Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mustafa Kemal Atatürk

haberalmedya - Mustafa Kemal Atatürk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mustafa Kemal Atatürk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bahçeli Büyük Kurultay'da konuştu: Türk gençliği Türkiye Yüzyılı’nın teminatıdır Haber

Bahçeli Büyük Kurultay'da konuştu: Türk gençliği Türkiye Yüzyılı’nın teminatıdır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türk Gençliği Büyük Kurultayı”nda yaptığı konuşmada 19 Mayıs’ın anlamına, Türk gençliğinin rolüne ve “Türkiye Yüzyılı” vizyonuna dikkat çekti. ANKARA (İGFA) - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen “Türk Gençliği Büyük Kurultayı”nda yaptığı konuşmada, 19 Mayıs 1919’un Türk milletinin yeniden dirilişinin sembolü olduğunu söyledi. "19 MAYIS ESARETE KARŞI YENİDEN DOĞUŞTUR” Bahçeli, 19 Mayıs’ın milletin esarete karşı ayağa kalktığı tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirterek, Millî Mücadele’nin Samsun’da başlayan sürecinin Havza, Amasya, Erzurum ve Sivas üzerinden bağımsızlığa uzandığını ifade etti. Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışını “tarihi bir iradenin başlangıcı” olarak nitelendiren Bahçeli, bu sürecin Türk milletinin kaderini yeniden yazdığını vurguladı. “TÜRK GENÇLİĞİ ÇAĞIN ÖZNESİ OLMALI” Konuşmasında gençlere geniş yer ayıran Bahçeli, Türk gençliğinin yalnızca tarihini bilen değil, aynı zamanda teknoloji üreten ve geleceği şekillendiren bir nesil olması gerektiğini söyledi. Savunma sanayii, yapay zekâ, yazılım ve teknoloji alanlarında gelişen gençliğin Türkiye’nin geleceğinde belirleyici rol oynadığını belirten Bahçeli, “Türk gençliği Türkiye Yüzyılı’nın en büyük güvencesidir” dedi. Gençlere birlik ve dayanışma çağrısı yapan Bahçeli, ayrışma ve fitneye karşı dikkatli olunması gerektiğini belirterek, “Bu dava sizlere emanettir” ifadelerini kullandı. Konuşmasında şehitleri, gazileri ve Millî Mücadele kahramanlarını da anan Bahçeli, Türk milletinin birliği ve devletin bekasının korunması gerektiğini vurgularken, konuşmasını 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutlayarak ve Türk gençliğine olan inancını yineleyerek noktaladı.

Anıtkabir’de 19 Mayıs töreni... Gençler Anıtkabir'de Haber

Anıtkabir’de 19 Mayıs töreni... Gençler Anıtkabir'de

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında Ankara’da resmi program başladı. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, 81 ilden gelen gençler ve milli sporcularla birlikte Anıtkabir’i ziyaret etti. ANKARA (İGFA) - Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında düzenlenen törende, 81 ilden gelen temsilci gençler, milli sporcular ve beraberindeki heyetle birlikte Anıtkabir’e çıktı. Türk bayrakları taşıyan gençlerle Aslanlı Yol’dan yürüyen Bakan Bak ve heyet, Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine çelenk bıraktı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından heyet Misak-ı Milli Kulesi’ne geçti. “TÜRKİYE’NİN GÜCÜ GENÇLİĞİDİR” Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Bakan Bak, 19 Mayıs’ın milletin bağımsızlık mücadelesindeki tarihi önemine dikkat çekerek, “Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı başkaldırdığı yeniden şahlanışın adıdır. Türkiye’nin gücü gençliğidir. Bu güç, Türkiye Yüzyılı vizyonunun taşıyıcısıdır. Emanetiniz emin ellerdedir” ifadelerini kullandı. 19 Mayıs programı kapsamında Ankara başta olmak üzere yurt genelinde gün boyu çeşitli tören, spor ve gençlik etkinlikleriyle devam edecek. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kapsamında gençlerimizle birlikte Anıtkabir’deyiz. #TürkiyeninGücüGençliği https://t.co/nqgyUXt16k — Dr. Osman Aşkın Bak (@OA_BAK) May 19, 2026

İzmir'de Hasan Tahsin, İlk Kurşun Anıtı’nda anıldı Haber

İzmir'de Hasan Tahsin, İlk Kurşun Anıtı’nda anıldı

İzmir’in işgaline karşı ilk kurşunu sıkan gazeteci Hasan Tahsin, şehit edilişinin 107’nci yılında Konak Atatürk Meydanı’ndaki İlk Kurşun Anıtı önünde törenle anıldı. İZMİR (İGFA) - İzmir'in işgalinin başladığı 15 Mayıs 1919 tarihinde ilk kurşunu atarak direnişin simgesi olan gazeteci Hasan Tahsin, ölümünün 107'nci yılında Konak Atatürk Meydanı’ndaki İlk Kurşun Anıtı önünde törenle anıldı. Törene İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, siyasi partilerin temsilcileri ve Hasan Tahsin’in gazeteci meslektaşları katıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Hasan Tahsin’in işgale boyun eğmeyen, yazılarıyla halkı bilinçlendiren, haksızlıklara karşı sözünü esirgemeyen, emekten, eşitlikten, kadın haklarından yana olan gerçek bir aydın olduğunu vurgulayarak, “Gazetecilik, toplumsal hafızayı diri tutan en kritik güçtür. Basın, bir toplumun nefesi, özgür yaşamın güvencesidir. Gerçeğin peşinde koşan gazeteciler, toplumun vicdanını ayakta tutar. Özgür basın olmadan demokrasi, adalet olmaz. Halkın doğru bilgiye ulaşması da mümkün olmaz. Hasan Tahsin’in attığı o ilk kurşun, karanlığa karşı sıkılmıştı. Bugün de gazeteciler, o karanlığı dağıtmak için kalemleriyle mücadele ediyor. Yerel yönetimler olarak basın özgürlüğünü savunmaya devam edeceğiz. Bu topraklarda özgürlüğün ateşi bir kez yakıldı. O ateş, sonsuza kadar yanmaya devam edecek” dedi. “SUSMAYACAĞIZ” 15 Mayıs’ta gazeteci Hasan Tahsin’in attığı ilk kurşunun, yalnızca İzmir’in değil Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesinin simgesi olduğunu vurgulayan İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, “Tüm ‘ilk kurşunlar’ onurumuzdur, hepimizindir. Gazeteci toplumun yaşadığı sorunlara sırtını dönmeyendir. Gerektiğinde özgürlük için canını verir ama kalemini satmaz” dedi. Bugün de gazetecilerin baskılar ve soruşturmalarla karşı karşıya olduğunu söyleyen Gappi, “107 yıl önce işgale karşı halkı uyandıranlar nasıl susturulmak istendiyse bugün de gerçekleri yazan gazeteciler baskı altında. Tüm tutuklu gazeteciler için özgürlük istiyoruz. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ile Hasan Tahsin’in mirası üzerimizde oldukça susmayacağız, yanlışlıklara karşı sessiz kalmayacağız. Gerçekleri yazmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Fethin 700’üncü Yılında Osmangazi’de Türkçe Konuşuldu Haber

Fethin 700’üncü Yılında Osmangazi’de Türkçe Konuşuldu

Osmangazi Belediyesi tarafından, Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı etkinlikleri kapsamında “700. Yılında Bursa Türkçeyi Konuşuyor” paneli düzenlendi. Alanında uzman akademisyenlerin katıldığı panelde, Türkçenin tarihi yolculuğu ve kültürel mirastaki yeri ele alındı. Bursa’nın Türk dili, edebiyatı ve kültürel birikimini geçmişten geleceğe taşımak amacıyla organize edilen panel, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde gerçekleştirildi. Panelde Türkçenin tarihsel gelişimi, Balkanlar’daki etkisi ve kültürel mirasa katkıları akademik yönleriyle değerlendirildi. Prof. Dr. Hatice Şahin moderatörlüğünde düzenlenen panele, Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, Doç. Dr. Hasene Aydın, Dr. Ayla Hafız Küçük Usta, Prof. Dr. Lindita Xhanarı ve Uzman Belgin Aksu konuşmacı olarak katıldı. Panelde, Türkçenin 4’üncü yüzyıldan günümüze uzanan tarihçesi, Balkan dillerinde kullanılan Türkçe kelimeler ile Türk Dil Kurumu’nun Türkçenin gelişimine sunduğu katkılar ele alındı. Katılımcılar, Türkçenin yalnızca bir iletişim dili değil, aynı zamanda kültürel kimliğin ve medeniyet birikiminin en önemli taşıyıcılarından biri olduğuna dikkat çekti. “Türkçe 700 Yıl Boyunca Varlığını ve Gücünü Korumayı Başardı” Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı etkinlikleri kapsamında bu paneli düzenlediklerini belirten Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın “Fethin 700’üncü yılında Bursa Türkçeyi konuşuyor. Türkçenin geçmişi çok daha eskiye dayanıyor. Orhangazi’nin Bursa’yı fethetmesinin ardından, hem Türkçeyi bu coğrafyada etkin kılmak hem de Selçuklu ile Osmanlı medeniyetinin izlerini yaşatmak adına Türkçe en önemli araçlardan biri olmuştur. 13 Mayıs 1277’de Karamanoğlu Mehmed Bey’in yayımladığı fermanda, ‘Bundan sonra dergahta, divanda, bargahta ve meydanda Türkçe kullanılacaktır’ denilmiştir. Türkçe, 700 yıl boyunca zaman zaman yabancı dillerin etkisi altında kalsa da varlığını ve gücünü korumayı başarmıştır. Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk de Türk Dil Kurumu’nu kurarak Türkçeye büyük önem vermiştir. Atatürk, Türkçeyi yalnızca bir iletişim aracı olarak değil; milli egemenliğin, bağımsızlığın ve bir medeniyetin ilelebet yaşatılabilmesinin en önemli unsurlarından biri olarak görmüştür. Bu anlayış doğrultusunda Türkçeye yönelik çok değerli yatırım ve hizmetlerde bulunmuştur. Bu sempozyumda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” diye konuştu. “Bizler Bu Şehrin Emanetini Omuzlarımızda Hissediyoruz” Böylesine kadim bir başkente hizmet vermekten gurur duyduklarını belirten Osmangazi Belediyesi Araştırma ve Geliştirme Müdürü Serkan Cebeci “Osmangazi Belediyesi olarak bizler de bu şehrin emanetini omuzlarımızda hissediyor, böylesine köklü bir başkente hizmet vermekten büyük gurur duyuyoruz. Bu nedenle bugün burada, 700 yıllık bir medeniyet hafızasını geleceğe taşımak amacıyla bir araya geldik. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bir milletin bağımsızlığının, kültürel egemenliğinin ve medeniyet iddiasının en güçlü göstergelerinden birinin Türkçe olduğunu ifade etmiştir. Atatürk’ün, ‘Türk dili, Türk milletinin kalbidir, beynidir, vicdanıdır’ sözü, dil ile milletin varoluşu arasındaki bağı en güçlü şekilde ortaya koymaktadır. Bursa gibi bir irfan şehrinde, Atatürk’ün izinde Türkçeyi konuşmak, tartışmak ve gelecek nesillere taşımak bizim için önemli bir sorumluluktur. İşte bu nedenle ilk panelimizin adını ‘700. Yılında Bursa Türkçeyi Konuşuyor’ olarak belirledik.” dedi. “Balkanlarda Türkçe 4’üncü Yüz Yıldan İtibaren Konuşulmaya Başlandı” Balkanlarda 4’üncü yüzyıldan itibaren Türkçenin konuşulmaya başlandığını belirten Balkan Türkoloji Araştırmaları Merkezi Başkanı Ayla Hafız Küçük Usta “Bursa, çok önemli bir Balkan şehridir. Türkçe, Bursa’da kullanılmaya başlanmadan yaklaşık 600 yıl önce Balkanlarda konuşuluyordu. Hunlarla birlikte 4’üncü yüzyıldan itibaren farklı Türk kavimlerinin bölgeye gelmesiyle Türkçe yaygın olarak kullanılmaya başlanmış, Osmanlı döneminde ise bu süreç daha da güçlenmiştir. 4’üncü yüzyıldan 12’inci yüzyıla kadar bölgede Ogur Türkçesi kullanılmıştır. Daha sonra Kıpçakların etkisiyle Kıpçak Türkçesi yaygınlaşmıştır. Osmanlılarla birlikte Oğuz Türkçesinin bölgeye gelmesiyle ise Türk lehçeleri büyük ölçüde standartlaşmış ve Oğuz Türkçesi hakim dil haline gelmiştir.” diye konuştu. “Balkan Dilinde Türkçenin Önemli Etkileri Görülüyor” Tiran Üniversitesi’nde 25 yıldır Balkan dillerinde Türkçenin etkisi üzerine çalışmalar yürüten Prof. Dr. Lindita Xhanarı “Osmanlılar Balkanlara veda etmiş olsa da Balkan dilleri Türkçeden gelen kelimelere hiçbir zaman veda etmedi. Günümüzde sekiz Balkan dilinde Türkçenin önemli etkileri görülüyor. Bu etki yalnızca geçmişten miras kalan kelimelerle sınırlı değil; bugün bile özellikle Türk dizilerinin etkisiyle Türkçe kökenli birçok kelime aktif olarak kullanılmaya devam ediyor. Sırpça, Boşnakça, Makedonca, Romence, Bulgarca, Yunanca ve Arnavutça üzerine yaptığımız incelemelerde, Sırpça ve Boşnakçada 8 ila 9 bin arasında Türkçe kökenli kelime bulunduğunu gördük. Diğer Balkan dillerinde ise günlük yaşamda kullanılan Türkçe kelime sayısı 3 ila 5 bin arasında değişiyor. Bir Balkan evine girdiğinizde yorgan, yastık, çarşaf, perde, dolap, yatak ve kilim gibi pek çok eşyanın adının hala Türkçe kelimelerle ifade edildiğini görebilirsiniz.” diye konuştu. “Böyle Bir Etkinlikte Olmaktan Dolayı Mutluluk Duyuyorum” Türk Dil Kurumu Eski Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın ise “1932 yılında Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Dil Kurumunda kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde Türk Dil Kurumu çalışmalarına başladığında Şemseddin Sami'nin, Kamus-ı Türki'sini Türkçe sözlüğün hazırlanmasında örnek aldılar. Bugün Türk Dil Kurumu’nun Türkçe sözlüğü Ahmet Vefik Paşa’nın Lehçe-i Osmani’siyle başlayan Şemseddin Sami’yle devam eden bir geleneğin öncüsü böyle bir etkinlikte bir arada olmaktan dolayı mutluluk duyuyorum.” “Böyle Bir Etkinlikte Yer Almaktan Dolayı Mutluluk Duyuyorum” Türk Dil Kurumu’nun kuruluş süreci ve Türk sözlükçülüğünün tarihsel gelişimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türk Dil Kurumu Eski Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın “1932 yılında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde Türk Dil Kurumu çalışmalarına başladığında, Şemseddin Sami’nin ‘Kamus-ı Türkî’ adlı eseri Türkçe sözlüğün hazırlanmasında örnek alınmıştır. Bugün Türk Dil Kurumu’nun Türkçe sözlüğü de Ahmet Vefik Paşa’nın ‘Lehçe-i Osmanî’ çalışmasıyla başlayan ve Şemseddin Sami ile devam eden geleneğin devamıdır. Böyle bir etkinlikte yer almaktan dolayı mutluluk duyuyorum.” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.