfına ihtiyacımız var dedi.
Peki kimdir bu yerli milli yeni aydın sınıfı ? ,buna da örnek verdi aslında yerli milli aydın tipini tarif etti, kafasında fesle dolaşan tımarhanelik fesli Kadir’i tarif etti ve örnek gösterdi. Fesli Kadirin dediği ümmet dibi gördü, bundan sonra çıkış trendindeyiz dediğini hatırlattı.
Bu fesli Kadir denen kişi tam bir Atatürk ve Cumhuriyet düşmanıdır hiçte gizlemedi açık açık 10 kasım da saat 9.5 geçe kenefe gidin diyen bir aşağılıktır. Keşke Yunan galip gelseydi, Atatürk’ü beğenen kâfir dir diyen bir zihniyettir bu.
Bakırköy akıl hastanesinde tedavi görmüştür, İstiklal marşımızın yazarı M. Akif Ersoy için sersemin teki, pezevenk diyebilen, Çanakkale harbi büyük bir harp değildir diyen bu serserinin sadece Bakırköy’de değil Cerrahpaşa tıp fakültesi psikiyatri kliniğinden de raporu vardır. Hilafet gelsin de isterse Türkiye batsın ben razıyım diyen bir akıl hastasıydı, sn. B. Erdoğan’ın yerli ve milli aydın dediği kişi işte bu.
Hepsinin kökeni Rıza Nur denilen bir ruh hastasına dayanıyor bunların, Çorum’da bir hastaneye adı verilen İskilip’li Atıf hoca’da bunlardan biridir, Atatürk için kadın düşkünü, eşcinsel, Çankaya köşkünü kerhane’ye çevirdi, Zübeyde hanım’ın Selanik te kerhane işlettiğini, babasının Ali Rıza Bey olmadığını kitaplarında yazan bir ruh hastası, bunu da saklamıyor aslında kendi karısının namussuz bir kadın olduğunu, evde çalışan kızları çırıl çıplak soyup dans ettirdiğini, kendisinin eş cinsel olduğunu ve karısının kendisini boynuzladığını bu işte M. Kemal ve İsmet İnönü nün parmağı olduğunu söyleyen bir ruh hastasıydı Rıza Nur.
Çanakkale ve Bursa’da camilerin kerhane yapıldığı gibi yüzlerce yalan söyledi bu zavallılar. Üzücü olan yerli ve milli aydın olarak örnek gösterilmeye çalışılan tımarhanelik kişiler bunlar, bu nedenle sn. Bilal Erdoğan’ın bir daha düşünmesinde fayda var.
TESADÜF BU YA
Tam da milyonlarca çalışanın alacağı asgari ücret ve emekliye verilecek maaşlar belirleneceği sırada bir den bire ortalık toz duman oldu. Ünlü Şöhretli isimler hangi uyuşturucu maddeyi kullanmış, telefonunda ne varmış, bırakın bu cambaz oyunlarını, ünlüler âlemi ne kadar da bozukmuş derken arkadan cüzdan boşaltıyorlar. Kimsenin inanmadığı TÜİK’ in verileriyle bile kazıklanıyoruz, neymiş enflasyona ezdirmedik öylemi bakın çok basit bir hesap 2024 asgari ücret 17 000. TL., 2024 Aralık TÜİK enflasyon % 44.38, 2025 TÜİK enflasyon %31.07, alın bir hesap makinası çoğunuzun telefonunda da var, 2024 asgari ücretini 2024-2025 enflasyonu ile çarpın sonuç doğruluğuna asla kimsenin inanmadığı TÜİK’e rağmen 32 174 TL. Çıkıyor, ne açıklandı 28 075 TL. Yani cebimizden 4099 TL. Çalınmış, Bizi ünlüler, kulüp başkanları, bahis konusunda yüzlerce sporcu ve hakemlerle, pudra şekerleri ile oyalarken her ay cebimizden 4099 TL. Gitti farkında mısınız, geçenlerde Denizli MHP il başkanı emekli şükretmiyor diyerek gen. bşk. nı Bahçeli nin söylediği bu sefalet ücretidir lafına da ters düştü aslında, neyin şükrü kardeşim doğru olan rakam aslında bu değil bunun en az üç katı neyin şükretmesinden bahsediyorsun, insanlar açlığa karşı mücadele veriyor, çocuklarımız protein alamıyor, makarna yemekten akıl makıl kalmadı, şükretmiyorlarmış.
Bu 4099 TL. ne demek biliyor musunuz ekmek demek, evin aylık faturaları demek, çocuğun okul servisi veya harçlığı demek, Kasap’ın önünden geçerken kokusunu duyup alamadığın et demek, yıllık 50 bin TL. Yapar neredeyse iki asgari ücrettir. Ekonomi kötüye mi gidiyor, enflasyon patladı mı at ortaya bir magazin bombası, bu senaryoyu o kadar çok izledik ki sonucunu artık ezbere biliyoruz. O ünlüler konuşulur bir süre sonra unutulur ama ev sahibi kapıya dayandığında, market kasasında, aylık ödenecek faturalar geldiğinde işte o zaman gerçeklerle yüzleşeceksin arkadaş.
Siz bakmayın adının uyuşturucu operasyonu olduğuna asıl tezgâh milleti uyuşturma operasyonu dur bu, cebimizden çalınan 4 bin TL’yi unutturma operasyonu da diyebiliriz.
KURU ÜZÜM
Müjde gibi servis edildi, kuru üzüm ihracatında rekor kırdık, 546 milyon dolarla Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştık, hepimiz duyduğumuz gibi büyük bir başarı olarak düşünebiliriz aslında öyle değil iş bilmez, liyakat sız yöneticiler yüzünden içler acısı bir durumla karşı karşıyayız.
Türkiye sezon boyunca 84 ülkeye kuru üzüm sattı, İtalya 51 milyon dolar, Fransa 33 milyon dolarla alıcılar arasında üst sıradakiler, Dünyanın en çok üzüm üreten ülkesi ise yılda 15 milyon ton ile Çin, Fransa 12, İtalya 8 milyon ton ile ilk üçü oluşturuyorlar Türkiye ise 4 milyon ton ile 6. sırada, iyide Türkiye kendisinden üç kat fazla üzüm üreten Fransa’ya, iki katı kadar üreten İtalya’ya kuru üzüm satıyor, tereciye tere satmak gibi bir şey bu, peki o kadar çok üretirken neden bizden kuru üzüm alıyorlar.
Fransa ve İtalya kendi üzümlerinin % 90 nını içki ve şarap üretimine ayırıyor, bu sayede kasasına milyar dolarları koyuyorlar, sonra dönüp bizden ucuza kuru üzüm alıyorlar. Yaş üzümün % 70-80 i sudur bir başka deyişle 10 kg. yaş üzümden 2 kg. kuru üzüm çıkar. 2024 yılında Fransa 15.6 milyar dolarlık içki ihraç etti, İtalya ise 10.7 milyar dolar, Türkiye ise 50 milyon dolarlık içki ihraç etmiş rezalete bakar mısınız bizden iki veya üç katı fazla üretimi olanların kazandığı paraya ne diyelim, 546 milyon dolarlık satışla birde utanmadan Cumhuriyet tarihinin diyebiliyor bari onu karıştırma, peki ne kadar içki ithal etmiş dışardan Türkiye 600 milyon dolar, kaçak giren içkinin de haddi hesabı yok rakam belli değil.
Bakın bizim üzümlerimizin kalitesi bu ülkelere on basar, dünyanın en kaliteli şaraplarını üretip satabiliriz, bizde kasamıza milyar dolarları bu sayede koyabiliriz ama başında da söylediğimiz gibi iş bilmez, liyakatsiz,eğitimsiz kişilerle maalesef buraya kadar, bu iş profesyonellerin işi.
AMAN YERİM SOĞUMASIN
Murat Muratoğlu Nefes gazetesi ekonomi yazarı sürekli okurum çokta faydalanırım yazılarından, dürüstlüğüne, doğruluğuna kefilim, fırsat buldukça mutlaka okumaya çalışın dostlar.
Yıl 2001 Apple İpod’u tanıttı sadece müzik çalan bir aletti İphone denen dünyanın en pahalı telefonunun çıkmasına daha 6 yıl var tam o yıl Rıfat Hisarcıklıoğlu TOBB başkanı oldu. Aradan 25 yıl geçti, çeyrek asır diyebiliriz. Türkiye’de sistem değişti, yeni nesiller yetişti Rıfat bey hala o koltukta oturuyor, insan merak ediyor ne var o koltukta.
Daha’da beteri var, film gibi, Bendevi Palandöken, 1962 de bakkalığa başladı, 1984 de Ankara Bakkallar odası başkanı oldu, Bin Dokuz Yüz Seksen Dört yanlış anlaşılmasın, Kenan Evren C. Başkanı, Berlin duvarı bile yıkılmamış, sonra daha bir felaket oda başkanlığından sonra Federasyon Bşk.nı, TESK Başkanı ve Kredi koopratifi başkanı, beyler 42 sene akıl alır gibi değil, yok mu bu işi yapacak başka biri, gençlerin önü nasıl açılacak.
Bu düzenin içinde Demokrasi yeşerir mi asla, 2004 de iki dönem ( 8 yıl ) yeter dendi, bu ağalar bunu yer mi 2013 yılında kulisler, davalar derken seçme, seçilme hakkına aykırı diyerek süre sınırlaması kaldırıldı, Bu kişiler seçimlere bu saatten sonra devlet gibi giriyorlar, odanın bütçesi, araçları, personeli tüm imkanları ellerinde rakip çıkabilir mi bunlara, Ankara Tic. Borsası başkanı 31 yıl, İzmir Ege, Antalya, Samsun, Sivas tablo hep ayni, bakın İstanbul Tic. Odası başkanı Ş. Avagiç yaklaşık 8 yıldır bu görevde, başta THY Yönt. Krl. Üyeliği olmak üzere 20 ayrı kurumda yöneticilik yapıyor, huzur hakkı adı altında maaş alıyor, bunların dışında bu durumda olan binlercesi var, tabi sadece Oda ve Borsalardan bahsettik, ya diğerleri.
Ne koltukmuş be arkadaş bunlar çok zorda olsa bir şekilde kaybetseler yemin ediyorum o koltuğu sırtlayıp yanlarında götürürler.
Doğma büyüme Kestelli’yim hatta Kestel’imizi 1893 yılında Osmanlı dönemin de Bulgaristan’dan gelip kuran ailenin çocuklarıyız, 2004 yılında CHP’den Kestel bld. Mec. Üyeliği teklifi yapıldı o yıllarda Bursa Tic. San. Odası bşk. vekiliyim Kestel’de CHP’de bu işi hak etmiş onlarca arkadaşımız var başka bir deyişle onlar mutfakta çalışmış biz gelip hazır masaya oturacağız, gelen baskılara dayanamayıp sonunda olduk ama 2. Dönem devam etmem istenmişti kabul etmedim çünkü o görevi Kestel de benden çok daha fazla hak etmiş arkadaşlarımız vardı onların önünü açmalıydım öylede oldu, o nedenle bu koltuklara yapışıp kalmayalım, arkadan gelen genç arkadaşlarımıza hem örnek olalım hem de önlerini açalım.
Kalın sağlıcakla
Osman Fahri Ünal