Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ziyaretçiler

haberalmedya - Ziyaretçiler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ziyaretçiler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'nın asırlık lezzetleri Kültür Yolu'nda başrolde Haber

Bursa'nın asırlık lezzetleri Kültür Yolu'nda başrolde

Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında üçüncü kez düzenlenen Bursa Kültür Yolu Festivali, kentin yüzyıllardır yaşattığı zengin mutfak kültürünü ziyaretçilerle buluşturuyor. Festival kapsamında Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından hayata geçirilen ve danışma kurulunca belirlenen 50 Lezzet Noktası, Osmanlı'nın ilk başkentinin köklü gastronomi mirasını yerli ve yabancı ziyaretçilerin beğenisine sundu. BURSA (İGFA) - Osmanlı Devleti'nin ilk başkenti olan Bursa, yalnızca tarihi yapılarıyla değil, yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin aynı sofrada buluştuğu mutfak geleneğiyle de öne çıkıyor. Saray mutfağının incelikleri, Balkan göçlerinin taşıdığı tarifler, Tatar mutfağının etkisi ve Bursa Ovası'nın bereketiyle şekillenen bu zengin gastronomi kültürü, festival kapsamında oluşturulan 50 Lezzet Noktası ile yeniden keşfediliyor. Bursa kebabı, cantık, tahanlı pide, cevizli lokum, süt helvası, kazandibi, kestane şekeri ve daha birçok özgün tat, festival ziyaretçilerine yalnızca bir lezzet deneyimi değil, Bursa'nın asırlardır süregelen yaşam kültürünü de anlatıyor. “LEZZET NOKTALARI İLE ZİYARETÇİLER DOĞRU ADRESLERE ULAŞIYOR” Festivalin ev sahibi şefi Gürkan Kaya, Bursa mutfağının yalnızca birkaç yöresel yemekten ibaret olmadığını, yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin oluşturduğu güçlü bir gastronomi mirasına sahip olduğunu söyledi. Bursa'ya ilk kez gelen ziyaretçilere İskender kebabı, cantık ve kazandibini önerdiğini belirten Kaya, Osmanlı saray mutfağı ile Balkan ve Tatar mutfaklarının Bursa'da benzersiz bir sentez oluşturduğunu ifade etti. Lezzet Noktası uygulamasının ziyaretçilerin doğru adreslere ulaşmasını kolaylaştırdığını belirten Kaya, uygulamanın aynı zamanda yıllardır aynı kaliteyi koruyan işletmeleri görünür kılarak şehir ekonomisine de katkı sunduğunu dile getirdi. Festival kapsamında belirlenen Lezzet Noktaları yalnızca yemek sunan işletmeler değil; Bursa'nın kuşaktan kuşağa aktarılan gastronomi hafızasını yaşatan önemli duraklar olarak öne çıkıyor. Bu duraklardan biri olan Kebapçı Hüseyin, Bursa kebabının usta isimlerinden Hüseyin Usta'nın mirasını ikinci kuşak olarak yaşatıyor. 1976 yılında başlayan ustalık yolculuğunu bugün aynı anlayışla sürdüren işletme, yalnızca Bursa kebabı hazırlıyor. İkinci kuşak temsilcisi Mutlu Karaman ise babasından devraldığı bayrağı aynı özenle taşımaya çalıştıklarını belirterek festival süresince özellikle şehir dışından gelen ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiğini söyledi. Karaman, Bursa'ya gelen ziyaretçilerin ilk olarak Bursa kebabını tatmak istediğini, Tahanlı Pide, Pideli köftenin bu sırayı takip ettiğini ve ardından süt helvası, kestane şekeri gibi kentin simge lezzetlerine yönelindiğini ifade etti. Festivalin önceki yıllara göre çok daha yoğun geçtiğini belirten Karaman, Lezzet Noktası uygulamasının yalnızca kendi işletmelerine değil, Bursa'daki tüm esnafa önemli katkı sağladığını dile getirdi. 1928’DEN BU YANA AYNI FIRINDAN AYNI KOKU YÜKSELİYOR Muradiye'nin tarihi dokusunda yer alan İnanç Fırın, 1928 yılından bu yana aynı aile tarafından işletiliyor. İşletmenin dördüncü kuşak temsilcisi Bülent Mertyürek, yaklaşık bir asırdır aynı mahallede üretim yapmanın yalnızca ticari bir faaliyet değil, kültürel bir sorumluluk olduğunu dile getirdi. Mübadele yıllarında el değiştiren tarihi bir ekmek fırınında üretime başlayan ailenin bugün hala aynı mekanda geleneksel tarifleri yaşatmaya devam ettiğini anlatan Mertyürek, Bursa mutfağının Osmanlı kültürü ile Balkan göçlerinin oluşturduğu eşsiz bir sentez olduğunu belirtti. Bursa’ya ilk kez gelen birine önereceği lezzetlerin tahanlı pide, coğrafi işaretli cevizli lokum, İskender Kebabı, Cantık ve ekşi mayalı ekmeklerin olduğunu söyleyen Mertyürek, kullandıkları ham maddelerin büyük bölümünü Bursa ve çevresindeki üreticilerden temin ettiklerini dile getirdi. İnegöl cevizi, Bursa yağı ve ununun bölgenin yerel ürünleriyle hazırlanan tariflerin kuşaktan kuşağa aktarılmasında kendileri için büyük önem taşıdığını belirten Mertyürek, Lezzet Noktası uygulamasının bu köklü mirasın daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sunduğunu ifade etti. 600 YILLIK İMARETHANE BUGÜN DE SOFRALAR KURUYOR Festivalin Lezzet Noktaları arasında yer alan Han 1426 da ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği duraklardan biri oldu. Sultan II. Murad tarafından 1426 yılında imarethane olarak hizmete açılan tarihi yapıda bugün Bursa mutfağının geleneksel tatları sunuluyor. İşletme Müdürü Tarık Asa, tarihi mutfakta hazırlanan Muradiye Çorbası, Mutancana ve Fukara Keşkülü'nün festival ziyaretçilerinden büyük ilgi gördüğünü, Lezzet Noktası uygulamasıyla birlikte çevre illerden gelen ziyaretçi sayısında da artış yaşandığını ifade etti. Bursa Kültür Yolu Festivali kapsamında oluşturulan 50 Lezzet Noktası, ziyaretçileri kentin köklü tatlı geleneğini yaşatan adreslerle de buluşturdu. Festivalin gastronomi rotasında yer alan Mehmet Tanju Geye Dondurma, yaklaşık 100 yıllık geçmişiyle ilgi gören duraklardan biri oldu. İşletme Müdürü Mustafa Şener, festival süresince ziyaretçilerin en çok dondurma ve kazandibini tercih ettiğini belirterek, Lezzet Noktası uygulaması sayesinde Bursa'ya gelen misafirlerin kentin özgün tatlarını daha bilinçli şekilde keşfettiğini ifade etti. Şener ayrıca, ürünlerinde kullandıkları sütün yıllardır köylerden temin edildiğini belirterek, yerel üreticilerle kurdukları bağın Bursa'nın geleneksel lezzet anlayışını yaşatan en önemli unsurlardan biri olduğunu söyledi. 50 LEZZET NOKTASI BURSA'NIN GASTRONOMİ MİRASINI GELECEĞE TAŞIYOR Bursa Kültür Yolu Festivali kapsamında oluşturulan 50 Lezzet Noktası, kentin köklü mutfak kültürünü ziyaretçilerle buluştururken, yüzyıllardır süregelen üretim geleneğini ve usta-çırak kültürünü de yaşatıyor. Festival boyunca yoğun ilgi gören gastronomi rotası, yerel işletmelerin görünürlüğünü artırırken Bursa'nın gastronomi kimliğinin daha geniş kitlelere ulaşmasına ve şehir ekonomisine katkı sunmaya devam ediyor.

Nil timsahı sevinci... 6 yavru ilk kez ziyaretçilerle buluşuyor Haber

Nil timsahı sevinci... 6 yavru ilk kez ziyaretçilerle buluşuyor

İstanbul’un eğlence ve yaşam merkezi Viaport Marina bünyesinde faaliyet gösteren ViaSea Akvaryum, önemli bir koruma ve üretim başarısına daha imza attı. Afrika’nın en büyük, dünyanın ise en büyük ikinci timsah türü olarak bilinen Nil Timsahlarından (Crocodylus niloticus) dünyaya gelen 6 yavru, yaklaşık iki yıllık özel bakım sürecinin ardından yeni yaşam alanlarına taşınarak ziyaretçilerin görebileceği bölüme alındı. Mesut IŞIK / İSTANBUL (İGFA) - 3 aylık kuluçka sürecinin ardından yumurtadan çıkan yavrular bugün 21 aylık yaşa ulaştı. Uzman veteriner hekimler ve veteriner sağlık teknikerlerinin gözetiminde büyütülen yavruların sağlık durumlarının son derece iyi olduğu belirtildi. Yetkililer, yetişkin timsahlardan sağlıklı yavrular elde edilmesinin, hayvanların yaşam alanı koşullarının, bakım süreçlerinin ve genel refah seviyelerinin uygun olduğunun önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. BİYOÇEŞİTLİLİK İÇİN UMUT VEREN GELİŞME Doğal yaşam alanlarında bazı bölgelerde popülasyonları azalma eğilimi gösteren Nil Timsahları için yürütülen kontrollü üretim ve koruma çalışmaları, türün sürdürülebilir geleceği açısından büyük önem taşıyor. ViaSea Akvaryum yetkilileri, elde edilen bu başarının yalnızca kurum için değil, biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmalar açısından da gurur verici bir gelişme olduğunu vurguladı. Nil Timsahları doğal ortamlarında bir üreme döneminde 20 ila 90 arasında yumurta bırakabiliyor. Ancak doğada yumurtadan çıkan yavruların yaklaşık yüzde 90’ı yetişkinliğe ulaşamadan hayatını kaybediyor. Bu nedenle koruma altında yürütülen bakım ve büyütme süreçleri, türün devamlılığı açısından kritik rol oynuyor. ZİRVE AVCILARININ İLK YILLARI Besin zincirinin en üst basamaklarında yer alan Nil Timsahları, yumurtadan çıktıktan kısa süre sonra avlanmaya başlayan güçlü zirve avcıları arasında bulunuyor. Doğada ilk dönemlerinde böcekler ve küçük omurgasızlarla beslenen yavrular, büyüdükçe daha büyük avlara yöneliyor. ViaSea Akvaryum’da dünyaya gelen yavrular için de yaşlarına ve gelişim süreçlerine uygun özel bir beslenme programı uygulandı. İlk aylarda un kurdu gibi özel yemlerle beslenen yavrular, bugün günlük olarak taze kırmızı et ve tavuk etiyle beslenmeye devam ediyor. Doğal yaşamda ortalama 50 yıl yaşayabilen Nil Timsahlarının, insan bakımı altında 60 -70 yıl yaşayan örnekleri bulunuyor. Tür yaklaşık 15 yaşında cinsel olgunluğa ulaşıyor. ARTIK ZİYARETÇİLER DE GÖREBİLECEK Yaklaşık iki yıl boyunca özel büyütme alanlarında titizlikle yetiştirilen 6 yavru Nil Timsahı, bugün itibarıyla ziyaretçilerin görebileceği yeni habitatlarına taşındı. ViaSea Akvaryum yetkilileri, “Koruma altında dünyaya gelen ve sağlıklı şekilde büyüyen bu özel canlıları ziyaretçilerimizle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Misafirlerimiz artık dünyanın en etkileyici sürüngenlerinden biri olan Nil Timsahlarının gelişim süreçlerini yakından gözlemleme fırsatı bulabilecekler” açıklamasında bulundu. Yavru Nil Timsahları, ViaSea Akvaryum’un sürüngenler bölümündeki yeni yaşam alanlarında ziyaretçilerini bekliyor.

Ters laleler doğaseverleri yüksek rakımlara çekiyor Haber

Ters laleler doğaseverleri yüksek rakımlara çekiyor

Batman Sason'da Şıllek Dağları'nda açan ve 'ağlayan gelin' olarak bilinen ters laleler doğaseverleri bölgeye çekiyor. Nesli tükenme tehlikesi altındaki endemik türleri görmek isteyen ziyaretçiler, zorlu rotaları aşarak eşsiz manzaraya tanıklık ediyor. BATMAN (İGFA) - Sason’un yüksek kesimlerinde karların erimesiyle birlikte açmaya başlayan ters laleler, doğaseverleri bölgeye çekiyor. Kısa ömürlü olmaları nedeniyle yılda yalnızca birkaç hafta görülebilen ters laleleri yakından görmek isteyen doğa tutkunları, çevre illerden Sason’a gelerek zorlu yürüyüş rotalarını aşıyor. Bölgedeki ziyaretçiler, doğa yürüyüşü yapmanın yanı sıra endemik bitki türlerini yerinde görme fırsatı buluyor. “TERS LALELER YOK OLMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA” Matematik öğretmeni Şerif Çelebi, yaklaşık iki saatlik yürüyüşün ardından ters lalelerin bulunduğu bölgeye ulaştıklarını belirterek doğa yürüyüşlerinin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekti. Çelebi, “Bugün birkaç doğa yürüyüşçüsü arkadaşımızla birlikte Sason’un dağlarına geldik. Hem tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan ters lalelere dikkat çekmek hem de doğada bulunmanın insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini yerinde görmek istedik. Tüm vatandaşlarımıza bu tür doğa gezilerini tavsiye ediyoruz” dedi. ÖMÜRLERİ SADECE İKİ HAFTA Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Enver Küçükkaya ise arkadaşlarıyla birlikte ters laleleri görmek için Sason’a geldiklerini belirtti. Bölgedeki ters lalelerin ender görülen endemik türler arasında yer aldığını ifade eden Küçükkaya, “Hem doğa yürüyüşü yapmak hem de ters laleleri yerinde görmek için geldik. Çünkü bu çiçekler çok kısa sürede kuruyor. Yaklaşık iki haftalık bir yaşam süreleri var. Biz de bu güzelliği kaçırmamak için geldik” diye konuştu. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mikdat Yıldız da Sason’un doğal güzelliklerinden etkilendiklerini belirterek, doğayla iç içe olmanın insan ruhuna iyi geldiğini söyledi. Yıldız, “Batman’dan Sason dağlarına güzel çiçekleri, güzel coğrafyayı ve güzel insanları görmeye geldik. Hem beden sağlığımız hem ruh sağlığımız için bu tür geziler çok önemli. Çiçekleri görmek, dokunmak, koklamak insana huzur veriyor. Bunlar Allah’ın sanat eserleridir. Biz de bu güzellikleri görmeye ve faydalanmaya geldik” ifadelerini kullandı. Her yıl bahar aylarında kısa süreliğine açan ters laleler, sunduğu eşsiz manzara ile doğa ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekmeye devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.