Konfor alanı denince kelimenin etkisiyle herzaman huzura dayalı rahatlık içeren bir alan düşünülmemeli. Bu daha çok öğrenilmiş çaresizlik gibi, içerisinde nasıl davranılacağı bilinebilir olup süregelen tanıdıklığı olan alandır. Bu kimi zaman kaotik olabilir kimi zaman dramatik olabilir kimi zaman anlık mutluluklar da içeriyor olabilir. Fakat insanı bir rol kalıbı içerisinde ve kendiliğinden çoğunlukla yoksun biçimde davranıp yaşamaya iter.
Hayatın bazı dönemlerinde ve genellikle farkında olmadan insan bu alandan çıkmak teşebbüsünde bulunur fakat bu farkında olmama hali kişiyi yine aynı alana farklı kişi veya durumlarla sokar. Döngü budur aslında ve en nihayetinde öğrenilmiş çaresizlik olarak birçok duygu savunmasıyla beraber bu kişinin yaşam biçimi halini alır.
Bu insanlar yeni durumlardan genellikle korku duyarlar ki bu aslında zihnin o alan içerisinde kalabilmek için oynadığı bir oyundur. Birçok insanın bildiği halde bu alandan çıkamama sebebi de budur aslında. Bilmek ve farkında olmak farklı şeylerdir çünkü otomatik tepkiler ancak farkındalıklı bir bilinçle kontrol edilebilir. Bunu sağlamak da yoğun duygu tepkileriyle işlenen tekrarlı olgular ve kararlı bir yüzleşme ile olabilir.
O yüzden bir çok eğitimli insan dahi bilinen kötüyü bilinmeyen ya da belirsiz iyiye tercihe edebilir. Zira bizim gibi etiketçi toplumların inandığı gibi mevcut eğitim düzeni psikolojik olgunluğa ulaşmıs insan yetiştirmez sadece mesleki beceri geliştirmiş fakat beşeri bakımdan zayıf bireyler yetiştirir. Kanaat önderi sayılabilecek entelektüel kesim o yüzden bizim toplumumuzda sosyal yönden oldukça zayıftır ve toplum da bu konuda yanlış yönlenmekte ve narsistik tepklerii yüksek bir toplum oluşmaktadır. Bu bağlamda çok fazla insan bu alan içerisine hapsolup kalmıştır.
Bu etkileri atabilmek ve oradan çıkabilme cesaretine ulaşabilmek uzun bir zaman alır çünkü bilinçlenilebilecek kaynak azlığı, toplumdaki diğerlerinin baskıcı etkileri ve toplum için önemli alanlarda bulunan kişilerin empati eksikliği ve sosyopatik eğilimleri engelleyici unsurlardır. Sanırım burada şeffaf ve gerçekten dürüst olabilen ruhbilimci uzmanlara oldukça fazla iş düşüyor. Bunun için en başta tanımlamalar kökten değişebilmeli ve insan algısının yeniden düzenlenmesi gerekebilir. Bütün bunların dışındaysa bireysel anlamda cesaret irade ve istek gerekmekte. İlla insanın elinden tutup yoldaşlık edecek doğru birileri olacaktır. Bunu görebilmek, güvenmek ve net olabilmek yeterlidir gerisi bir şekilde olacaktır...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Gürkan VEZİROĞLU
Konfor Alanı
Konfor alanı denince kelimenin etkisiyle herzaman huzura dayalı rahatlık içeren bir alan düşünülmemeli. Bu daha çok öğrenilmiş çaresizlik gibi, içerisinde nasıl davranılacağı bilinebilir olup süregelen tanıdıklığı olan alandır. Bu kimi zaman kaotik olabilir kimi zaman dramatik olabilir kimi zaman anlık mutluluklar da içeriyor olabilir. Fakat insanı bir rol kalıbı içerisinde ve kendiliğinden çoğunlukla yoksun biçimde davranıp yaşamaya iter.
Hayatın bazı dönemlerinde ve genellikle farkında olmadan insan bu alandan çıkmak teşebbüsünde bulunur fakat bu farkında olmama hali kişiyi yine aynı alana farklı kişi veya durumlarla sokar. Döngü budur aslında ve en nihayetinde öğrenilmiş çaresizlik olarak birçok duygu savunmasıyla beraber bu kişinin yaşam biçimi halini alır.
Bu insanlar yeni durumlardan genellikle korku duyarlar ki bu aslında zihnin o alan içerisinde kalabilmek için oynadığı bir oyundur. Birçok insanın bildiği halde bu alandan çıkamama sebebi de budur aslında. Bilmek ve farkında olmak farklı şeylerdir çünkü otomatik tepkiler ancak farkındalıklı bir bilinçle kontrol edilebilir. Bunu sağlamak da yoğun duygu tepkileriyle işlenen tekrarlı olgular ve kararlı bir yüzleşme ile olabilir.
O yüzden bir çok eğitimli insan dahi bilinen kötüyü bilinmeyen ya da belirsiz iyiye tercihe edebilir. Zira bizim gibi etiketçi toplumların inandığı gibi mevcut eğitim düzeni psikolojik olgunluğa ulaşmıs insan yetiştirmez sadece mesleki beceri geliştirmiş fakat beşeri bakımdan zayıf bireyler yetiştirir. Kanaat önderi sayılabilecek entelektüel kesim o yüzden bizim toplumumuzda sosyal yönden oldukça zayıftır ve toplum da bu konuda yanlış yönlenmekte ve narsistik tepklerii yüksek bir toplum oluşmaktadır. Bu bağlamda çok fazla insan bu alan içerisine hapsolup kalmıştır.
Bu etkileri atabilmek ve oradan çıkabilme cesaretine ulaşabilmek uzun bir zaman alır çünkü bilinçlenilebilecek kaynak azlığı, toplumdaki diğerlerinin baskıcı etkileri ve toplum için önemli alanlarda bulunan kişilerin empati eksikliği ve sosyopatik eğilimleri engelleyici unsurlardır. Sanırım burada şeffaf ve gerçekten dürüst olabilen ruhbilimci uzmanlara oldukça fazla iş düşüyor. Bunun için en başta tanımlamalar kökten değişebilmeli ve insan algısının yeniden düzenlenmesi gerekebilir. Bütün bunların dışındaysa bireysel anlamda cesaret irade ve istek gerekmekte. İlla insanın elinden tutup yoldaşlık edecek doğru birileri olacaktır. Bunu görebilmek, güvenmek ve net olabilmek yeterlidir gerisi bir şekilde olacaktır...