Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Depresyon

haberalmedya - Depresyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Depresyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kadın arkadaşlıkları ruh sağlığını güçlendiriyor Haber

Kadın arkadaşlıkları ruh sağlığını güçlendiriyor

Uzmanlar, kadın arkadaşlıklarının, duygusal paylaşım ve sosyal destek sayesinde ruh sağlığını güçlendiren önemli ilişki ağlarından biri olarak öne çıktığını söyledi. İSTANBUL (İGFA) - Kadınlar arasında kurulan güvene dayalı arkadaşlıkların ruh sağlığı üzerinde önemli bir koruyucu etkisi bulunuyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, yetişkinlik döneminde duygusal ihtiyaçların önemli bir bölümünün arkadaşlık ilişkileri aracılığıyla karşılandığını söyledi. İnsanların yaşam boyunca ilişki kurarak var olduğunu belirten Erol, güven duygusu, aidiyet hissi ve duygusal düzenleme becerilerinin ilk ilişkilerle geliştiğini, yetişkinlikte ise bu ihtiyaçların önemli ölçüde arkadaşlık bağlarıyla desteklendiğini ifade etti. Kadın arkadaşlıklarının; duyguların paylaşılması, zor yaşam olaylarıyla baş edilmesi ve psikolojik dayanıklılığın güçlenmesi açısından önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Erol, empatik dinleme ve karşılıklı destek içeren ilişkilerin stres dönemlerinde koruyucu rol oynadığını kaydetti. “HER ARKADAŞLIK RUH SAĞLIĞINI GÜÇLENDİRMEZ” Güçlü sosyal desteğin depresyon ve anksiyete açısından önemli koruyucu faktörlerden biri olduğunu belirten Erol, güven duyulan bir arkadaşın varlığının yalnızlık hissini azaltarak kişinin yaşadığı yükü paylaşmasına yardımcı olduğunu söyledi. Ancak her arkadaşlığın olumlu etkisi olmadığını vurgulayan Erol, sürekli eleştiren, küçümseyen veya kişinin kendisini değersiz hissetmesine neden olan ilişkilerin psikolojik yükü artırabileceğine dikkat çekti. Erol, yetişkinlikte arkadaşlık kurmanın çocukluk dönemine göre daha zor hale gelebildiğini belirterek, yaşam sorumluluklarının artması, zaman kısıtlılığı ve geçmişte yaşanan güven sorunlarının yeni bağlar kurmayı zorlaştırabildiğini ifade etti. Buna rağmen yetişkinlikte kurulan arkadaşlıkların daha seçici ve derin ilişkiler olabileceğini dile getirdi. SOSYAL MEDYA KIYASLAMAYI ARTIRIYOR Sosyal medyanın kadınlar arasındaki kıyaslama eğilimini daha görünür hale getirdiğini belirten Erol, insanların doğal olarak kendilerini çevrelerindeki kişilerle karşılaştırdığını söyledi. Görünüş, kariyer, annelik, ilişki durumu ve yaşam tarzı gibi alanlarda oluşturulan ideal standartların kadınlarda rekabet ve yetersizlik hissini artırabileceğini aktaran Erol, yoğun kıyaslamanın çoğu zaman kişinin kendi değer algısıyla ilişkili olduğunu ifade etti. Sağlıklı arkadaşlıkların rekabet yerine dayanışmayı ve birlikte gelişmeyi desteklediğini belirten Erol, ilişkilerde karşılıklı sınırların da önemli olduğunu vurguladı. Yakın arkadaşlıkların güçlü bir destek kaynağı olduğunu ancak her duygusal yükün arkadaşlık ilişkisi içinde taşınamayacağını söyleyen Erol, “Arkadaş, yaşamın içinde yanında yürüyen kişidir; psikolog ise bilimsel bilgi ve etik çerçeve içinde ruhsal süreçlere eşlik eden uzmandır” değerlendirmesinde bulundu. Erol, yoğun kaygı, depresyon, travma belirtileri, günlük işlevlerde belirgin bozulma veya intihar düşünceleri gibi durumlarda profesyonel desteğin önemli olduğunu ifade etti.

TTB'den çocuk işçiliği uyarısı: Çocuk işçiliği bir halk sağlığı sorunudur Haber

TTB'den çocuk işçiliği uyarısı: Çocuk işçiliği bir halk sağlığı sorunudur

Türk Tabipleri Birliği Okul Sağlığı Çalışma Grubu, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, çocuk işçiliğinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı. ANKARA (İGFA) - Türk Tabipleri Birliği (TTB) Okul Sağlığı Çalışma Grubu, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü kapsamında yayımladığı açıklamada, çocuk işçiliğinin çocukların fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişimini tehdit eden en önemli sorunlardan biri olmaya devam ettiğini belirtti. Çalışma Grubu'ndan yapılan yazılı açıklamada, Uluslararası Çalışma Örgütü verilerine göre dünyada yaklaşık 160 milyon çocuk işçinin bulunduğu hatırlatılırken, Türkiye'de ise son resmi verilere göre 5-17 yaş grubunda 720 bin çocuğun ekonomik faaliyetlerde yer aldığı ifade edildi. Yaz aylarında ise çalışan çocuk sayısının 3 milyona kadar ulaştığına dikkat çekildi. Çocuk işçiliğinin tarım, hayvancılık, sanayi, hizmet sektörü ve sokakta çalışma gibi farklı alanlarda görüldüğünü belirten çalışma grubu, çocukların erken yaşta çalışma hayatına katılmasının eğitimden kopuşa, okul terklerine ve gelişimsel sorunlara yol açtığını vurguladı. Açıklamasında özellikle mesleki eğitim ve çıraklık sistemine ilişkin değerlendirmelere de yer verilerek, bazı uygulamaların öğrencileri "öğrenen" konumundan "ucuz işgücü" konumuna sürüklediği öne sürüldü. Çıraklık ve işyeri temelli eğitim modellerinin eğitim hakkı, iş sağlığı ve güvenliği açısından dikkatle ele alınması gerektiği kaydedildi. Çocuk işçiliğinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine de dikkat çekilen açıklamada, çalışan çocuklarda depresyon, kaygı bozukluğu, umutsuzluk ve travma sonrası stres bozukluğu gibi sorunların daha sık görüldüğü belirtildi. Tehlikeli işlerde çalışan çocukların istismar ve şiddet riskiyle daha fazla karşı karşıya kaldığı ifade edildi. İş kazalarına ilişkin verilere de yer verilen açıklamada, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre 2024 yılında 71, 2025 yılında ise 94 çocuk işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği bildirildi. TTB Okul Sağlığı Çalışma Grubu, çocuk işçiliğiyle mücadelenin yalnızca ekonomik politikalarla değil; eğitim, sağlık, sosyal hizmetler ve çocuk koruma politikalarını kapsayan bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini belirterek, tüm çocukların eşit, nitelikli ve ücretsiz sağlık ve eğitim hizmetlerine erişiminin sağlanması çağrısında bulundu. Yazılı açıklama, "Her çocuğa nitelikli okul ve eğitim, çocukluk çağında değilse ne zaman?" mesajıyla noktalandı.

Ankara'da bağımlılıkla mücadelede örnek model Haber

Ankara'da bağımlılıkla mücadelede örnek model

Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen Özgür Köy Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde bağımlılıkla mücadele devam ediyor. ANKARA (İGFA) - Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin (ABB) bağımlılıkla mücadele kapsamında Temelli’de hayata geçirdiği “Özgür Köy Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi”, kapsamlı tedavi ve rehabilitasyon hizmetleriyle çalışmalarını sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından atıl durumdaki alanın yenilenmesiyle hizmete açılan merkezde, bağımlılıkla mücadele eden bireylere hem tıbbi hem de sosyal destek sağlanıyor. HEM TEDAVİ HEM SOSYAL REHABİLİTASYON ABB ile Lokman Hekim Üniversitesi iş birliğiyle faaliyetine devam eden merkezde; madde kullanımı, depresyon, bipolar bozukluk ve şizofreni gibi rahatsızlıkları bulunan bireyler için entegre servis hizmeti veriliyor. Ayrıca 18 yaş altı çocuklara yönelik ÇEMATEM servisi de merkez bünyesinde faaliyet gösteriyor. Toplam 39 yatak kapasitesine sahip merkezde kadın, erkek ve çocuk danışanlar için ayrı servisler bulunuyor. Özgür Köy’de danışanlar, uzman psikiyatristler eşliğinde yatılı tedavi görürken aynı zamanda sosyal ve kültürel faaliyetlere de katılıyor. Kütüphane, spor aktiviteleri, grup terapileri ve atölye çalışmalarıyla bireylerin yeniden sosyal hayata kazandırılması hedefleniyor. YILLIK ORTALAMA 450 HASTA Özgür Köy Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Sorumlusu ve Lokman Hekim Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zehra Arıkan, merkezde yürütülen çalışmalara ilişkin şu bilgileri verdi: “Burada, 39 yatağımız, 4 tane de servisimiz var; kadın, erkek ve çocuk hastalarımız için. Yıllık ortalama 450 civarı hastamız oluyor. ‘Minnesota Modeli’ dediğimiz bir program uyguluyoruz. Daha çok grup terapileriyle giden bir program ve bağımlılıkta oldukça da iyi sonuç aldığımızı düşünüyoruz. Tabii ki bağımlılıkta en önemli şey bağımlı olmamak. Olduktan sonra, bir duyarlılık kazanıyorsunuz ve yaşam boyu devam ediyor.” Tedavi süreçlerinin kişiye özel planlandığını belirten Arıkan, danışanların ihtiyaçlarına göre terapi, ilaç desteği ve sosyal rehabilitasyon çalışmalarının birlikte yürütüldüğünü ifade etti. TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLUYOR Yerel yönetim ve üniversite iş birliğiyle hayata geçirilen merkezin Türkiye’de örnek bir model olduğunu vurgulayan Arıkan, “Zaman zaman çevre illerden de geliyorlar, izliyorlar ya da ben gidip anlatıyorum oralarda nasıl yürüdüğünü, nasıl işlediğini. Böylelikle burayı, ‘Bir Türkiye modeli olur mu?’ diye düşünüyoruz gerçekten ve ben olacağına da inanıyorum. Çünkü bu model; hastaları etiketlemeyen, yargılamayan, ihtiyaçları olduğu an buraya gelmelerine yardımcı olan bir model” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.