Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Kalbin Sesi

Yazının Giriş Tarihi: 02.01.2026 21:40
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.01.2026 21:41

Hiç düşündük mü acaba kullandığımız kelimeler ne kadar bize ait?!!! Yargılarımız, fikirlerimiz ve istek gibi gösterdiklerimiz ne kadar gerçek?!!! Adına mantık dediğimiz zırhın içerisinde duygularımızın süzgecinden geçmiş kaç tane düşünce var? Kalbinde olmayanı aklına dayatmaya çalışan insanın ruhu acı çeke çeke kaybolmaya mahkumdur. Her defasında daha da karanlığa gömülür. Yaşarken mezara girmiş olmak tam da budur işte.

İnsanların kendilerince doğruları vardır ve bunları pervasızca dayatmaktan çekinmezler. Şu meşhur "-meli, - malı" meselesi. İnsan daima yapmalı, olmalı, edinmeli ama sevmemeli, hissetmemeli ve dahi umut etmemeli. Ne kadar ironik aslında. O kadar sevgisiz ki insan evladı kimse kimsenin sevebilmesini dahi isteyemiyor içten içe. Bir çırpıda tüm hayallerini umutlarıyla harmanlayıp karanlığa gömebiliyor. Ve o karanlık, korkuya dönüşüveriyor. İnsan sonunda sevilmekten de korkar hale gelebiliyor.

Ve kavramlar, kapitalist dünyanın materyalist etiğine entegre, değer daha doğrusu eder kavramları. Farkında değiliz belki ama o kadar alışmışız ki değer adı altında paha biçmeye. Sanıyoruz ki değer kilosu olup, ölçülüp biçilip tartılabilen bir şey. Hep daha ağırı ve hep dahası diye diye o boşluğu doldurmaya çalışıyoruz ama nafile. Ben değerliyim ve bunları hak ediyorum derken bile değersizlik hissi bütün benliğimizi ateş gibi yakıyor. Çünkü aklın inşa etmeye çalıştığı bu yalan değer algoritmasına kalp bütün gücüyle direniyor ve asıl olana yöneliyor. Ben değerliyim derken bile o kadar tezat ki aslında insanın iç alemi sevgiden ölüm kadar korkuyor. Sandığının aksine o kadar sevilmemiş ki aslında sevmekten korkup kaçıyor. Bilmiyor çünkü bu içini ısıtan sımsıcak şeyle ne yapılır, nasıl yapılır.

Aslında hep feda etmiş, vazgeçmiş ve sessizliğinde avaz avaz bağırırken duyulmamış ve dahi görülmemiş. Oysa içinde o küçücük çocuk sadece duyulmak, dokunulmak ve sevilmek istemiş. Ama, olmalı denen şekilde değil, gerçekten, koşulsuz, sahiplenilerek fakat aynı zamanda duyularak ve görülerek, anlayışla sadece sevilmek. Gerisi o kalpler birleştiğinde zaten gelecek.

Her insan sevgiyi, merhameti ve umudu fazlasıyla hak eder. Biraz çaba, güven ve kalbinin sesiyle buna da ulaşır. Yeter ki diğer sesleri susturabilip o kalbin sesini duyabilsin.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.