Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İslamofobi

haberalmedya - İslamofobi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İslamofobi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yayman: Dijital ağlar ve sosyal medya bir milli güvenlik sorunu haline geldi Haber

Yayman: Dijital ağlar ve sosyal medya bir milli güvenlik sorunu haline geldi

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, dijitalleşme, oyunlar ve televizyon içeriklerine ilişkin konuların yalnızca yasal düzenlemelerle çözülemeyeceğini belirterek, "Ulus aşırı dijital ağların mutlaka toplumlarla yeni bir sözleşme yapması gerekmektedir." dedi. ANKARA (İGFA) - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen "Televizyon, İnternet ve Dijital Oyunların Şiddetle İlişkisi Üzerine" başlıklı çalıştaya katıldı. ASBÜ Fuat Sezgin Salonu'nda gerçekleştirilen çalıştayın açılışında konuşan Yayman, bugün sadece Türkiye'yi ilgilendiren değil, küresel bir sorun olan ve medeniyeti tehdit eden bir problem üzerine konuşulduğunu söyledi. Dijitalleşmenin bir milli güvenlik sorunu haline geldiğini belirten Yayman, "Dijital ağlar, sosyal medya, çocuğun, bireyin ve kadının korunması meselesinin artık bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini, siyaset üstü bir mesele olarak ele alınması gerektiğini ve bu meselede iktidarıyla, muhalefetiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi başta olmak üzere çok önemli adımlar atılması gerektiğini bir kez daha ifade etmek isterim." diye konuştu. ULUS AŞIRI DİJİTAL AĞLAR KENDİNİ DEVLETLERİN ÜZERİNDE GÖRÜYOR Sosyal medyanın artık bir iletişim aracı olmaktan çıktığını vurgulayan Yayman, dijital platformların çocuklar üzerindeki etkisinin psikolojik, sosyolojik sonuçlar doğurduğunu, özellikle küçük yaş gruplarının kontrolsüz içeriklere maruz kalmasının ciddi riskler taşıdığını dile getirdi. "Yeni bir siyaset mühendisliğiyle, toplum mühendisliğiyle karşı karşıyayız" "Dijital ağlar, ulus aşırı dijital şirketlerin algoritmalarıyla yeni bir toplum mühendisliği, yeni bir siyaset mühendisliği ve yeni bir birey yaratma çabası içerisindedir." ifadesini kullanan Yayman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kendilerini ulus devletlerinin üzerinde gören, yasama, yürütme ve yargı organının üzerinde gören bir akılla, yeni bir siyaset mühendisliğiyle, toplum mühendisliğiyle karşı karşıyayız. Bugün dijital ağlardan bahsettiğimizde aynı zamanda kadına ve çocuğa şiddet meselesini ele alıyoruz. Cinsel istismar, ötekileştirme, siber zorbalık, siber faşizm, İslamofobi, din düşmanlığı ve aklınıza gelebilecek her türlü kötülük, dijital ağ kavramlarıyla yan yana gelmektedir." Teknoloji ve dijital alanlara karşı bir düşmanlığın söz konusu olmadığının altını çizen Yayman, bir taraftan bireysel özgürlüklerin korunması diğer yandan da kamu ve toplum düzeni, kadının, ailenin, çocuğun ve bireyin korunmasının öncelikli yaklaşımları olduğunu ifade etti. - "Gençlerimizin algoritmaların kuşatması altında rehin kalmasını asla istemiyoruz" Yayman, teknolojiyi yok saymayan ama bu meseledeki sorumlulukların yerine getirilmesi gereken bir anlayış içerisinde olduklarına işaret ederek, şunları kaydetti: "Bugün konuştuğumuz dijitalleşme, oyunlar, televizyon içerikleri gibi meseleler sadece kamu otoritesinin yapacağı yasal düzenlemelerle, birtakım yönetmeliklerle çözülebilecek problem alanı olmaktan uzun zamandır çıkmıştır. Ulus aşırı dijital ağların mutlaka toplumlarla yeni bir sözleşme yapması gerekmektedir. Bireyin etkileşim almak uğruna, absürt içeriklere yönelmesi, şiddetin, istismarın, kötülüğün, sanal kumarın, bahisin ve cinsiyetsizleştirmenin, LGBT propagandasının normal olduğu bir düzeni asla kabul edemeyiz. Burada sadece ailenin, bireyin, kamu otoritesinin sorumluluğu değil, topyekun bir seferberlik anlayışı lazımdır. Ulus aşırı dijital şirketlerin, 'bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler' anlayışı içerisinde daha fazla reklam ve etkileşim almak uğruna aileye, çocuklarımıza, bireye, kadınlara karşı açtığı savaşı asla kabul etmiyoruz." Siber zorbalık, mahremiyetin ihlali, şiddet ve istismar gibi kötülüklerin yoğun şekilde yer aldığı dijital oyunlar ve içeriklerin aileleri, gençleri olumsuz etkilediğinin altını çizen AİLEYİ, ÇOCUĞU, KADINI, TOPLUMU KORUMAK BİZİM KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR Yayman, "Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi dijitalleşmenin sunduğu imkanlardan faydalanırken kültürümüzü, aile yapımızı, çocuklarımızı ve çocuklarımızın ruh sağlığını koruyacak tedbirleri almak zorundayız. Aile kurumunun korunması, geleceğimiz açısından olmazsa olmaz bir mesele haline gelmiştir. Bugün topyekun insanlık ve medeniyet, bir varoluş problemi, ontolojik bir sorun yaşamaktadır. Etkileşim almak uğruna, şiddetin çocuk istismarının sanal bahisin ve topyekun kötülüğün benimsenmesi ya da teşvik edilmesi gibi çok önemli bir problemle karşı karşıyayız. Biz özgürlük adı altında gençlerimizin dijital ağların, algoritmaların kuşatması altında rehin kalmasını asla istemiyoruz." ifadelerini kullandı. Yayman, gençleri, aileyi korumanın Türkiye için bir milli güvenlik meselesi olduğunu ve asla geri adım atılmayacağını vurguladı. Sosyal medya ve oyun platformlarının gençleri şiddete özendirdiğine ve saldırganlığı normal hale getirdiğine dikkati çeken Yayman, "Dijital ağların büyük bir denetimsizlik içerisinde yol almasını asla kabul edemeyiz. Travmalar, kaygı bozuklukları ve hatta intihar vakaları, dijital linç kültürünün nasıl bir yere evrildiğini ortaya koymaktadır. Dijital zorbalığın engellenmesi bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmalıdır. İnsanı yalnızlaştıran, şiddete yönelten ve psikolojik baskı altına alan bu dijitalleşme asla kabul edilemez ve biz buna izin veremeyiz." değerlendirmesinde bulundu. Yayman, Kovid-19 sürecinin dijital çağın gelişini hızlandırdığını belirterek, teknoloji ve yapay zekayı tehdit değil fırsat olarak gördüklerini, teknolojinin hayatı kolaylaştıran bir rol üstlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Programın açılışında, eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Seyfullah Hacımüftüoğlu, AK Parti Gençlik Kolları Dış İlişkiler Başkanı ve Ankara Milletvekili Zehranur Aydemir, Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurul Üyesi ve ÖZDER Genel Başkanı Ahmet Akça, TİHEK İkinci Başkanı Muhammet Ecevit Carti ile ASBÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan da birer konuşma yaptı.

Altaca Kayışoğlu,  yurt dışında yaşayan yurttaşların karşı karşıya olduğu sorunları gündeme taşıdı. Haber

Altaca Kayışoğlu, yurt dışında yaşayan yurttaşların karşı karşıya olduğu sorunları gündeme taşıdı.

Yaklaşık 10 milyonluk bir nüfusu ilgilendiren bu sorunların uzun süredir çözülmediğine dikkat çeken Altaca Kayışoğlu, sahada edindiği gözlemler doğrultusunda hükümete çağrıda bulundu. ARTAN AYRIMCILIK VE İSLAMOFOBİ Yurt dışında yaşayan vatandaşların en temel sorunlarından birinin artan ırkçılık, ayrımcılık ve İslamofobi olduğunu belirten Altaca Kayışoğlu, bu konunun uluslararası temaslarda sürekli gündeme getirildiğini ifade ederek, hükûmetin de bu alanda daha etkin politika üretmesi gerektiğini vurguladı. Yabancı plakalı araçların Türkiye’de kullanım süresinin iki yıl ile sınırlı olduğunu hatırlatan Nurhayat Altaca Kayışoğlu, seçim döneminde verilen süre uzatma sözünün yerine getirilmediğini belirtti. Araçların yalnızca sahibi tarafından kullanılabilmesi şartını da eleştiren Altaca Kayışoğlu, bunun aile bütünlüğüne ve ortak mülkiyet anlayışına aykırı olduğunu söyledi. TELEFON VE ÇİFTE VERGİLENDİRME YÜKÜ Altaca Kayışoğlu, yurt dışından getirilen telefonların 120 gün sonra kullanılamaz hâle geldiğini ifade ederek, yüksek IMEI kayıt ücretlerinin vatandaşları zorladığını dile getirdi. Sürenin uzatılması gerektiğini belirten Altaca Kayışoğlu, bazı ülkelerle yapılan otomatik bilgi paylaşımı nedeniyle yurttaşların çifte vergi ödemek zorunda kaldığını ve bu sorunun da çözülmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de alınan ehliyetlerin Avrupa Birliği standartlarıyla uyumsuzluğu nedeniyle vatandaşların yurt dışında yeniden ehliyet almak zorunda kaldığını ifade eden Altaca Kayışoğlu, mevcut sistemin ciddi mağduriyetler yarattığını vurguladı. Altaca Kayışoğlu, ayrıca ehliyet değişim süreçlerindeki uygulamaların da vatandaşları zor durumda bıraktığını söyledi. SAĞLIK HİZMETLERİ VE TEMSİLİYET SORUNU Yurt dışında yaşayan emeklilerin Türkiye’de uzun süre kaldıklarında sağlık hizmetlerinden yararlanamadığını vurgulayan Altaca Kayışoğlu, bu durumun sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığını belirtti. Altaca Kayışoğlu, yurt dışı seçmenlerin seçme hakkını kullanabildiğini ancak seçilme ve temsilde adalet konusunda eksiklikler bulunduğunu ifade ederek, “Yurt dışı seçim bölgesi oluşturulmalı ve yurt dışı milletvekilliği hayata geçirilmelidir” dedi. ASKERLİK ÜCRETİ VE VATANDAŞLIKTAN ÇIKIŞ Dövizle askerlik ücretinin 8 bin euroya yükselmesinin ciddi bir sorun yarattığını belirten Altaca Kayışoğlu, bu durumun özellikle gençler üzerinde büyük bir baskı oluşturduğunu söyledi. Dövizle askerlik ücretinin 8 bin euroya yükselmesi ile birçok ailenin bu yükü karşılayamadığını ifade eden Altaca Kayışoğlu, bunun sonucunda gençlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkmayı tercih etmek zorunda kaldığını vurguladı. ULAŞIM MALİYETLERİ VE “SILA YOLU” GERÇEĞİ Yaz aylarında uçak bileti fiyatlarının katlanarak arttığını belirten Altaca Kayışoğlu, dört kişilik bir ailenin Türkiye’ye uçakla gelmesinin neredeyse imkânsız hâle geldiğini söyledi. Bu nedenle vatandaşların kara yolunu tercih etmek zorunda kaldığını ifade eden Altaca Kayışoğlu, uzun yolculuklar ve sınır kapılarındaki yoğunluk nedeniyle “sıla yolunun çileye dönüştüğünü” dile getirdi. Altaca Kayışoğlu, yurt dışında yaşayan vatandaşların sorunlarının kalıcı çözümlerle ele alınması gerektiğini belirterek, verilen sözlerin yerine getirilmesi ve yurttaşların haklarının güvence altına alınması çağrısında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.