Rivayete göre Bafa gölü civarında Beşparmak dağlarından geçtiği söylenen Spartacus’u, çeşitliihikayelerden derlemelerle anlatmaya çalışacağım: SpartacusKöleliğe karşı verdiği savaşla bu gün bile ikon ve rol model olmaya devam ediyor.MarcusCrasus savaş meydanında bağırdı. “Bana çabuk Spartacus’u (spartaküs’ü) bulun, dirisi yoksa ölüsünü istiyorum”.MarcusCrasus kesin zaferini elde etmişti. Roma’dan Capua kentine doğru uzanan Appia yolunun iki kenarında çarmıhlar kurulmuş, sağ ele geçen köleler burada çarmıha gerilerek infaz ediliyor. Sorun m.ö 71 yılında sosyal medyanın olmamasıydı. Spartacushakkında tek bilinen burnunda hafif eğrilik olması dışında bir bilgileri yoktu.MarcusCrasus çarmıha gerilmek için sırada bekleyen zincirlenmiş kölelere “Spartacushanginiz?”diye sordu, onlar hep bir ağızdan “Spartacus benim!” diye bağırdı. M.Ö. 71 yılında Spartacus 73 arkadaşıyla Gladyatör okulundan kaçarak, Gladyatör giysi ve araç gereçleri bulunan bir at arabasını ele geçirdiler. Sadece bu araç gereçlerle çıkardıkları isyanda, Roma ordusunu üç kez yenmişti. Spartacus ve yanındaki 73 kişi kaçtığında Roma bunu çok önemsemedi. Zaten o dönemde Kölelerin kaçması yaygın bir durumdu. Roma ve Senato için yapılan toplu firar diğerlerinden farklı olamazdı. Senato kölelerin yakalanması için 3000 Kişilik bir kuvvetin yeteceğini düşünüp ordunun başına Cladius'u getirdi.Bu sırada doğu yönünde ilerleyen Spartacus kendine bir çok yeni taraftar bulmuştu bile, Spartacus’ ün varlığını duyan köleler bir umutla firara ederek ona katılıyorlardı. Roma ordusu ile karşılaştıklarında onları kolayca alt ederek, Orduya ait teçhizat ve kumanyayı da elde etmiş oluyordu. Spartacus Köle ordusunu alarak güneye doğru ilerlemeyi sürdürdü. Güney ilerleyişi kendisine daha fazla katılımlarla devam etti. Köle ordusu o kadar büyümüştü ki Spartacus artık onları kontrol edemiyordu. Yol üzerindeki köy ve yerleşimler çapulcular tarafından Spartacus'ün bilgisi dışında yağmalanıyordu
Spartacus canını sıkan bu duruma Roma Senatosuna benzer bir yapı kurarak son vermeyi düşündü. Yağma durmalıydı, En yakın dostu Draba, Capualı Crixius bu yolda ona yardımcı olacaklardı. Trakia (Trakya) ve Galia (Galya,Fransızlar) birliklerini Capualı Crixius idare edecekti. Spartacus savaşı kazanacağını bilmesine rağmen savaş istemiyor, fakat dostları hiç çekinmeden bu savaşı yapmaları konusunda hem fikir oluyorlardı. Spartacus savaş yerine Sicilya adasına geçerek burada bağımsız bir devlet kurmak istiyordu. Afrika’da maden ocaklarından Roma'ya köle olarak satılmasından sonra özgürlüğün tadına varmış olduğundan bunu kaybetmeye hiç niyeti yoktu. Güneyde geçici yerleşim kurarak bunu pekiştirmek istese ‘de Romalılar yeni ve daha büyük seçkin birliklerini onların peşine yollamıştı. İlk savaşta Roma ordusu yenilmesine rağmen peşlerini bırakmadı. Aldığı bu seri galibiyetler, köle ordusu içindeki Galya'lıların savaş sırasında daha başıboş daha cüretkâr kararları tek başlarına vermelerine neden olmuştu. Marcus Crasus bu başı bozuk savaşçıların bolca hata yapmalarına izin verip bulduğu gedikten hepsini kuşatmaya alarak yenmeyi başardı.
Sonuç olarak daha önce hiç savaşmamış köleler büyük çoğunluğu ilk defa yaşadıkları bu kuşatmada teslim olarak belki canımız bağışlanır köle olarak devam ederiz temennisi gerçek olmamış,Marcus Crasus sağ ele geçen köleleri Capua şehrine tekrar götürerek, ibret olması ve bir daha ayaklanma çıkmaması için kadın çocuk demeden, Yolun sağına ve soluna eşit aralıklarla çarmıha gererek idam etmiştir. Rivayete göre Spartacus öldüğü söylenmesinin yanında köle eşiyle birlikte kaçtığı ve bir oğlu olduğu söylenmiştir.
Bu hafta sizlere Bursa’da yasayan Yazar İhsan Zafer arkadaşımın 2025 yılında İletişim yayınlarından çıkan ‘’ Lütfen ellerinizi kaldırır mısınız? ‘’ Adlı kitabını öneriyorum. Saygımla.
“İnegöl’de hatırı sayılır bir güç olmuştuk. O zamanlar halkın büyük çoğunluğunun sağcı ve tutucu olduğu bir yerde solcu olmak, ‘Sosyalistim, komünistim’ diye ortalık yerde konuşmak zordu.”
Sosyalist hareketin canlandığı 1975-1980 yılları arasında, adını belki daha önce duymadığımız binlerce genç kendini “devrimci” olarak tarif ediyordu. İhsan Zafer’in küçük bir kasabada başlayıp büyük şehirlere, oradan da cezaevine uzanan hayat hikâyesini anlatışındaki rahatlık, o dönem gençliğini en doğal haliyle tanımamızı sağlıyor.’’
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Harun Hüsam KURT
Spartacus Efsanesi
Rivayete göre Bafa gölü civarında Beşparmak dağlarından geçtiği söylenen Spartacus’u, çeşitliihikayelerden derlemelerle anlatmaya çalışacağım: SpartacusKöleliğe karşı verdiği savaşla bu gün bile ikon ve rol model olmaya devam ediyor.MarcusCrasus savaş meydanında bağırdı. “Bana çabuk Spartacus’u (spartaküs’ü) bulun, dirisi yoksa ölüsünü istiyorum”.MarcusCrasus kesin zaferini elde etmişti. Roma’dan Capua kentine doğru uzanan Appia yolunun iki kenarında çarmıhlar kurulmuş, sağ ele geçen köleler burada çarmıha gerilerek infaz ediliyor. Sorun m.ö 71 yılında sosyal medyanın olmamasıydı. Spartacushakkında tek bilinen burnunda hafif eğrilik olması dışında bir bilgileri yoktu.MarcusCrasus çarmıha gerilmek için sırada bekleyen zincirlenmiş kölelere “Spartacushanginiz?”diye sordu, onlar hep bir ağızdan “Spartacus benim!” diye bağırdı. M.Ö. 71 yılında Spartacus 73 arkadaşıyla Gladyatör okulundan kaçarak, Gladyatör giysi ve araç gereçleri bulunan bir at arabasını ele geçirdiler. Sadece bu araç gereçlerle çıkardıkları isyanda, Roma ordusunu üç kez yenmişti. Spartacus ve yanındaki 73 kişi kaçtığında Roma bunu çok önemsemedi. Zaten o dönemde Kölelerin kaçması yaygın bir durumdu. Roma ve Senato için yapılan toplu firar diğerlerinden farklı olamazdı. Senato kölelerin yakalanması için 3000 Kişilik bir kuvvetin yeteceğini düşünüp ordunun başına Cladius'u getirdi.Bu sırada doğu yönünde ilerleyen Spartacus kendine bir çok yeni taraftar bulmuştu bile, Spartacus’ ün varlığını duyan köleler bir umutla firara ederek ona katılıyorlardı. Roma ordusu ile karşılaştıklarında onları kolayca alt ederek, Orduya ait teçhizat ve kumanyayı da elde etmiş oluyordu. Spartacus Köle ordusunu alarak güneye doğru ilerlemeyi sürdürdü. Güney ilerleyişi kendisine daha fazla katılımlarla devam etti. Köle ordusu o kadar büyümüştü ki Spartacus artık onları kontrol edemiyordu. Yol üzerindeki köy ve yerleşimler çapulcular tarafından Spartacus'ün bilgisi dışında yağmalanıyordu
Spartacus canını sıkan bu duruma Roma Senatosuna benzer bir yapı kurarak son vermeyi düşündü. Yağma durmalıydı, En yakın dostu Draba, Capualı Crixius bu yolda ona yardımcı olacaklardı. Trakia (Trakya) ve Galia (Galya,Fransızlar) birliklerini Capualı Crixius idare edecekti. Spartacus savaşı kazanacağını bilmesine rağmen savaş istemiyor, fakat dostları hiç çekinmeden bu savaşı yapmaları konusunda hem fikir oluyorlardı. Spartacus savaş yerine Sicilya adasına geçerek burada bağımsız bir devlet kurmak istiyordu. Afrika’da maden ocaklarından Roma'ya köle olarak satılmasından sonra özgürlüğün tadına varmış olduğundan bunu kaybetmeye hiç niyeti yoktu. Güneyde geçici yerleşim kurarak bunu pekiştirmek istese ‘de Romalılar yeni ve daha büyük seçkin birliklerini onların peşine yollamıştı. İlk savaşta Roma ordusu yenilmesine rağmen peşlerini bırakmadı. Aldığı bu seri galibiyetler, köle ordusu içindeki Galya'lıların savaş sırasında daha başıboş daha cüretkâr kararları tek başlarına vermelerine neden olmuştu. Marcus Crasus bu başı bozuk savaşçıların bolca hata yapmalarına izin verip bulduğu gedikten hepsini kuşatmaya alarak yenmeyi başardı.
Sonuç olarak daha önce hiç savaşmamış köleler büyük çoğunluğu ilk defa yaşadıkları bu kuşatmada teslim olarak belki canımız bağışlanır köle olarak devam ederiz temennisi gerçek olmamış,Marcus Crasus sağ ele geçen köleleri Capua şehrine tekrar götürerek, ibret olması ve bir daha ayaklanma çıkmaması için kadın çocuk demeden, Yolun sağına ve soluna eşit aralıklarla çarmıha gererek idam etmiştir. Rivayete göre Spartacus öldüğü söylenmesinin yanında köle eşiyle birlikte kaçtığı ve bir oğlu olduğu söylenmiştir.
Bu hafta sizlere Bursa’da yasayan Yazar İhsan Zafer arkadaşımın 2025 yılında İletişim yayınlarından çıkan ‘’ Lütfen ellerinizi kaldırır mısınız? ‘’ Adlı kitabını öneriyorum. Saygımla.
“İnegöl’de hatırı sayılır bir güç olmuştuk. O zamanlar halkın büyük çoğunluğunun sağcı ve tutucu olduğu bir yerde solcu olmak, ‘Sosyalistim, komünistim’ diye ortalık yerde konuşmak zordu.”
Sosyalist hareketin canlandığı 1975-1980 yılları arasında, adını belki daha önce duymadığımız binlerce genç kendini “devrimci” olarak tarif ediyordu. İhsan Zafer’in küçük bir kasabada başlayıp büyük şehirlere, oradan da cezaevine uzanan hayat hikâyesini anlatışındaki rahatlık, o dönem gençliğini en doğal haliyle tanımamızı sağlıyor.’’