Ülkemizde her yıl binlerce turist ağırlayan Gaziantep'te tarihi yapısıyla şimdiye kadar hiç keşfedilmemiş bir yapı gün yüzüne çıkıyor. Gaziantep'in simgelerinde biri olan Gaziantep kalesinde tünel ve tünellere bağlı yaklaşık 18 metre derinliğinde su alanı keşfedildi. Unesco Dünya geçici miras listesinde yer alan Gaziantep Kalesinde şimdiye kadar hiç görülmemiş bir yapı gün yüzüne çıkıyor. Tarihi dokusuyla ülkemizde gezilmesi gereken yerlerin başında yer alan Gaziantep Kalesinde tüneller ve tünellere bağlı yaklaşık 18 metre su aşanları bulundu. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu kararına göre yapılan temizleme çalışmalarında yerin 18 metre altında "Tatlı- Acı Su" bulundu. Gaziantep ve çevresinde yapılan çalışmalar tamamlandığında Kurtuluş Savaşı dönemine kadar savunma amaçlı kullanılan tüneller ortaya çıkarılarak turizme kazandırılacak. Gaziantep Kalesinde bulunan kastel ve livaslarla bağı olduğu tespit edilen acı- tatlı su ise inceleme altına alındı. 6 bin yıllık tarihi, gizli geçitleri, tünelleri, savunma sistemleri ve kastelleri ile şehrin merkezinde zamana meydan okurcasına dimdik ayakta bulunan Gaziantep Kalesi, devam edecek çalışmalar ile birlikte tünellerin ve su kaynaklarının tamamı temizlendikten sonra, turizme kazandırılacak. Kalede bulunan "Tatlı- Acı Suyu" ziyaretim sırasında yetkili biri bana bu alanla ilgili şöyle bir bilgi aktardı. "Gaziantep’in yüzü Antep Kalesi’ndeyiz. Bizim çocukluğumuzda anlatılan bir hikaye vardı. 'Kalenin altında bir acı bir de tatlı su var' derlerdi. Şu anda içinde balıkların yüzdüğü tatlı suyu bulduk. Antep Kalesi’nin altından Dülük’e kadar giden hatlar mevcut. KUDEB başkanımız ve bütün ekibimiz, bu konuda uzman arkadaşlarımızla çalışıyoruz. Mağaracılık yükselen bir değer. Kalenin altında bulunan bu tarihi dokuyu, dünyaya tanıtmak ve bu networku şehrimize çekmek büyük önem taşıyor. Şu anki çalışmalar itibariyle 500 metrelik hattı açmış bulunuyoruz, yolumuza devam edeceğiz. Ortaya çıkarılan tünel ve galerilerle şehrin sırrı çözülecek" diye konuştu.
Gaziantep Kalesi, Türkiye’de ayakta kalabilen kalelerin en güzel örneklerinden birisidir. İhtişamı ve heybetiyleaynı zamanda bir sır gibi gizlediği tarihiyle şehir merkezinde, Alleben Deresi’nin güney kenarında, yaklaşık 25 m yükseklikte hemen herkesin dikkatini çeken bir tepe üzerinde yer almaktadır. Asıl kale kapısından girince, kalenin iç kesimlerine ve üstüne doğru açılan iki yol vardır. Sola açılan yoldan, kalenin üst kısmına ulaşılır. İç kesimlerine doğru devam eden yoldan ise; galeri, dehliz ve kale odalarına ulaşılır. Kalede ana kütle altında ise bir su kaynağı bulunmaktadır.
Tarihçesi: M.S. 2.-4. yy'larda Roma egemenliğinde, M.S. 4. yy-782 arası Bizans egemenliğinde kalır. 782 yılında Harunreşid Bizanslılardan geri alır. 1067 yılında Afşin Bey komutasındaki ordu Antep, Dülük ve Raban'ı almıştır. 1084 yılında Selçuklu ordusu başındaki Süleyman Şah Antakya'yı fethedince Halep ve Antep çevresine de hakim olmuştur. 1095-1270 (Birinci Haçlı Seferi) öncesinde, Bizans ile Ermeniler arasında el değiştirmiş ve bu sırada Philaterus'un toprakları arasında sayılmıştır. 1150 yılında Antep, Bizans imparatoru Manuel Kommenos'a verilmiş. 1151 yılında, Anadolu Selçuklularının eline geçmiştir. 1155 yılında, Sultan Mesud'un ölümü üzerine Antep, Zengi Hükümdarı Nureddin'in eline geçmiş, kale surları lağımlanıp yakılmıştır. 1157 yılında Selçuklu Sultanı 2. Kılıç Arslan kenti kuşatmış ve surları tahrip ederek Antep'i almıştır. 1183 yılında Selahaddin-i Eyyubi, Diyarbakır'ı fethinden sonra Fırat'ı geçerek Antep'e gitmiş ve kenti Emir Kumartekin oğlu Nasuhiddin'den almıştır. 1281 yılında Moğollar, Memluk ordusunu alt etmek üzer Antep ve çevresini ele geçirmişlerdir. 1400 yılında Antep, Timur tarafından alınmış, kent büyük ölçüde yağmalanmış ve yakılıp yıkılmıştır. Daha sonraları Antep, Karakoyunlulardan Kara Yusuf'un ve zaman zaman Dulkadirlilerin yönetimine girmiştir. 17. ve 18. yy'larda Antep bölgesi, ayaklanmaların yoğun olarak yaşandığı bir bölge olduğundan, kale görevlilerinin kaleden uzaklaşmaları kesin olarak yasaklanmıştır.
Bu dönemde kale, hem suçluların zaptedildiği bir zindan ve hem de kentin ileri gelenlerinin korunduğu bir şato niteliğindedir.
Kalenin içinden geçilebilen uzun tünellerden biri.
Bu hafta sizlere Değerli hocam Arkadaşım Prof.Dr Faruk Şen’in , Kaynak yayınlarından çıkan ‘’Şen olasın Almanya ‘’ adlı kitabını öneriyorum.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Harun Hüsam KURT
Gaziantep Kalesi ve Zeytin Yağı İşliği -2
Ülkemizde her yıl binlerce turist ağırlayan Gaziantep'te tarihi yapısıyla şimdiye kadar hiç keşfedilmemiş bir yapı gün yüzüne çıkıyor. Gaziantep'in simgelerinde biri olan Gaziantep kalesinde tünel ve tünellere bağlı yaklaşık 18 metre derinliğinde su alanı keşfedildi. Unesco Dünya geçici miras listesinde yer alan Gaziantep Kalesinde şimdiye kadar hiç görülmemiş bir yapı gün yüzüne çıkıyor. Tarihi dokusuyla ülkemizde gezilmesi gereken yerlerin başında yer alan Gaziantep Kalesinde tüneller ve tünellere bağlı yaklaşık 18 metre su aşanları bulundu. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu kararına göre yapılan temizleme çalışmalarında yerin 18 metre altında "Tatlı- Acı Su" bulundu. Gaziantep ve çevresinde yapılan çalışmalar tamamlandığında Kurtuluş Savaşı dönemine kadar savunma amaçlı kullanılan tüneller ortaya çıkarılarak turizme kazandırılacak. Gaziantep Kalesinde bulunan kastel ve livaslarla bağı olduğu tespit edilen acı- tatlı su ise inceleme altına alındı. 6 bin yıllık tarihi, gizli geçitleri, tünelleri, savunma sistemleri ve kastelleri ile şehrin merkezinde zamana meydan okurcasına dimdik ayakta bulunan Gaziantep Kalesi, devam edecek çalışmalar ile birlikte tünellerin ve su kaynaklarının tamamı temizlendikten sonra, turizme kazandırılacak. Kalede bulunan "Tatlı- Acı Suyu" ziyaretim sırasında yetkili biri bana bu alanla ilgili şöyle bir bilgi aktardı. "Gaziantep’in yüzü Antep Kalesi’ndeyiz. Bizim çocukluğumuzda anlatılan bir hikaye vardı. 'Kalenin altında bir acı bir de tatlı su var' derlerdi. Şu anda içinde balıkların yüzdüğü tatlı suyu bulduk. Antep Kalesi’nin altından Dülük’e kadar giden hatlar mevcut. KUDEB başkanımız ve bütün ekibimiz, bu konuda uzman arkadaşlarımızla çalışıyoruz. Mağaracılık yükselen bir değer. Kalenin altında bulunan bu tarihi dokuyu, dünyaya tanıtmak ve bu networku şehrimize çekmek büyük önem taşıyor. Şu anki çalışmalar itibariyle 500 metrelik hattı açmış bulunuyoruz, yolumuza devam edeceğiz. Ortaya çıkarılan tünel ve galerilerle şehrin sırrı çözülecek" diye konuştu.
Gaziantep Kalesi, Türkiye’de ayakta kalabilen kalelerin en güzel örneklerinden birisidir. İhtişamı ve heybetiyleaynı zamanda bir sır gibi gizlediği tarihiyle şehir merkezinde, Alleben Deresi’nin güney kenarında, yaklaşık 25 m yükseklikte hemen herkesin dikkatini çeken bir tepe üzerinde yer almaktadır. Asıl kale kapısından girince, kalenin iç kesimlerine ve üstüne doğru açılan iki yol vardır. Sola açılan yoldan, kalenin üst kısmına ulaşılır. İç kesimlerine doğru devam eden yoldan ise; galeri, dehliz ve kale odalarına ulaşılır. Kalede ana kütle altında ise bir su kaynağı bulunmaktadır.
Tarihçesi: M.S. 2.-4. yy'larda Roma egemenliğinde, M.S. 4. yy-782 arası Bizans egemenliğinde kalır. 782 yılında Harunreşid Bizanslılardan geri alır. 1067 yılında Afşin Bey komutasındaki ordu Antep, Dülük ve Raban'ı almıştır. 1084 yılında Selçuklu ordusu başındaki Süleyman Şah Antakya'yı fethedince Halep ve Antep çevresine de hakim olmuştur. 1095-1270 (Birinci Haçlı Seferi) öncesinde, Bizans ile Ermeniler arasında el değiştirmiş ve bu sırada Philaterus'un toprakları arasında sayılmıştır. 1150 yılında Antep, Bizans imparatoru Manuel Kommenos'a verilmiş. 1151 yılında, Anadolu Selçuklularının eline geçmiştir. 1155 yılında, Sultan Mesud'un ölümü üzerine Antep, Zengi Hükümdarı Nureddin'in eline geçmiş, kale surları lağımlanıp yakılmıştır. 1157 yılında Selçuklu Sultanı 2. Kılıç Arslan kenti kuşatmış ve surları tahrip ederek Antep'i almıştır. 1183 yılında Selahaddin-i Eyyubi, Diyarbakır'ı fethinden sonra Fırat'ı geçerek Antep'e gitmiş ve kenti Emir Kumartekin oğlu Nasuhiddin'den almıştır. 1281 yılında Moğollar, Memluk ordusunu alt etmek üzer Antep ve çevresini ele geçirmişlerdir. 1400 yılında Antep, Timur tarafından alınmış, kent büyük ölçüde yağmalanmış ve yakılıp yıkılmıştır. Daha sonraları Antep, Karakoyunlulardan Kara Yusuf'un ve zaman zaman Dulkadirlilerin yönetimine girmiştir. 17. ve 18. yy'larda Antep bölgesi, ayaklanmaların yoğun olarak yaşandığı bir bölge olduğundan, kale görevlilerinin kaleden uzaklaşmaları kesin olarak yasaklanmıştır.
Bu dönemde kale, hem suçluların zaptedildiği bir zindan ve hem de kentin ileri gelenlerinin korunduğu bir şato niteliğindedir.
Kalenin içinden geçilebilen uzun tünellerden biri.
Bu hafta sizlere Değerli hocam Arkadaşım Prof.Dr Faruk Şen’in , Kaynak yayınlarından çıkan ‘’Şen olasın Almanya ‘’ adlı kitabını öneriyorum.