Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Kendindekini Seçebilmek

Yazının Giriş Tarihi: 26.02.2026 20:14
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.02.2026 20:15

Küçük yaralı bir kuş gelip avuçlarına konar. Özenle bütün yaralarını sararsın. Kanatları öyle yorgundur ki istese bile bir türlü uçamaz. İyileşebilsin diye gözünün içine bakarsın. Kalbinin kapıları ardına kadar açık bütün sevgini o küçücük kalbine oluk oluk akıtırsın. Bir süre sonra kanatları kıpırdanmaya başlar ve bir yanı hafif titreyen bir mutluluk kaplar içini. Henüz uçamasa da o çabayla dolu çırpınışları bembeyaz bir umut misali kaplar bütün dünyanı. Titreyen tarafıysa o mutluluğun aslında çok da iyi bildiğin şeyi fısıldar bu beyazlığın içerisinde kulağına. Buna rağmen sen yine de uçabilsin diye gözünün içine içine kalbindeki bütün sevgini katıp bakarsın çünkü o küçücük kuşun mutluluğu senin de dünyanı ışıl ışıl aydınlatır.

Birçoğumuza ne kadar tanıdık gelmiştir bu anektod. Büyük çoğunlukla da sonunda kuş kanatlanıp uçup gider. Bazen, gidenin iyileştirende kendi eski zayıflıklarını görmek istemediği için gittiği denir. En yaygın da görüş budur zaten. Bazen sevgiyi taşıyabilmekte zorlanacağını hissettiği için de denir ki bu da tam iyileşme olamaz. Yıllarca alışılagelmiş yargı ve alışkanlıkların ötesinde ve manipülatif olmayanın yani gerçek olanın tuhaflığı da denebilir. Platon'un meşhur Mağara Alegorisi gibi, gölgelerden gerçeğe geçişin karmaşıklığı ve inanabilme güçlüğü. Belki de o mağaraya ait son hatıra sanılma şanssızlığıdır bu ki öyle değildir zaten. Belki de sadece yanlış zamandaki doğru insansındır aslında ama zamanın yanlışlığı doğruluğunu perdeliyordur.

Bazen de kuş kanatlanıp uçar ve gelip yine kalbine konar. İşte burası tüm önyargıların, zamanın ve yanlışlığının, gölgelerin, bitmek bilmeyen manipülasyonların yıkıldığı ve dahi şifacının da iyileştiği yer ve andır. Bütün döngüler alt üst olur. Bütün farklılıkları, rağmenleri, engelleri ve tüm duygularıyla, öteki kendi olarak, bilerek ve seçerek, gidebileceği halde isteyerek oradadır. Tasavvuftaki Elif gibi tüm zihin yüklerinden arınmış, tek ve dimdik. Ben kalmamıştır orada sen vardır artık. Aşkın en güçlü halkası olan bir vardır.

Seçimde budur aslında, berrak net tertemiz ve gerçek seçim. İnsanın kendisi olarak yaptığı belki de ilk ve en doğru seçim. Etraftaki tüm parazitlere rağmen, kendi aklı ve kendi kalbiyle cesurca yapabildiği seçim. Bu noktaya gelebildiğinde anlıyor insan gerçekten sevmenin, benini yıkıp ötekinde var olabilmeye başlamak olduğunu.

Birçok insan kendini iyileşmiş görür ama asıl iyileşmenin ben olgusundan kurtulabilmek olduğunu idrak edemez. Önce ben ile başlayan o kadar çok olguları vardır ki artık farkında olmadan sadece bene evrilmiştir bu duygu. Bunu sevgi sanar, değer sanar, sahiplenme sanar. Oysa sadece yarım kalmışlıklarının acısına pansuman yaptıkları paravandır bu. Oysa gerçekten iyileşen insan herşeye hatta kendine rağmen diğerinin mutluluğunu önceler. Ben ne istiyorum diye değil, sen ne istiyorsun diye. Bence diye başlayan her talep o insanın içinde hala kanatlanıp uçmak isteyen o yaralı ve acı çeken zavallı küçük çocuğun çığlıklarıdır. Bunu görmek istemeyen ise asla iyileşip, kanatlanıp uçamaz ve övün tülü bahanelerle arkasına sığındığı o kalabalık ve çaresiz yanlızlığa saplanıp kalır. Tek başına olmak bir seçimdir ama yanlızlık???

İnsanın kalbi kafes değildir ama bir kuşun yuvasıdır. Önemli olan bu kuş yuvasına mı konacak dönüp uçup gidecek mi??? Asıl soru bu. Anlam da bu aslında yoksa hayat zaten akıp gidiyor fakat önemli olan birkez ve de son kez sevgi kazansın kötü olan yeterince var zaten...

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.