Baktığında gördüğün şey yada aynı şeyi sana defalarca yaşatan şey bilincine kazınmış olandır. Ya sen bunu yaşadığını sanarsın yada bunu yaşatacak olanı hayatının merkezine koyarsın. İkisi de aynı şeydir aslında. Birini zannederek yaşarsın diğerinde doğru zannettiğinle yaşarsın. İnsan zihin heybesinde neyi taşıyorsa onu yaşamaya mahkumdur.
Kader dediğimiz şey aslında kendi elimizle yarattığımız olaylar silsilesidir. Kendimize dair bilinç dışımızda neye inanmışsak onu görüp canlandırırız özetle. O yüzden yaşanmış bazı şeyleri yüzeye çıkarıp kapatabilmek zorundayızdır. Yoksa gerçeği çarpıtan birçok şüphenin mahkumu olup kalırız. Nasıl ki güzel duygular diğerindeki yanlışları perdeleyebiliyorsa kapanmamış yaralarda aslında olanı perdeleyebiliyor. Hatta üzerini örtebiliyor ve bazen gözümüzün önündeki gerçeği idrak edemeyecek kadar bizi sağır veya körleştirebiliyor. Sonunda da en iyi bildiğin lisanı konuşabilmek adına zihni insanı yine konfor alanına sürüklüyor.
Hayat aşılabilmesi gereken bir sürü engelle uzunca önümüzde duruyor her zaman ve bu engelleri aşabilmek temelde neye inandığımızla o kadar ilgili. Huzura ve güvene inanan insan bu yolda rehber olarak bunları alır. Bu doğrultuda devam eder. Süreçte yürürken bunu çarpıtıp yok edebilecek en ufak bir şey hissettiğinde bunu hayatından çıkartır hiç tereddüt etmeden. Tam tersiyse kök inancı kendini sürekli bu sarmalın içerisinde tutacak olayları bulur, bulmasa da yaşadığını bu hale getirir. Neye inandığın ne yaşadığını belirler o yüzden.
O yüzden yeri geldiğinde sımsıkı tutunmayı da bilmeli ama yeri geldiğinde bırakmayı da bilmeli. Değişmesi gereken bakış açısıysa mücadele etmeli, sonuna kadar devam etmeli. Kendinde dahi yalan varsa ve bunu fark edebiliyorsa asla ama asla af etmemeli çünkü telafisi olamayacak belki de tek şeydir bu. O yüzden dürüstlük ve şeffaflık önemli. Çünkü aksi varsa çözüm yoktur ve bunun gerekçesi de telafisi de olmaz. Yolun sonudur artık ve bir daha dönüşü olmaz.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Gürkan VEZİROĞLU
Döngüler
Baktığında gördüğün şey yada aynı şeyi sana defalarca yaşatan şey bilincine kazınmış olandır. Ya sen bunu yaşadığını sanarsın yada bunu yaşatacak olanı hayatının merkezine koyarsın. İkisi de aynı şeydir aslında. Birini zannederek yaşarsın diğerinde doğru zannettiğinle yaşarsın. İnsan zihin heybesinde neyi taşıyorsa onu yaşamaya mahkumdur.
Kader dediğimiz şey aslında kendi elimizle yarattığımız olaylar silsilesidir. Kendimize dair bilinç dışımızda neye inanmışsak onu görüp canlandırırız özetle. O yüzden yaşanmış bazı şeyleri yüzeye çıkarıp kapatabilmek zorundayızdır. Yoksa gerçeği çarpıtan birçok şüphenin mahkumu olup kalırız. Nasıl ki güzel duygular diğerindeki yanlışları perdeleyebiliyorsa kapanmamış yaralarda aslında olanı perdeleyebiliyor. Hatta üzerini örtebiliyor ve bazen gözümüzün önündeki gerçeği idrak edemeyecek kadar bizi sağır veya körleştirebiliyor. Sonunda da en iyi bildiğin lisanı konuşabilmek adına zihni insanı yine konfor alanına sürüklüyor.
Hayat aşılabilmesi gereken bir sürü engelle uzunca önümüzde duruyor her zaman ve bu engelleri aşabilmek temelde neye inandığımızla o kadar ilgili. Huzura ve güvene inanan insan bu yolda rehber olarak bunları alır. Bu doğrultuda devam eder. Süreçte yürürken bunu çarpıtıp yok edebilecek en ufak bir şey hissettiğinde bunu hayatından çıkartır hiç tereddüt etmeden. Tam tersiyse kök inancı kendini sürekli bu sarmalın içerisinde tutacak olayları bulur, bulmasa da yaşadığını bu hale getirir. Neye inandığın ne yaşadığını belirler o yüzden.
O yüzden yeri geldiğinde sımsıkı tutunmayı da bilmeli ama yeri geldiğinde bırakmayı da bilmeli. Değişmesi gereken bakış açısıysa mücadele etmeli, sonuna kadar devam etmeli. Kendinde dahi yalan varsa ve bunu fark edebiliyorsa asla ama asla af etmemeli çünkü telafisi olamayacak belki de tek şeydir bu. O yüzden dürüstlük ve şeffaflık önemli. Çünkü aksi varsa çözüm yoktur ve bunun gerekçesi de telafisi de olmaz. Yolun sonudur artık ve bir daha dönüşü olmaz.