Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Teknoloji

haberalmedya - Teknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TOBB İş Dünyası Yapay Zekâ Zirvesi'ne geri sayım Haber

TOBB İş Dünyası Yapay Zekâ Zirvesi'ne geri sayım

TOBB Türkiye Yazılım Meclisi öncülüğünde düzenlenecek TOBB İş Dünyası Yapay Zekâ Zirvesi, 29 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilecek. Zirvede Türkiye’nin yapay zekâ vizyonu ve eylem planı ele alınırken, KOBİ’ler ve sanayiciler yerli bilişim ve yazılım firmalarıyla B2B görüşmelerde bir araya gelecek. ANKARA (İGFA) - İş dünyası, teknoloji ekosistemi ve kamu temsilcileri, 29 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da düzenlenecek TOBB İş Dünyası Yapay Zekâ Zirvesi’nde buluşacak. Zirvede, yapay zekânın sanayi, üretim, ticaret, finans ve hizmet sektörlerinde meydana getirdiği dönüşüm, iş dünyasının somut ihtiyaçları üzerinden ele alınacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun katılacağı zirvede; kamu kurumları, oda ve borsalar, KOBİ’ler, sanayiciler, yazılım ve bilişim firmaları, teknoloji üreticileri ve sektör temsilcileri aynı platformda bir araya gelecek. Programda; kamuda yapay zekâ uygulamaları, veri güvenliği, siber güvenlik, kamu-özel sektör iş birliği ve Türkiye’nin yapay zekâ ekosisteminin geliştirilmesine yönelik çalışmalar hakkında bilgi verilecek. -Yapay zekâ sanayide iş sonuçları üzerinden konuşulacak Zirvenin anahtar konuşmalarında, sanayide yapay zekâ dönüşümüne odaklanılacak. Yapay zekânın üretim hatları, kalite kontrol, bakım süreçleri, tedarik zinciri, enerji kullanımı, satış, pazarlama, finans, insan kaynakları, müşteri deneyimi ve operasyonel verimlilik alanlarında nasıl kullanılabileceği, somut uygulama örnekleriyle değerlendirilecek. KOBİ ve sanayi işletmelerinin yapay zekâya hangi süreçlerden başlaması gerektiği, veri altyapısının nasıl hazırlanacağı, öncelikli kullanım senaryolarının nasıl belirleneceği ve yapay zekâ yatırımlarının geri dönüşünün nasıl ölçüleceği de programın öne çıkan konuları arasında yer alacak. Program kapsamında yerli teknoloji firmaları da geliştirdikleri yapay zekâ ürün ve çözümlerini iş dünyasına tanıtacak. Yapay zekâ iki ayrı panelde ele alınacak Zirve programında, yapay zekânın teknoloji üreticileri ve teknolojiyi kullanan işletmeler açısından değerlendirileceği iki ayrı panel düzenlenecek. Teknoloji odaklı panelde; yapay zekânın yazılım, bilişim, telekomünikasyon, finansal teknolojiler, e-ticaret, kreatif endüstriler ve diğer teknoloji yoğun sektörlerde oluşturduğu yeni iş modelleri, ürünleşme imkânları ve ihracat potansiyeli ele alınacak. KOBİ ve sanayi odaklı panelde ise yapay zekânın üretim, verimlilik, finansman, müşteri yönetimi, insan kaynağı ve rekabetçilik üzerindeki etkileri tartışılacak. Program kapsamında oda ve borsalar aracılığıyla zirveye katılacak KOBİ ve sanayiciler ile yapay zekâ ürün ve çözümleri geliştiren yerli yazılım ve bilişim firmaları bir araya getirilecek. B2B görüşmelerinde sanayiciler ve KOBİ’ler; işletmelerindeki üretim, satış, finans, insan kaynakları, müşteri deneyimi, veri analitiği ve operasyonel verimlilik sorunlarına yönelik yapay zekâ çözümlerini doğrudan değerlendirme imkânı bulacak. Yerli teknoloji üreticileri ise ürünlerini karar vericilere tanıtma, yeni müşteri ve iş ortaklarına ulaşma ve somut ticari iş birlikleri geliştirme fırsatı elde edecek. Zirveye binin üzerinde katılımcı ve 500’ün üzerinde karar vericinin katılması beklenirken, programda iş dünyasından 30 konuşmacı yer alacak. -Ertan Barut: “29 Temmuz’da yapay zekâyı sahaya indiriyoruz” TOBB Türkiye Yazılım Meclisi Başkanı Ertan Barut, zirvenin temel hedefinin yapay zekâyı iş dünyasının gerçek ihtiyaçlarıyla buluşturmak olduğunu söyledi. Barut, “29 Temmuz’da yapay zekâyı sahaya indiriyoruz. Yapay zekâyı yalnızca konuşmak, izlemek veya sınırlı pilot uygulamalarla değerlendirmek artık yeterli değil. Bu teknolojiyi üretime, satışa, ihracata, müşteri yönetimine ve verimliliğe dönüştürmemiz gerekiyor” dedi. Barut, zirvenin yalnızca Ankara ile sınırlı kalmayacağını, İstanbul, Kocaeli-Gebze, Bursa, İzmir, Kayseri, Konya, Antalya, Samsun ve Gaziantep’te de gerçekleştirmeyi planladıklarını söyledi.

Ağrı Dağı eteğinde Bilim Kafe buluşması Haber

Ağrı Dağı eteğinde Bilim Kafe buluşması

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi tarafından düzenlenen “Rektörle Geleceği Konuşuyoruz” programında, Ağrı Dağı’nın eşsiz manzarası eşliğinde bilim, teknoloji, yapay zekâ, geleceğin meslekleri ve yükseköğretimin dönüşümü ele alındı. Nihat AYDIN / AĞRI (İGFA) - Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi koordinesinde, Bilim Kafe Buluşmaları kapsamında “Rektörle Geleceği Konuşuyoruz” programı düzenlendi. Doğubayazıt’ta Ağrı Dağı eteğinde bulunan Zirve Paradise Bahçesi’nde gerçekleştirilen programa AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hülya Akıncıoğlu, Genel Sekreter Nimet Terkir, akademik ve idari personel, üniversite tercihi yapacak öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Yoğun ilgi gören programda, üniversitenin gelecek vizyonu, YÖK 2030 Vizyonu, yükseköğretimde dönüşüm, geleceğin meslekleri, dijitalleşme, yapay zekâ, uluslararasılaşma çalışmaları ve öğrencilerin kariyer gelişimine yönelik fırsatlar değerlendirildi. “BİLİMSEL BİLGİ TOPLUMLA BULUŞTUĞUNDA DEĞER ÜRETİR” Programda konuşan AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin, bilimin toplumla buluşmasının üniversitelerin temel sorumluluklarından biri olduğunu belirtti. Üniversitelerin yalnızca ders verilen kurumlar olmadığını vurgulayan Gülçin, “Üniversiteler sadece ders verilen kurumlar değil; bilgi üreten, çözüm geliştiren ve bulunduğu şehre, bölgesine ve ülkesine değer katan bilim merkezleridir. Bilimsel bilgi, laboratuvarlardan çıkarak toplumla buluştuğunda gerçek anlamda değer üretir. Bilim Kafe Buluşmaları da bu anlayışın en güzel örneklerinden biridir” dedi. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nin eğitim, araştırma ve toplumsal katkı alanlarında her geçen gün daha güçlü bir konuma ulaştığını ifade eden Prof. Dr. Gülçin, kalite odaklı eğitim anlayışıyla öğrencileri geleceğe hazırladıklarını söyledi. Gülçin, yükseköğretimde yaşanan dönüşüme uyum sağlayan, araştırma kültürünü güçlendiren ve uluslararası ölçekte rekabet edebilen bir üniversite olma hedefiyle çalıştıklarını belirterek, gençlerin yalnızca bugünün değil, geleceğin dünyasına da hazır bireyler olarak yetişmesini önemsediklerini kaydetti. Prof. Dr. Gülçin, bilimsel üretimin yanı sıra sosyal, kültürel ve teknolojik gelişimin de üniversite yaşamının ayrılmaz bir parçası olduğunu dile getirdi. Öğrencilerin kendilerini her yönüyle geliştirebilecekleri bir üniversite ortamı oluşturmayı amaçladıklarını ifade eden Gülçin, AİÇÜ’nün uluslararası iş birlikleri, araştırma altyapısı ve öğrenci odaklı projeleriyle bölgesel kalkınmaya katkı sunmaya devam edeceğini belirtti. Gençlere eğitim hayatlarında dikkat etmeleri gereken konularda tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Gülçin, bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı günümüzde asıl farkın doğru bilgiyi üretme, eleştirel düşünme, araştırma yapma ve sürekli kendini geliştirme becerileriyle ortaya çıkacağını söyledi. Geleceğin dünyasında yapay zekâ, dijital teknolojiler, sürdürülebilirlik, biyoteknoloji ve veri odaklı çalışma alanlarının öne çıkacağını ifade eden Gülçin, öğrencilerin bu alanlara hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı. YÖK’ün ihtisaslaşma, dijital dönüşüm ve istihdam odaklı yükseköğretim politikaları kapsamında Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde yeni programların açıldığını hatırlatan Gülçin, Akıllı Sera Teknolojileri Programı, Yapay Zekâ Operatörlüğü Programı, Çevresel Ölçüm ve İzleme Sistemleri Teknikerliği, Çevre Sağlığı ve Çevresel Risk Yönetimi Teknikerliği, Büyük Veri Analistliği Programı ile Akıllı Tarım ve Gıda Yönetimi Programı’nın öğrencilere geleceğin mesleklerine hazırlanma imkânı sunduğunu belirtti. Öğrencilerin yalnızca akademik başarıya odaklanmasının yeterli olmadığını ifade eden Prof. Dr. Gülçin, yabancı dil, dijital yetkinlik, iletişim becerileri ve disiplinler arası bakış açısının kariyer yolculuğunda belirleyici olacağını söyledi. Gençlere değişime açık olmaları, yaşam boyu öğrenmeyi ilke edinmeleri ve bilimsel üretimin içinde aktif rol almaları tavsiyesinde bulunan Gülçin, geleceğin mesleklerine bugünden hazırlanmanın hem bireysel başarı hem de ülkenin kalkınması açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi. Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği program, soru-cevap bölümünün ardından hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Ağrı Dağı’nın ilham veren atmosferinde “Zirvede Bilim, Bilimde Zirve” anlayışıyla gerçekleştirilen Bilim Kafe Buluşması, katılımcılara hem bilimsel hem de sosyal açıdan özel bir deneyim sundu.

Bursa Millî Eğitim’de “deprem” değil, değişim ve başarı dönemi Haber

Bursa Millî Eğitim’de “deprem” değil, değişim ve başarı dönemi

Gürhan Çokgezer yönetimindeki Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü, son yedi ayda bilimden teknolojiye, mesleki eğitimden uluslararası projelere kadar birçok alanda dikkat çeken çalışmalara ve başarılara imza attı. BURSA (İGFA) - Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğünde gerçekleştiği veya gerçekleşeceği ileri sürülen bazı görev değişiklikleri, son günlerde çeşitli açıklamalar ve yerel basına yansıyan haberler üzerinden “deprem” ve “kadro mühendisliği” ifadeleriyle gündeme taşındı. İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Ancak eğitim kamuoyunda tartışmanın yalnızca “Kim gitti, kim geldi?” sorusuna indirgenmemesi gerektiği ifade ediliyor. Bir eğitim yönetiminin başarısı; ortaya koyduğu çalışmalar, öğrencilerin elde ettiği dereceler, eğitim yatırımları, proje üretme kapasitesi, kurumlar arası iş birlikleri ve geleceğe yönelik vizyonu üzerinden değerlendirilmelidir. Her Yönetim Kendi Çalışma Modelini Oluşturabilir Yaklaşık 650 bin öğrencisi, 40 bini aşkın öğretmeni, 2 bine yakın okul ve kurumu ile 17 ilçeyi kapsayan Bursa eğitim sistemi, güçlü koordinasyon ve etkili ekip çalışması gerektiren büyük bir yapıdır. Böylesine geniş bir yapıda göreve başlayan İl Millî Eğitim Müdürünün çalışma anlayışı ve hedefleri doğrultusunda yönetim organizasyonunu şekillendirmesi, görev ve sorumluluk alanlarını yeniden düzenlemesi ve ihtiyaç duyulan noktalarda görev değişikliklerine gitmesi kamu yönetiminin olağan süreçleri arasında değerlendirilmelidir. Elbette her kamu görevlendirmesi liyakat, tecrübe, kamu yararı ve mevzuata uygunluk bakımından değerlendirilebilir ve denetlenebilir. Ancak kamuoyuna yansıyan eleştirilerde, yapılan veya yapılacağı ileri sürülen değişikliklerin bütününün liyakatsiz ya da mevzuata aykırı olduğuna ilişkin bir resmî tespit veya yargı kararı ortaya konulmuş değildir. Kurum yönetiminde değişikliğe gitmek, geçmişte görev yapan yöneticilerin emeğini değersizleştirmek anlamına gelmediği gibi yeni isimlere sorumluluk verilmesi de tek başına liyakatsizlik göstergesi değildir. Asıl önemli olan değişimin Bursa eğitimine nasıl yansıdığı ve hangi sonuçları ortaya çıkardığıdır. İl Millî Eğitim Müdür Yardımcılığı Sınava Dayalı Bir Kadro Değildir Son günlerde İl Millî Eğitim Müdür Yardımcılığı görevine getirilen isimler üzerinden “sınavsız atama” eleştirileri de gündeme gelmiştir. Ancak burada farklı statüdeki yönetim görevlerinin birbirinden ayrılması gerekir. Millî Eğitim Bakanlığı mevzuatında şube müdürlüğü görevde yükselme sınavı sürecine tabi bir kadro iken, İl Millî Eğitim Müdür Yardımcılığı için aynı şekilde ayrı bir görevde yükselme sınavı öngörülmemektedir. Bu görev bakımından mevzuatta belirlenen hizmet süresi ve yöneticilik tecrübesi gibi şartlar esas alınmaktadır. Bu nedenle bir yöneticinin İl Millî Eğitim Müdür Yardımcılığı görevine getirilmesini yalnızca “şube müdürlüğü sınavına girip girmediği” üzerinden değerlendirmek, mevzuattaki atama sisteminin bütününü yansıtmamaktadır. Liyakat; yalnızca sınav puanı değil, mesleki birikim, yöneticilik tecrübesi, ekip yönetimi, proje üretme kapasitesi, kriz çözme becerisi, koordinasyon gücü ve ortaya konulan sonuçlarla birlikte değerlendirilmelidir. Bursa Eğitiminde Başarı Çıtası Yükseliyor Gürhan Çokgezer’in 9 Aralık 2025 tarihinde Bursa İl Millî Eğitim Müdürü olarak göreve başlamasının ardından geçen süreçte Bursa’daki eğitim çalışmaları, proje üretme kapasitesi ve öğrencilerin başarıları önemli bir ivme kazanmıştır. Son yedi aylık dönemde Bursa’da robotik ve teknoloji alanlarında uluslararası dereceler elde edilmiş, TÜBİTAK projelerinde önemli başarılar kazanılmış, yapay zekâ temelli eğitim ve proje çalışmaları geliştirilmiş, eTwinning projelerinde dikkat çekici bir büyüme yaşanmış, mesleki eğitimin sanayi ve sektörle iş birliği güçlendirilmiş, kültür ve sanat alanında Türkiye çapında başarılar elde edilmiş ve havacılık ile uzay teknolojileri alanında yeni bir eğitim modelinin temelleri atılmıştır. Bu tablo, Bursa eğitiminde yalnızca mevcut çalışmaların sürdürülmediğini; aynı zamanda yeni hedefler, yeni iş birlikleri ve geleceğin mesleklerine yönelik yeni eğitim modelleri geliştirildiğini göstermektedir. Elde edilen başarılar; öğrencilerin, öğretmenlerin, okul yöneticilerinin ve eğitim yönetiminin ortak emeğinin sonucudur. Değişim Olağan, Sonuçlar Esas Olmalıdır Bir yönetici göreve geldiğinde mevcut bütün kadrolarla süresiz olarak çalışmak zorunda olmadığı gibi, görev değişikliği yapılan her yöneticinin başarısız olduğu sonucu da çıkarılamaz. Sorumluluk üstlenen, hedef belirleyen ve sonuçlarından hesap veren yöneticilerin çalışma organizasyonlarında zaman zaman değişikliğe gitmesi olağan bir yönetim pratiğidir. Bursa açısından asıl ölçüt; yapılan değişikliklerin akademik başarıya, bilimsel üretime, teknoloji yatırımlarına, mesleki eğitime, uluslararası projelere, öğretmenlerin mesleki gelişimine ve öğrencilerin çok yönlü gelişimine sağlayacağı katkı olmalıdır. Bursa Millî Eğitim’de yaşanan süreci yalnızca “deprem” veya “kadro değişikliği” başlıkları üzerinden değerlendirmek, son yedi ayda ortaya konulan çalışmaların ve elde edilen başarıların göz ardı edilmesine neden olacaktır. Değişim elbette tartışılabilir ve kamuoyu tarafından sorgulanabilir. Ancak değerlendirmelerin somut çalışmalar, ortaya çıkan sonuçlar ve Bursa eğitiminin geleceğine yönelik geliştirilen vizyon üzerinden yapılması daha hakkaniyetli olacaktır. Bu nedenle Bursa Millî Eğitim’de yaşanan süreci yalnızca “deprem” olarak değil, değişim ve ortaya çıkan sonuçlarla birlikte değerlendirmek gerekir. Değişim tartışılabilir; ancak başarı görülmeli, emek teslim edilmeli ve Bursa eğitiminin geleceğine yönelik ortaya konulan vizyon objektif biçimde değerlendirilmelidir.

BUSİAD yenileşim ödül süreci başladı Haber

BUSİAD yenileşim ödül süreci başladı

Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, Kasım ayında gerçekleştirilecek 7. Yenileşim Ödül sürecine Bursalı firmaları katılmaya çağırdı. BURSA (İGFA) - Podyum Davet’te düzenlenen basın toplantısında konuşan BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, 7. Yenileşim Ödülü’nün de verileceği ve bu yıl 16.’sı gerçekleştirecek Yenilikçilik ve Yaratıcılık Sempozyumu’nun mottosunun “Oyunu Değiştirenler” olduğunu söyledi. BUSİAD Başkanı Hatunoğlu, 19 Kasım’da düzenlenecek sempozyumda, “Değişimin izleyicisi değil, oyunu değiştirmek için neler yapmamız gerektiğini uzman isimlerden dinleyeceğiz. BUSİAD bir öngörü kuruluşu olarak yıllardır, yakın geleceği, orta vadeyi ve mümkün olduğunca uzun vadeyi anlamaya çalışmak; ortaya çıkan fikirleri üyelerimizle, Bursa ile ve ülkemizle paylaşmak için çalışıyor” dedi. Oyunun değişmeye başladığını 2010’dan itibaren BUSİAD’ın gördüğünü ve çalışmalarını ona göre şekillendirdiğini kaydeden Hatunoğlu, şunları söyledi: “İnsanlık, bugün dijitalleşmeyi ve yapay zekâyı yeni bir dönüşüm dalgası olarak yaşıyor. BUSİAD olarak bu süreci en başından beri yakından takip ediyoruz. Almanya'nın 2011 yılında Hannover Messe Fuarı'nda "Endüstri 4.0" kavramını ortaya koymasından itibaren bunun Türkiye gibi ülkeler için büyük bir fırsat olduğunu savunduk. Neden bunu bir fırsat olarak görüyoruz? Çünkü önceki sanayi devrimlerinde en önemli unsur sermayeydi. Bu yeni dönüşümde ise en önemli unsur insan. Eğer gençlerimizi doğru eğitebilir, onları teknoloji üretmeye yönlendirebilir ve yetkinliklerini geliştirebilirsek bu treni kaçırmayız dedik. Bugün bunun ne kadar doğru bir tespit olduğunu görüyoruz.” Hatunoğlu, 7.’si verilecek Bursa Yenileşim Ödülü ile ilgili verdiği bilgide, “Biz yenileşimi bir tercih olarak görmüyoruz. Yenileşim artık bir zorunluluk. Bireylerin, kurumların ve şirketlerin kendilerini sürekli yenilemeleri gerekiyor. İşte bu anlayışla arkadaşlarımız son iki yıldır ödül sürecini baştan sona yeniden ele aldılar. Yeni yapıda firmalar yalnızca bir ödül için yarışmayacak. Aynı zamanda kendi yenileşim kapasitelerini objektif bir şekilde değerlendirme fırsatı bulacaklar. Belki de sürecin en önemli çıktısı burada. Çünkü her katılımcı firma, süreç sonunda detaylı bir değerlendirme raporu alacak. Bu rapor; mevcut durumunu, güçlü yönlerini, gelişim alanlarını, gelecekteki potansiyelini ortaya koyacak. Açıkçası biz bunu ödülün kendisi kadar, hatta bazı durumlarda daha da değerli buluyoruz. Firmalar adeta kurumsal bir "yenileşim ekspertizi" yaptırmış olacaklar. Başvuru ve süreçle ilgili tüm bilgilere www.busiad.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz.” diye konuştu. BUSİAD Yenilikçilik ve Yaratıcılık Uzmanlık Grubu Başkanı Tuğba Demirsu Yücetürk de, “Çalışma grubumuz; farklı sektörlerden gelen profesyonellerden, yöneticilerden ve akademisyenlerden oluşan, gönüllülük esasıyla çalışan bir yapı. Her üyemiz, kendi deneyimini ve uzmanlığını bu sürece katkı olarak sunuyor” dedi. Yücetürk, “Bu yıl özellikle şunu önemsiyoruz: Yenileşim yalnızca yeni bir ürün geliştirmek ya da teknoloji kullanmak değildir. Yenileşim; liderlikten stratejiye, çalışanların sürece katılımından iş birliklerine, kaynakların yönetiminden süreçlerin iyileştirilmesine kadar kurumun tamamını ilgilendiren bir dönüşüm alanıdır. Bu nedenle Bursa Yenileşim Ödülü değerlendirme süreci de yedi temel ölçüt üzerinden yürütülüyor: Stratejik yönelim ve bağlam, yenileşim kültürü ve yetkinlik gelişimi, ekosistem ve kaynakların yönetimi, operasyonel çeviklik ve süreçlerde yenileşim, bilgi ve teknolojilerin adaptasyonu, sürdürülebilirlik ve toplumsal etki ve son olarak iş sonuçları.” dedi. Yücetürk, başvuruların 30 Haziran 2026’ya kadar süreceğini de kaydederek, Verilecek ödülün de oyma sanatçısı U.Ü. Eğitim Fakültesi Emekli Öğ.Gör. Memet Erdoğdu’nun elinde şekillendiğini belirtti. Yücetürk, “Ödül heykeli; Osmanlı devletinin kuruluşuna tanıklık eden ve devlet kurulurken dikilen ağaçlardan olduğu bilinen tarihi Dua Çınarı ’nın günümüze kalan son parçaları kullanılarak hazırlandı. Kullanılan malzeme ve el işçiliği nedeniyle her bir ödül heykeli orijinal ve tek olma özelliği taşıyor. Çelik zemin üzerindeki doğal taş kaidesinde yükselen fidan şeklindeki heykel; yeniden doğumu, sonsuzluğu, gücü ve dayanıklılığı simgeliyor. Yenileşim (inovasyon) gibi kendi içinde sürekli yenilik yaparak var olmayı anlatan heykel, aynı zamanda dönüşüme de vurgu yapıyor.” Yücetürk son olarak “Tüm işletmelerimizi, kendilerini bugünün yenileşim anlayışıyla değerlendirmek ve Bursa’nın dönüşüm hikâyesinde yer almak üzere bu sürece katılmaya davet ediyoruz” diye sözlerini bitirdi.

Çinli markaların Türkiye yükselişi sürüyor... Rekabetin anahtarı artık fiyat değil Haber

Çinli markaların Türkiye yükselişi sürüyor... Rekabetin anahtarı artık fiyat değil

Çinli otomotiv markalarının Türkiye pazarındaki yükselişi dikkat çekiyor. Sektör temsilcilerine göre yeni dönemde başarı; düşük fiyatla değil, teknoloji, yatırım, servis ağı ve kaliteyle mümkün olacak. İSTANBUL (İGFA) - Türkiye otomotiv pazarında son yılların en dikkat çekici gelişmelerinden biri Çinli markaların yükselişi oldu. 2021 yılında binek otomobil pazarından yalnızca yüzde 1,5 pay alan Çinli üreticiler, 2025 itibarıyla yüzde 8,2 seviyesine ulaştı. Sektör temsilcilerinden LenaCars ve Sarjagel.com Genel Müdürü Selçuk Nazik, Çinli markaların Türkiye’deki konumunu vergi yükü, elektrikli araç rekabeti ve tüketici tercihleri açısından değerlendirdi. Türkiye’de otomobil ithalat maliyetlerinin önemli ölçüde arttığını belirten Nazik, araçların fabrika çıkış fiyatlarına nakliye, sigorta, gümrük vergileri, ek mali yükümlülükler, ÖTV ve KDV'nin eklenmesiyle fiyatların katlandığını söyledi. “Bir aracın Çin’deki fabrika çıkış fiyatı ile Türkiye’deki satış fiyatı arasında artık 3,5 ila 4 katlık bir çarpan oluşuyor” diyen Nazik, 15-20 bin dolar seviyesindeki kompakt bir SUV’un Türkiye’de 2,5-3 milyon TL bandına ulaşabildiğini ifade etti. Bu maliyet yapısında en büyük payın üretici ya da distribütör kârından çok vergilerden kaynaklandığını vurguladı. REKABETİN KURALLARI DEĞİŞTİ Nazik’e göre yeni düzenlemeler Çinli markaların rekabet şansını ortadan kaldırmıyor ancak rekabetin şeklini değiştiriyor. Artık yalnızca fiyat avantajıyla pazarda kalmanın mümkün olmadığını belirten Nazik, donanım, teknoloji, hibrit çözümler, güçlü servis yapılanması ve yatırım kapasitesine sahip markaların Türkiye’de büyüme fırsatı yakalayabileceğini söyledi. “Türkiye artık Çinli markalar için bir fiyat pazarı değil, strateji ve yatırım pazarı” diyen Nazik, özellikle servis ağı ve satış sonrası hizmetlerde yeterli altyapıya sahip olmayan markaların pazarda kalmakta zorlanacağını ifade etti. TOGG REKABETİ YENİ BOYUTA TAŞIDI Elektrikli araç pazarında Togg’un önemli bir referans noktası haline geldiğini belirten Nazik, Çinli üreticilerin artık yalnızca Avrupalı markalarla değil, yerli üreticiyle de rekabet ettiğini söyledi. Nazik, “Çinli markalar büyümek istiyorsa fiyat dışında teknoloji, yazılım, kalite, servis erişimi ve ikinci el değeriyle de öne çıkmak zorunda” değerlendirmesinde bulundu. Çinli markaların ikinci el performansının tüketici açısından önemli bir kriter haline geldiğini belirten Nazik, birçok Çinli üreticinin modellerini kısa aralıklarla yenilemesinin ikinci el değerlerinin korunmasını zorlaştırdığını söyledi. Günümüzde tüketicilerin yalnızca liste fiyatına bakmadığını ifade eden Nazik, satın alma kararlarında garanti koşulları, servis ağı, yazılım kalitesi, yedek parça bulunabilirliği ve ikinci el değerinin de belirleyici rol oynadığını kaydetti. Nazik, Avrupalı, Japon ve Koreli üreticilerin güçlü servis ağları, yedek parça erişimi ve ikinci el avantajları sayesinde pazardaki konumlarını koruduğunu belirterek, birçok markanın liste fiyatları üzerinden yaptığı yüksek oranlı indirimlerin de tüketici lehine önemli fırsatlar sunduğunu sözlerine ekledi.

Çarpıcı eserler İstanbul Dijital Sanat'ta buluşuyor Haber

Çarpıcı eserler İstanbul Dijital Sanat'ta buluşuyor

Bu yıl 3-7 Haziran tarihleri arasında altıncısı düzenlenecek olan İstanbul Dijital Sanat Festivali, dünyanın farklı coğrafyalarından çağdaş sanatçıları, yeni medya öncüleri ve disiplinlerarası yaratıcıları bir araya getirerek izleyicilere benzersiz bir deneyim sunmaya hazırlanıyor. İSTANBUL (İGFA) - 6.İstanbul Dijital Sanat Festivali, dünyaca ünlü sanatçıların çarpıcı eserlerini bir araya getiriyor. Festivalin öne çıkan işlerinden “Mental Garden”, ziyaretçilerin gerçek zamanlı beyin dalgalarını analiz ederek onları yaşayan dijital çiçek kompozisyonlarına dönüştürüyor. Her katılımcının zihinsel ve duygusal durumu, renkleri, hareketleri ve formları sürekli değişen benzersiz bir görsel evren yaratıyor. İnsan zihninin görünmeyen süreçleri böylece somut, organik ve şiirsel bir dile dönüşüyor. “SYMBIONT” ise insan ve teknolojiyi birbirine bağımlı iki yaşam formu olarak ele alıyor. İzleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkaran çalışma, dijital strüktür ile insan varlığını aynı nefes içinde buluşturarak “ontolojik tamamlanma” fikrini merkezine alıyor. Hareket, ışık ve mekânsal etkileşim aracılığıyla ziyaretçiler, yaşayan bir dijital organizmanın parçasına dönüşüyor. Festival kapsamında yer alan “Neural Nectar”, arıcılık, robotik ve yapay zekâyı aynı potada eriterek insan bilişini dijital ekosistemde bir “nektar” metaforu üzerinden yeniden yorumluyor. Balmumu beyin heykelleri, video ve robotik sistemlerle birleşirken; insanın teknolojiyle kurduğu ilişkiye dair rahatsız edici ama büyüleyici bir atmosfer yaratıyor. “d.memo” adlı çalışma ise REM uykusu estetiği üzerinden hafıza, kimlik ve dijital aktarım süreçlerini araştırıyor. Hipergerçekçi heykel, animatronik sistemler ve projeksiyon teknolojileriyle şekillenen eser, insan bilincinin teknoloji aracılığıyla nasıl yeniden üretildiğini sorguluyor.

BTSO’dan 2030 vizyonu: Bursa’yı daha rekabetçi merkez yapacağız Haber

BTSO’dan 2030 vizyonu: Bursa’yı daha rekabetçi merkez yapacağız

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Mayıs Ayı Meclis Toplantısı’nda konuşan Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, Bursa iş dünyasının küresel ölçekte büyümeye devam ettiğini belirterek 2030 vizyonu kapsamında üretim, ihracat ve teknoloji odağında hedeflere dikkat çekti. BURSA (İGFA) - Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Mayıs Ayı Meclis Toplantısı, Oda Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, Bursa iş dünyasının üretim ve ihracat gücüyle küresel ölçekte daha iddialı bir konuma geldiğini söyledi. Kuş, güçlü ekonominin bağımsızlığın temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, ülkelerin geleceğinin üretim kabiliyeti, teknoloji geliştirme iradesi ve nitelikli insan kaynağıyla şekillendiğini ifade etti. Bursa’nın girişimci ruhunu ortak akılla büyütmeyi hedeflediklerini belirten Kuş, BTSO’nun projeleriyle iş dünyasına yön vermeye devam ettiğini kaydetti. BTSO’nun iştiraki KFA Fuarcılık tarafından düzenlenen HOMETEX Fuarı’na da değinen Kuş, organizasyonun ev tekstili sektörünün dünya çapındaki en önemli buluşmalarından biri olduğunu söyledi. Fuarın 19 Mayıs gibi anlamlı bir günde açıldığını hatırlatan Kuş, üretim gücü ve marka değerinin ülkelerin geleceğini belirleyen en önemli unsurlar arasında yer aldığını dile getirdi. Dış ticaret faaliyetlerine ilişkin bilgi de veren Kuş, Ticaret Bakanlığı destekleriyle 7 UR-GE projesi kapsamında 160 kişilik heyetle Etiyopya’ya ticaret programı düzenlediklerini belirtti. Programın Türkiye’den Etiyopya’ya yapılan en geniş kapsamlı ticaret heyeti olduğunu ifade eden Kuş, Bursa firmalarının Addis Ababa’da 2 bini aşkın şirketle ikili iş görüşmeleri gerçekleştirdiğini aktardı. “Bursa iş dünyası yeni pazarlar için cesaretle yola çıkmaya devam edecek” diyen Kuş, hedeflerinin Bursa’yı daha rekabetçi, yenilikçi ve güçlü bir ekonomi merkezi haline getirmek olduğunu söyledi. BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur ise dijital ve yeşil dönüşümün küresel rekabetin belirleyici unsurları haline geldiğini belirterek, Bursa iş dünyasının bu sürece uyum sağlamasının kritik önem taşıdığını ifade etti. Uğur, sürdürülebilir üretim ve çevre odaklı dönüşüm çalışmalarının hız kazanması gerektiğini vurguladı.

EnFest’te dijital şampiyonlar belli oldu Haber

EnFest’te dijital şampiyonlar belli oldu

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin EnFest etkinlikleri kapsamında düzenlediği ödüllü FC26 turnuvasında final heyecanı yaşandı. İkişerli gruplardan oluşan 176 takımın mücadele ettiği organizasyonda şampiyonluk ipini İbrahim Toncer-Azim Omaç ikilisi göğüsledi. KOCAELİ (İGFA) - Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlediği EnFest’te e-spor heyecanı büyük finalle taçlandı. İzmit Milli İrade Meydanı’nda gerçekleştirilen ödüllü FC26 turnuvasında ikili takımlardan oluşan 176 ekip kıyasıya rekabet etti. FİNAL GÖSTERİ MAÇI İLE TAÇLANDI Festival kapsamında gerçekleştirilen final programında Süper Lig FC26 şampiyonu ve Kocaelispor oyuncusu Kağan Sofuoğlu ile Galatasaray e-spor oyuncusu Kaan Tüzün de yer aldı. İkilinin gerçekleştirdiği gösteri maçı festival alanında büyük ilgi gördü. ŞAMPİYON TONCER-OMAÇ İKİLİSİ OLDU Büyük heyecana sahne olan final karşılaşmalarının ardından turnuvanın şampiyonu İbrahim Toncer-Azim Omaç ikilisi oldu. Final müsabakaları boyunca festival alanında heyecan dolu anlar yaşanırken, gençler hem rekabetin hem de 19 Mayıs coşkusunun tadını doyasıya çıkardı. Turnuvada dereceye giren yarışmacılara birincilik için 7 bin TL, ikincilik için 6 bin TL, üçüncülük için ise 5 bin TL ödül verildi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen EnFest etkinlikleri, sporun yanı sıra teknoloji ve dijital oyun kültürünü de gençlerle buluştururken, Milli İrade Meydanı’nda kurulan etkinlik alanları festival boyunca yoğun ilgi gördü.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.