Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Modern İnsanlar Hiç Var Olmasaydı Dünya Nasıl Bir Yer Olurdu?- 1

Yazının Giriş Tarihi: 22.09.2026 08:20
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.09.2026 08:20

Yaşadığımız dünyayı pek çok türün soyunu tüketme pahasına şekillendirdik Peki, insan türünün hiç var olmadığı bir dünya nasıl bir yer olurdu?

Son buzul çağında yaşamış büyük bir armadillo benzeri yaratık olan soyu tükenmiş Glyptodon’un bir illüstrasyonu. İnsanlar, modern metropollerimizin sembolü olan devasa gökdelenlerden piramitlere ve diğer antik anıtlara, gezegenimizin her yerine izlerini bıraktı. Uçsuz bucaksız tarım arazileri ve her yeri birbirine bağlayan yollar, insan faaliyetlerinin en belirgin izleri. Peki, insan türünün hiç var olmadığı bir dünya nasıl bir yer olurdu? Bazı bilim insanlarının bu soruya verdikleri cevapta, tanıdık olduğumuz türlerden yabancı olduğumuz türlere büyük bir canlı çeşitliliğinin yaşam sürdüğü bakir bir dünya ile karşılaşırız. Avustralya’daki Flinders Üniversitesi’nden paleontolog Trevor Worthy, “Bence dünya çok daha yeşil olurdu, çoğunluğu büyük boyutlarda olmak üzere zengin bir hayvan çeşitliliği olurdu, hayvanlar Antarktika hariç tüm kıtalara yayılırdı.” diye tahmin yürütüyor.

Modern insanların olmadığı bir dünyada, Neandertaller gibi soyu tükenmiş akrabalarımız varlıklarını sürdürür ve şüphesiz yaşadıkları çevreyi, bizim yaptığımız gibi değiştirirlerdi. Yaşadığımız dünyayı pek çok türün soyunu tüketme pahasına şekillendirdik. Avcılık ve yaşam alanlarının tahribi gibi faaliyetler ile dodolardan Tazmanya canavarlarına, pek çok türün yok oluşuna sebep olduk. “Dedemin dedesi binlerce muhabbet kuşundan oluşan sürüleri gözlemleyebiliyordu; dedem bu sürülerin yüzlerce kuştan oluşanlarını görmüştü; babam ise sadece birkaç kuştan oluşan gruplar gördü; ben ise ormanda iki tane muhabbet kuşu görebilsem kendimi şanslı sayarım.” diye söylüyor Worthy. Doğanın insan tarafından yok edilişi, bizsiz bir dünyanın çok daha vahşi bir yer olacağını gösteriyor. Böyle bir dünyada moa kuşları gibi yok olmuş devler de varlıklarını sürdürüyor olurdu. 3,6 metre boya ulaşabilen, devekuşu benzeri bu kuşlar; Yeni Zelanda’da milyonlarca yılda evrildiler. Worthy’nin belirttiğine göre insanlar bu kuşların yaşadıkları topraklara 750 yıl önce geldiler ve gelişlerini takip eden 200 yılda dokuz moa türü dahil olmak üzere 25 omurgalı türü yok oldu. Bu 25 tür arasında moaları avlayan dev Haast kartalları da vardı. Dev hayvanların neslinin tükenmemesi, insansız bir dünya düşünülecekse fazlasıyla dikkate değer bir nokta, zira bu canlıların yaşadıkları çevre üzerindeki etkisi oldukça büyüktü. Bu senaryoda, günümüzde Serengeti’de görülebilecek hayvanlara (örneğin fillere, gergedanlara ve aslanlara) benzer soyu tükenmiş hayvanlar Avrupa’nın çeşitli yerlerinde varlıklarını sürdürürlerdi. Örneğin, Afrika aslanları yerine, Avrupa’da 12.000 yıl öncesine kadar yaşamış olan, Afrikalı kuzenlerinden biraz daha büyük mağara aslanlarının nesli tükenmemiş olurdu. Faurby’e göre, Amerika kıtası ise fillerle akraba canlılar, devasa ayılar, armadillolarla akraba araba boyutunda Glyptodonlar ve dev tembel hayvanlar gibi eşsiz türlere ev sahipliği yapıyor olurdu.

“İnsanların olmadığı bir dünyada çok daha büyük bir dev memeli çeşitliliği olurdu ve eğer daha zengin bir dev memeli çeşitliliğinden bahsediyorsak çok daha açık bir habitat hayal edebiliriz.” diye söylüyor Faurby. Filler gibi büyük hayvanlar, söz konusu yiyecek bulmak olduğunda fazlasıyla kararlı olabiliyorlar ve gereksiz engellere tahammül göstermiyorlar. “Eğer yeterince büyükseniz bir ağacı kolayca yıkıp tepedeki taze yaprakları yiyebilirsiniz.” diye belirtiyor Faurby. Ancak, bir sürü dev memeli türünün var olmasının daha az ağaçlık bölgenin var olması anlamına gelebileceğini de ekliyor. Filler gibi büyük hayvanlar megafauna olarak biliniyor. Pleistosen döneminde (2,6 milyon yıl ila 11.700 yıl öncesi) gerçekleşen son buzul çağı sırasında, dünya, zengin bir megafaunaya ev sahipliği yapıyordu ancak bu megafaunanın büyük bir kısmı ya buzul çağının sona ermesiyle ya da sonraki bin yılda yok oldu. Örneğin, Proceedings of the National Academy dergisinde yayımlanan 2020 tarihli bir araştırmaya göre, Kuzey Amerika’da, 38 civarında büyük hayvan türünün nesli son buzul çağının sona ermesiyle tükendi. Geçtiğimiz yüzyılda, bu büyük hayvanların yok oluşunda doğal iklimsel değişimlerin mi yoksa aşırı avcılık gibi insan faaliyetlerinin mi etkili olduğu bilim insanları tarafından tartışıldı.

Bu hafta sizlere aynı yayınevinde olmaktan onur duyduğum sevgili şair arkadaşım Canan Al’ın Kora yayınlarından 2021 yılında çıkan ‘’ Aşka Doğru ‘’ adlı romanını öneririm. ‘’ Canan Al, Aşka Doğru adlı bu romanında polisiye kurguyu ete kemiğe büründürüp ona psikolojik bir derinlik kazandırıyor. Kişilerinin ağzından birinci kişili anlatımının sisli gölgeli gözlemleriyle ilerleyen roman, okuru bir adım sonrasına yüreği ağzında sürüklüyor.’’ Saygımla.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.