Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Risk Faktörleri

haberalmedya - Risk Faktörleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Risk Faktörleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kadınlarda MS daha erken yaşta başlıyor Haber

Kadınlarda MS daha erken yaşta başlıyor

MS (Multiple Skleroz) hastalığının bağışıklık sisteminin sinir sistemine saldırması sonucu ortaya çıkan kronik bir hastalık olduğunu belirten uzmanlar, en sık belirtiler arasında duyusal şikâyetler, güç kaybı ve görme bozuklukları yer aldığını söylüyor. İSTANBUL (İGFA) - Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, 30 Mayıs Dünya MS Günü kapsamında MS hastalığının nedenleri, belirtileri, risk faktörleri, genetik ve çevresel etkileri ile tedavi yaklaşımları hakkında açıklamalarda bulundu. Multiple Skleroz’un (MS), bağışıklık ya da bedenimizin savunma sisteminin sinir sistemini (beyin, omurilik) zedelemesi ve onu yabancı kabul ederek saldırması ile ortaya çıkan bir hastalık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Normalde sinir sitemimiz, bağışıklık sisteminden uzakta, adeta saklı bir ortamdadır. Ancak, sebebini tam olarak anlayamadığımız nedenlerle, baştan ve kontrolden çıkan bağışıklık sistemimiz, kendi sinir sistemine saldırır ve hasarlar oluşturur.” dedi. Hasarların yerleşimine göre şikâyet ve bulguların da değişken olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarlacı, “Hastalığın en sık başlangıç belirtisi duyusal-hisle ilgili şikâyetlerdir. Genellikle, eli ayağı hissetmeme şeklinde değil de uyuşma-karıncalanma-keçelenme tarzında olur. Duyusal belirtiler, anlık izlenen belirtiler olarak hastaların yüzde 50-70’inde ortaya çıkar.” şeklinde konuştu. MS’TE GÖRÜLEN EN SIK BELİRTİLER DUYUSAL ŞİKÂYETLER, GÜÇ KAYBI VE GÖRME SORUNLARI! Duyusal belirtilere açıklık getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şunları kaydetti: “Uyuşma, karıncalanma, iğnelenme, his azalması, gerilme, uyuşturulmuşluk hissi, kum üzerinde yürüme hissi, kaşınma, yanma, elektriklenme, yüze ani vuran elektrik çarpması, boyundan sırta ve ayaklara ani elektrik çarpması şeklinde olabilir. Duyusal şikâyetlerin ardından en sık, güç (motor) kayıpları ile kendini gösterir. Kuvvet ya da güç sorunları ile ilgili belirtiler, başlangıçta hastaların yüzde 32-40’ında görülmesine karşın, yıllar içerisinde hastaların yüzde 60 kadarı değişik ağırlıklarda güç kayıplarına maruz kalır. Bu doğrudan bir uzuvda kuvvet kaybı şeklinde olabileceği gibi, ‘ağırlaşma’, ‘sertleşme’, ‘direnç gösterme’ veya ‘ağrı’ şeklinde de olabilir. Bu tür belirtiler sıklıkla bacaklarda başlar. Üçüncü sırada ise, görme kayıpları ya da bozuklukları gelir. Bu durum, hastaların yüzde 15-20’sinde başlangıç belirtisidir.” Pek çok çalışmada MS’in başlangıç yaşının 29-32 arası olduğunun görüldüğüne işaret eden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Kadınlarda, en sık ortaya çıktığı yaş erkeklere göre 5 yıl daha erkendir.” dedi. Bu arada MS’in tedavi edilebilir olup olmadığına açıklık getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, daha önce de tanımladığı üzere, atak geçirdiği anlaşılan bir hastada uygulanan en etkili tedavi şekli kortizon olduğuna vurgu yaptı. "Kortizon tedavisi MS ataklarında 1970 yıllarında kullanılmaya başlanmıştır ve atakların kutsal ilacıdır" diyen Prof. Dr. Tarlacı, "Atakların bir kısmı kortizona çok iyi yanıt verip, atak öncesi duruma dönmeyi sağlayabilir. Yararlı etkisi ilk bir kaç günde ve haftada ortaya çıkar. Belli tipte MS tanısı almış hastaların, ataklarının sıklığını, şiddetini ya da atak olduğunda bıraktığı hasarları azaltmak için kullanılan tedavilerdir. 1993 yılında, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), MS’in seyrini değiştirebilecek ilk ilaç olan interferon beta-1b’ye onay verdi. Bunun ardından ‘koruyucu ilaç’ dönemi başladı. Bu ilaçların özelliği, sadece atak olduğunda değil, atak olsun olmasın sürekli kullanımlarıdır. Bu ilaçların önemli bir kısmı bedendeki savunma/bağışıklık sistemi üzerinden düzenleyici etki ederek hastalığın saldırganlığını ve de atakları engeller. Bahsedilen tedavilere ‘tamamlayıcı tedavi’ denilebilecek bir tedaviyi daha ekleyebiliriz. Bu tedavi diyet, bitkisel tedaviler, günlük yaşam düzeninde değişiklikler, egzersizler (yoga, gevşeme egzersizleri) olarak belirtilebilir" diye konuştu.

Yeşilay uyardı: Oyun bağımlılığı saldırganlığı tetikleyebilir! Haber

Yeşilay uyardı: Oyun bağımlılığı saldırganlığı tetikleyebilir!

Araştırmalar, dijital oyun bağımlılığı ile öfke ve saldırganlık arasında güçlü bir ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye Yeşilay Cemiyeti, dijital oyun bağımlılığı ile öfke ve saldırganlık arasındaki ilişkiye dikkat çekerek, riskin özellikle ergenlerde daha yüksek olduğunu kaydetti. İSTANBUL (İGFA) - Dijital oyunlar eğlence ve sosyal etkileşim açısından önemli fırsatlar sunsa da, aşırı ve kontrolsüz kullanımın ciddi davranışsal ve duygusal sorunlara yol açabileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre oyun oynama bozukluğu; bireyin oyun üzerindeki kontrolünü kaybetmesi, oyunu hayatının merkezine koyması ve olumsuz sonuçlara rağmen sürdürmesiyle tanımlanıyor. Yapılan akademik çalışmalar, oyun bağımlılığı ile öfke ve saldırganlık arasında dikkat çekici bir bağ olduğunu ortaya koyuyor. Oyun sırasında yaşanan kayıplar, engellenme ve başarısızlık hissi öfkeyi tetiklerken, uzun süreli oyun oynama bu duyguların yoğunluğunu artırabiliyor. Duygusal düzenleme becerilerinin zayıflaması ise saldırgan davranışlara zemin hazırlıyor. Araştırmalar, riskin özellikle 13-17 yaş arası ergenlerde daha yüksek olduğunu gösteriyor. Şiddet içerikli oyunların sözel ve fiziksel saldırganlıkla ilişkili olduğu belirlenirken, empati düzeyi arttıkça bu tür oyunlara yönelimin azaldığı ifade ediliyor. Ayrıca yaş küçüldükçe şiddet içerikli oyunlar ile fiziksel saldırganlık arasındaki ilişkinin güçlendiği vurgulanıyor. Farklı ülkelerde yapılan çalışmalar da benzer sonuçlara işaret ediyor. Araştırmalar, oyun bağımlılığının saldırganlık, dürtüsellik ve psikolojik sorunlarla birlikte artabileceğini ortaya koyarken; bu durumun siber zorbalık gibi dijital davranışlara da yansıyabildiği belirtiliyor. Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Dr. İlyas Kaya, online oyun bağımlılığı ile öfke ve saldırganlık arasındaki ilişkinin tek yönlü olmadığını belirterek, “Bu ilişki karşılıklı ve çok boyutlu bir yapıya sahip. Bireysel özellikler, duygusal düzenleme becerileri ve çevresel faktörler bu süreci doğrudan etkiliyor” dedi. Düşük özgüven, duygusal dengesizlik ve yüksek dürtüselliğin risk faktörleri arasında yer aldığını ifade eden Kaya, oyunların bazı bireyler için bir kaçış yöntemi haline gelebildiğini ancak bunun öfke ve stresin daha da artmasına neden olabileceğini söyledi. Aile faktörlerinin önemine de dikkat çeken Kaya, sağlıklı ebeveyn-çocuk ilişkisi ve güçlü sosyal bağların koruyucu rol oynadığını vurguladı. Uzmanlar, özellikle ergenlik döneminde oyun kullanımına sınır getirilmesi, farkındalığın artırılması ve aile-okul iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğine dikkati çekti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.