Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sağlık

haberalmedya - Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kene ve arı sokmalarına dikkat! Haber

Kene ve arı sokmalarına dikkat!

Yaz aylarında artan kene ve arı sokmalarına karşı vatandaşları uyaran Dr. Ayhan Ak, kırsal alanlar, parklar ve piknik bölgelerinde alınacak basit tedbirlerin önemli sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini belirterek, şüpheli durumda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulmasını tavsiye etti. SAKARYA (İGFA) - Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi hekimlerinden Dr. Ayhan Ak, yaz aylarında artan kene ve arı sokmalarına karşı önemli uyarılarda bulundu. Kenenin tek başına zehirli olmadığını belirten Ak, “Kene, beslendiği hayvan ya da insandan enfekte ve bulaşıcı hastalıkları alarak insanlara taşıyabilir. Bu nedenle özellikle otluk alanlarda ve kırsal bölgelerde dikkatli olunmalıdır” dedi. AÇIK RENKLİ KIYAFETLER TERCİH EDİLMELİ Kene riskine karşı alınabilecek önlemlere değinen Ak, “Piknik, yürüyüş veya kırsal alan ziyaretlerinde açık renkli kıyafetler tercih edilmeli, pantolon paçaları çorapların içine sokulmalıdır. Beyaz, krem, bej ve açık mavi gibi renkler kenenin daha kolay fark edilmesini sağlar. Eve dönüldüğünde mutlaka vücut kontrolü yapılmalıdır” ifadelerini kullandı. Kene tutunmasının ardından kızarıklık, şişlik ve ödem gibi belirtilerin görülebileceğini ifade eden Ak, “Bu belirtiler ortaya çıktıktan sonra kişi yaklaşık 10 gün boyunca kendisini gözlemlemelidir. Vatandaşlarımız paniğe kapılarak keneyi kendileri çıkarmaya çalışmamalı, en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır” dedi. ÇOCUKLAR VE YAŞLILAR DAHA DİKKATLİ OLMALI Özellikle çocukların kene tutunmasını çoğu zaman fark edemeyebileceğini belirten Ak, “Bu nedenle ailelerin açık alanlardan dönen çocuklarını mutlaka kontrol etmeleri gerekiyor. Kene, saç dipleri, kulak arkası, koltuk altı ve bacak bölgelerine tutunabiliyor. Alerjik yapıya sahip bireyler ve yaşlılar biraz daha hassas olmalı. Şüpheli bir durumda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulmasını tavsiye ediyoruz” dedi. ARI SOKMALARI DA RİSK OLUŞTURUYOR Yaz aylarında sık karşılaşılan bir diğer riskin arı sokmaları olduğunu belirten Ak, “Bal arısı iğnesini bıraktığı için bir cımbız yardımıyla çıkarabiliriz. Bölgeyi sabunlu ılık suyla yıkadıktan sonra soğuk kompres uygulayabiliriz. Özellikle ağız ve dil bölgesindeki şişliklerden çekiniyoruz. Eşek arısı sokmaları daha şiddetli reaksiyonlara neden olabilir. Solunum güçlüğü, yutma problemi veya ağız içerisinde şişlik oluşması halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” dedi.

Tansiyonu tetikleyen 14 beklenmedik faktör Haber

Tansiyonu tetikleyen 14 beklenmedik faktör

Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor. Uzmanlar, bu nedenlerin hiçbiri yoksa ve tansiyon yine de yükseliyorsa altında daha alışılmadık nedenler olabileceğine dikkat çekti. İSTANBUL (İGFA) - Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, hipertansiyonun yalnızca tuz tüketimiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirterek, günlük yaşamda fark edilmeyen birçok etkenin tansiyonu yükseltebileceğini söyledi. Nevrez Koylan, özellikle tansiyon hastalarına ilk önerilen adımlardan birinin tuz tüketiminin azaltılması olduğunu ancak hipertansiyonun çok daha geniş bir nedenler yelpazesine sahip bulunduğunu ifade etti. Prof. Dr. Koylan, stres, kaygı ve öfke gibi duygusal durumların yanı sıra günlük yaşam alışkanlıklarının da tansiyon üzerinde doğrudan etkili olabileceğini belirtti. Uzman isim, uzun süre yüksek seyreden tansiyon değerlerinin mutlaka hekim kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. TANSİYONU YÜKSELTEN 14 BEKLENMEDİK FAKTÖR Prof. Dr. Koylan, hipertansiyon üzerinde etkili olabilecek bazı alışılmadık faktörleri şöyle sıraladı: Yalnızlık hissi “Beyaz önlük sendromu” (doktor ortamında tansiyon yükselmesi) Tuvalet ihtiyacını uzun süre ertelemek Duygusal ve stresli konuşmalar Susuzluk Aşırı şeker tüketimi Bitkisel takviyeler (ginkgo, ginseng, guarana vb.) Uyku apnesi Tiroid hastalıkları Doğum kontrol ilaçları Antidepresan kullanımı Ağrı kesici ilaçlar Potasyum eksikliği Ağrı ve ani fiziksel rahatsızlıklar “Sadece tuz değil, bütün yaşam tarzı önemli” Koylan, özellikle işlenmiş şekerlerin, bazı ilaçların ve uyku bozukluklarının da tansiyon üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceğini belirterek, “Tansiyon yalnızca tuzla açıklanamaz. Yaşam tarzı, stres yönetimi ve genel sağlık durumu birlikte değerlendirilmelidir” dedi.

Bursa Osmangazi'den DMD Hastası Yağız Efe için çağrı Haber

Bursa Osmangazi'den DMD Hastası Yağız Efe için çağrı

DMD hastalığıyla mücadele eden Yağız Efe için başlatılan valilik onaylı tedavi kampanyası için çağrıda bulunan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın “Bu çağrılara yurttaşlarımızın kayıtsız kalmayacağını düşünüyorum. Yağız Efe de tedavisini tamamlayıp, Bursaspor maçlarına gelecek.” diye konuştu. BURSA (İGFA) - Yağız Efe’nin sağlığına kavuşabilmesi için ailesi ve destekçileri tarafından başlatılan valilik onaylı kampanya devam ediyor. Bu kapsamda Yağız Efe ve ailesi, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ı makamında ziyaret etti. Baba Mustafa erim, anne Hafize Erim, Yağız Efe’nin küçük kardeşi Mustafa Kemal Erim ve DMD Yağız Efe Kampanya İletişim ve Saha Sorumlusu Akif Gebeş’in de yer aldığı ziyarette Yağız Efe ile yakından ilgilenen Başkan Erkan Aydın, tedavi sürecine katkı sağlamak adına vatandaşlara dayanışma çağrısında bulundu. Kampanyanın yıl başından bugüne biraz ilerlediğini ancak yeterli seviyede olmadığını dile getiren Başkan Aydın, “Önümüzde bayram var, bu yakışıklı Bursasporlu nice bayramlara ulaşsın. Bütün ailelerin çocukları inşallah sağlık içerisinde, mutluluk içerisinde nice bayramlara ulaşsın. Yarın 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı. Bu bayramları da kutlasınlar. Buradan bütün duyarlı vatandaşlara, iş insanlarına, hayırseverlere bir çağrı daha yapalım; Bursa’daki kampanyalar gerek SMA hastalarında, gerek DMD hastalarında genelde başarıyla sonuçlanıyor, inşallah Yağız Efe’de de bu iyi sonuca ulaşacağız. Bu çağrılara yurttaşlarımızın kayıtsız kalmayacağını düşünüyorum. Yağız Efe de tedavisini tamamlayıp, Bursaspor maçlarına gelecek.” dedi. KAMPANYA YÜZDE 29 SEVİYELERİNDE Yağız Efe’nin ailesi de, kampanyanın yüzde 29 seviyesinde olduğunu belirterek, yaklaşık olarak 150 gün gibi bir sürelerinin kaldığını, bu süreç içerisinde Yağız Efe’nin kampanyasını bitirmek durumunda olduklarını söyledi. Ziyaret esnasında Yağız Efe, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a isminin yazılı olduğu ‘Timsah’ figürü hediye ederken, Başkan Aydın da Yağız Efe çeşitli hediyeler takdiminde bulundu. Valilik onaylı kampanya kapsamında bağış yapmak isteyen vatandaşlar için hesap bilgileri de paylaşıldı. Babası: Mustafa Erim IBAN: TR 3400 1340 0000 3760 2650 0024 Yağız Efe’nin kampanya sürecine ilişkin detaylara sosyal medya hesabı @dmdyagizefe üzerinden ulaşılabiliyor.

Bursa Nilüfer’de “Engelsiz Yaşam Sağlık ve Spor” semineri Haber

Bursa Nilüfer’de “Engelsiz Yaşam Sağlık ve Spor” semineri

Bursa Nilüfer Belediyesi, Engelliler Haftası kapsamında düzenlenen “Engelsiz Yaşam Sağlık ve Spor” seminerinde, engelli bireylerin toplumsal yaşama katılımı ve kalitesinin artırılması konuşuldu. BURSA (İGFA) - Bursa Nilüfer Belediyesi’nin Engelliler Haftası etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen “Engelsiz Yaşam Sağlık ve Spor” semineri, Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirildi. Seminere katılan uzmanlar; rehabilitasyondan ağız sağlığına, spordan toplumsal katılıma kadar pek çok başlıkta bilgi paylaştı. Bursa Uludağ Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Öğretim Görevlisi Dr. Sevda Demir Türe, rehabilitasyon sürecinin sadece hastane ile sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çekti. Kişiye egzersiz eğitimi vermeyi amaçladıklarını belirten Türe, “Engelli bireylerimiz evde egzersizlerini yapmadığında kazanımları geri kaybediyor. O yüzden biz bunu aşılamaya çalışıyoruz. Eğitimi verip evde devam etmelerini istiyoruz. Engelli bireylerin takipte olmaları çok önemli” dedi. Özel gereksinimli bireylerde sıklıkla ihmal edilen koruyucu diş hekimliği konusuna değinen Uzman Diş Hekimi İsra Ezgi Yalçın, “Hareket kısıtlılığı varsa şarjlı diş fırçaları; yutkunma güçlüğü varsa macunsuz kuru fırçalama; fırçalamada güçlük varsa ise at nalı şeklinde diş fırçaları tercih edilebilir” diye konuştu. Bursa Uludağ Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nimet Haşıl Korkmaz ise konuya bütüncül yaklaşılması gerektiğini söyledi. Önce bedeni güçlendirme, arkasından özgüveni artırma ve topluma katılım geldiğini vurgulayan Korkmaz, “Sporu sadece bir yarışma, müsabaka olarak değil, hayatta kalma şekli olarak ifade etmek gerekiyor. Spor yapın, hayatta kalın diyorum” dedi.

Gıda güvenliğinde görünmeyen risk: Algı Yönetimi Haber

Gıda güvenliğinde görünmeyen risk: Algı Yönetimi

Gıda ve sağlık ilişkisi etrafında giderek büyüyen bilgi kirliliği, tüketicilerin bilimsel gerçeklerden uzaklaşmasına neden oluyor. Sosyal medya, popüler söylemler ve uzmanlık alanı dışındaki yorumlarla şekillenen algı yönlendirmeleri; bireyleri gıda seçimi ve beslenme konusunda kritik hatalara sürükleyebiliyor. İSTANBUL (İGFA) - 5-6 Kasım 2026 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecek 9.Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi Bilimsel Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Barbaros Özer; modern toplumda gıdaların yalnızca bir beslenme aracı olmaktan çıkarak aynı zamanda bir yönlendirme ve algı yönetimi aracına dönüştüğünü belirtti. Prof. Dr. Özer, “Son yıllarda bir yandan birey bazlı beslenme yaklaşımıyla beslenme sorunlarının çözülebileceği iddiası öne çıkarılırken, diğer yandan bazı gıdalar gıda güvenliği perspektifinden ya tamamen bir zehir ya da tam tersine bir mucize gibi topluma sunuluyor” dedi. Toplumda farkındalık oluşturma çabasından çok, belirli bir gıda-sağlık ilişkisinin dayatılmasının ön plana çıktığını ifade eden Prof. Dr. Özer, bu yaklaşımın özellikle gıda ve beslenme alanında uzman olmayan ancak toplumda yüksek karşılığı bulunan farklı bilim dallarının temsilcileri tarafından dile getirildiğinde, sürecin “bilimsel olandan uzaklaşma” noktasına evrildiğini söyledi. Bu durumun tüketicileri, gıda seçimi ve beslenme konusunda yanlış kararlar almaya yönlendirebildiğini vurguladı. 9. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi kapsamında ele alınacak “Topluma Dayatılan Gıda-Sağlık İlişkisi” başlıklı panelde; sürekli güncellenen bilimsel veriler ışığında, disiplinler arası iş birliğiyle geliştirilecek kalıcı ve sağlam stratejilerin önemi uzmanlar tarafından değerlendirilecek. Prof.Özer, panelde kendisiyle birliktetoksikolog Prof.Dr. Ali Esat Karakaya, endokrinolog Prof.Dr. Taner Damcı, diyetisyen Prof.Dr. Murat Baş ve bir iletişimcinin konuşmacı olarak yer alacağını ifade etti. Moderatörlüğünü Kongre Başkanı Dr. Samim Saner’in yürüteceği panelde, izleyicilerin doğrudan soru ve görüşlerini iletebilecekleri interaktif bir sistem kullanılacak. 5-6 Kasım 2026’da Grand Cevahir Hotel &Convention Center’da gerçekleştirilecek 9. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi, disiplinler arası uzman katkıları ve interaktif yapısıyla, katılımcılara bu önemli konuyu tartışma ve bakış açısı geliştirme fırsatısunacak. 9. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresine katılmak için kayıt ve ayrıntılı bilgiye http://www.gidaguvenligikongresi.org ulaşılabiliyor. GIDA GÜVENLİĞİ DERNEĞİ HAKKINDA: Gıda Güvenliği Derneği, başta tüketiciler, üreticiler, kamu kurumları, akademisyenler ve gıda güvenliği çalışanları olmak üzere tüm paydaşların “Tarladan Sofraya” sürecinde gıda güvenliği konuları ile ilgili iletişimi, uzlaşması ve ilerlemesini sağlamak üzere 2004 yılında kurulmuş ‘’gıda güvenliği alanındaki’’ ilk sivil toplum kuruluşudur. Gıda Güvenliği Derneği; Gıda sektöründe çalışan büyük küçük tüm şirket, kişi ve kurumları gıda güvenliği ortak paydası altında toplamak, Gıda Güvenliği kavramının, tüm toplumda benimsenmesini ve yaygınlaştırılmasını sağlamak, Tüketicinin en etkin ve itici güç olduğunun bilincinde olarak, tüketicinin eğitilmesini ve bu yolla güvenli gıdayı talep etmesini sağlamak, Ulusal ve uluslararası düzeyde ilgili taraflarla iş birliğini geliştirici faaliyetlerde bulunmak ve projeler geliştirmek gibi çalışmaları yürütmektedir. Kongremiz ile ilgili tüm soru ve özel röportaj talepleriniz için ggk@papyon.com.tr ile iletişime geçebilirsiniz.

Uzmanlardan 'Hanta Virüs' uyarısı Haber

Uzmanlardan 'Hanta Virüs' uyarısı

Fitoterapi Uzmanı Dr. Lokman Kılıç, dünya genelinde ve zaman zaman ülkemizde gündeme gelen Hanta virüsü hakkında bilgilendirmelerde bulunarak, virüsün yayılma şekli, belirtileri ve korunma yolları konusunda vatandaşı uyardı. MARDİN (İGFA) - Fitoterapi Uzmanı Dr. Lokman Kılıç, yayımladığı bilgilendirici videoda hanta virüsünün klinik seyri, Türkiye’deki durumu ve korunma yöntemleri hakkında önemli uyarılarda bulundu. Dr. Lokman Kılıç, Hanta virüsünün özellikle fare, sıçan ve yarasa gibi kemirgenlerin dışkı, idrar ve salyaları aracılığıyla çevreye yayıldığını belirtti. Virüsün insanlara genellikle bu atıkların kuruması sonucu oluşan tozların solunması veya doğrudan temasla geçtiğini vurgulayan Kılıç, "Sadece 'Andes' türü olarak bilinen ve Güney Amerika'da görülen tipin insandan insana bulaşma riski var; diğer türlerde temel kaynak kemirgenlerle olan temastır," dedi. Videodaki teknik ayrıntıları paylaşan Dr. Kılıç, virüsün etkilediği organlara göre iki ana tablo oluşturduğunu ifade etti. Asya ve Avrupa Tipi Renal Sendromunun böbrekleri etkilediğini anlatan Kılıç, ateş, düşük tansiyon, idrarda azalma ve ardından aşırı idrar çıkışı ile seyrettiğini smyledi. Türkiye ve bölgemizde genellikle bu tipin görüldüğünü belirten Kılıç, erken müdahale edilmezse böbrek yetmezliği ve diyaliz ihtiyacı doğabileceğini hatırlattı. Amerika Tipi Pulmoner Sendromunun ise doğrudan akciğerleri hedef aldığını dikkat çeken Kılıç, akciğer ödemi ve ağır solunum yetmezliği yapan bu türün ölüm oranının yüzde 30 ve 40 gibi çok yüksek seviyelerde olduğunu vurguladı. Türkiye’de ilk vakanın 2009 yılında Bartın’da, ardından 2010’da Giresun’da görüldüğünü anımsatan Dr. Kılıç, Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülkemizde yılda 10 ila 60 arasında vaka kaydedildiğini ancak ölüm oranlarının oldukça düşük (yılda 1-3 kişi) olduğunu söyledi. Dr. Kılıç, "Bölgemizde şu an için büyük bir risk yok ancak tedbiri elden bırakmamalıyız," mesajını verdi. "Normal Gripten Farkı Nedir?" Vatandaşların her gribi Hanta virüsü ile karıştırmaması gerektiğini belirten Dr. Lokman Kılıç, ayırt edici özellikleri şöyle sıraladı: "Hanta virüsünde yüksek ateşin yanında şiddetli kas ağrıları, gözlerde kızarıklık, yüz ve boyun bölgesinde döküntüler (peteşi) görülür. Laboratuvar tetkiklerinde ise normal gribin aksine kan pulcuklarının (trombosit) düşmesi ve beyaz kan hücrelerinin artması tipik bulgulardır." Korunma İçin "Çamaşır Suyu" ve "Doğru Temizlik" Vurgusu Dr. Kılıç, kemirgenlerin bulunduğu ortamların temizlenmesi konusunda hayati bir uyarıda bulundu: "Faresi veya kemirgeni bol olan yerleri temizlerken asla elektrik süpürgesi kullanmayın! Tozu havaya kaldırmak virüsü solumanıza neden olur. En doğrusu, 1-2 tatlı kaşığı çamaşır suyu karıştırılmış suyla yüzeyleri ıslatarak, toz kaldırmadan maske ve eldivenle temizlik yapmaktır." Hastalığın kuluçka süresinin 2 ile 4 hafta arasında olduğunu hatırlatan Dr. Kılıç, şüpheli temas sonrası ateş, kas ağrısı ve kusma gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade ederek sözlerini tamamladı.

Sosyal Etki Zirvesi’ne rekor katılım Haber

Sosyal Etki Zirvesi’ne rekor katılım

Toplumsal dönüşümün en güçlü platformlarından biri haline gelen Sosyal Etki Zirvesi, bu yıl da rekor katılımla gerçekleşti. 3 bini aşkın katılımcı, 320 paydaş ve 120’nin üzerinde sponsor desteği ve yoğun bir ilgi ile gerçekleştirildiğini söyledi. Ferit BİNZET İSTANBUL (İGFA) - Yüzlerce paydaş ve onlarca kurumun desteğiyle zirve, yalnızca bir etkinlik değil; eşitlik mücadelesinin sahaya yansıyan en güçlü adımlarından biri oldu. Eşitlik için söz değil, eylem zamanı diyerek kapılarını açan Sosyal Etki Zirvesi, bu yıl üçüncü kez binlerce insanı aynı amaç etrafında buluşturdu. İş, sanat, eğitim, sağlık ve politika dünyasından öne çıkan isimlerin katıldığı zirve, toplumsal dönüşümün nabzını tuttu. İstanbul Levent’te gün boyu süren etkinlik, 3 bini aşkın katılımcı, 320 paydaş ve 120’nin üzerinde sponsor desteğiyle adeta bir toplumsal dayanışma şölenine dönüştü. Her geçen yıl büyüyen zirve, artık yalnızca bir buluşma değil, güçlü bir harekete dönüşmüş durumda. “Bu bir kolektif eşitlik hikâyesi” Sosyal Fabrika Toplumsal Dönüşüm Platformu Kurucusu ve Organizasyon Lideri Münteha Adalı, zirvenin yolculuğunu “eşitlik arayışının kolektif bir hikâyesi” olarak tanımladı. Adalı, bu organizasyonun arkasındaki motivasyonu şu sözlerle anlattı: “Bana sürekli neden bu kadar uğraştığımı soruyorlar. Çünkü sosyal etki; insan odaklı, kapsayıcı ve şeffaf bir yaklaşım gerektiriyor. Bu sadece bir grubun değil, toplumun tamamının meselesi. Kadın, erkek, çocuk; her kesimin katılımıyla çözülebilecek bir konu. İşte bu yüzden binlerce insan burada.” Adalı;”İlk yıldan bu yana katlanarak büyüyen zirvede 128 sivil toplum kuruluşuyla başlayan yolculuk, bu yıl 323 STK’ya ulaştı. Bu artış, toplumun ortak bir değer etrafında birleşme ihtiyacını açıkça ortaya koydu. Zirve, bu yıl “Eşitlik için Söz–Eylem İlişkisinde Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü” mottosuyla düzenlendi. Ancak bu slogan, yalnızca bir söylem olarak kalmadı; sahada karşılık bulan somut bir harekete dönüştü” dedi. “Eşitlik artık ertelenemez” Zirvenin bu yılki en güçlü mesajı ise netti: Şeffaflık ve kapsayıcılık artık bir tercih değil, zorunluluk. Sosyal Etki Zirvesi, görünmeyeni görünür kılmak, konuşulmayanı gündeme taşımak ve eşitliği söylemden çıkarıp somut bir toplumsal pratiğe dönüştürmek için güçlü bir zemin oluşturdu. Zirvenin Hedefi: Ulusal ve Uluslararası bir dayanışma ağı kurmak. Organizasyonun geleceğine dair de önemli mesajlar veren Adalı, zirvenin ilerleyen yıllarda uluslararası bir boyuta taşınacağını belirtti. Amaç; ülkeler arası dostluk, iş birliği ve ortak üretim kültürünü güçlendirmek. Etkinlik boyunca ilham veren söyleşiler, interaktif oturumlar, canlı sanat performansları ve disiplinler arası buluşmalar katılımcılara yalnızca dinleme değil, üretme ve katkı sunma imkânı sağladı. Piyanist Merve Çaloğlu’nun müzik dinletisi ve sahnede gerçekleştirilen canlı resim performansları ise zirveye sanatsal bir derinlik kattı. Sosyal Etki Zirvesi 2026, yalnızca bir etkinlik değil; ortak vicdanı, ortak sesi ve ortak eylem çağrısı olarak binlerce insanı iş sanatta bir araya getirmeyi başardı.

Bacak ağrısı ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir Haber

Bacak ağrısı ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, bacak ağrısının sebeplerini ve uygun tedavi yollarını açıkladı. Doç. Dr. İnanır, ağrının kaynağını belirlemeden tedavi sürecinin mümkün olamayacağını dile getirdi. İSTANBUL (İGFA) - Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, bacak ağrısıyla ilgili önemli bilgiler paylaştı. Bacak ağrısının, bel bölgesinden ayak bileğine kadar olan alanda hissedilen ve doku hasarına bağlı bir rahatsızlık olduğunu söyleyen İnanır, bu ağrının kemik, kas, eklem, tendon, sinir ya da damar kaynaklı olabileceğine dikkat çekti. BACAK AĞRISI NEDİR? Bacak ağrısı, vücudun bel bölgesinden itibaren ayak bileğine kadar uzanan alanda hissedilen bir ağrı türü olarak tanımlanır. Bu ağrı, bacağın kendi dokularından kaynaklanabileceği gibi, başka sağlık sorunlarının belirtisi olarak da ortaya çıkabilir. Kas ağrıları, kramplar, bel fıtığı, sinir sıkışması, damar sertliği, huzursuz bacak sendromu, eklem sorunları, diyabet, gebelik ve çocukluk dönemindeki büyüme ağrıları, bacak ağrısının temel nedenleri arasında sayılabilir. CİDDİ SAĞLIK PROBLEMLERİNİN BELİRTİSİ OLABİLİR Doç. Dr. İnanır, bacak ağrılarının sürekli hale gelmesi, bazı hareketlerle artması veya hareket kısıtlılığına neden olması durumunda daha ciddi sağlık problemlerin belirtisi olabileceğini ifade etti. Özellikle damar ve sinir hastalıklarının bacak ağrısına sebep olabileceğini belirten uzman, doğru teşhisin önemini vurguladı. DOĞRU TEŞHİS VE TEDAVİ ÖNEMLİ İnanır, bacak ağrısı tedavisinde en kritik adımın ağrının kaynağını doğru belirlemek olduğunu belirtti: “Ağrıya neden olan sorun ortaya çıkmadan tedavi uygulanamaz. Aksi durumda rahatsızlık kronikleşebilir ve hasta iyileşmeyebilir.” Bacak ağrısının bel fıtığı, piriformis sendromu, miyofasiyal ağrı sendromu, aşil tendiniti, diyabet, huzursuz bacak sendromu veya damar sorunları gibi çeşitli nedenlerle oluşabileceğini söyleyen İnanır, bazen birçok nedenin bir arada bulunabileceğini ifade etti. Bu durumda tek bir tedavi yönteminin yetersiz kalabileceğine dikkat çeken uzman, hastaların mutlaka bir uzmana başvurarak kapsamlı bir tedavi planı hazırlamaları gerektiğini belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.