Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Demokrasi

haberalmedya - Demokrasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demokrasi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel kurultay için tarih verdi Haber

Özgür Özel kurultay için tarih verdi

CHP’de mutlak butlan kararının ardından başlayan liderlik tartışmaları sürerken, gözler bugün TBMM’de yapılacak grup toplantılarına çevrildi. Mahkeme kararıyla CHP Genel başkanlık koltuğuna oturtulan Kılıçdaroğlu'nun bugün saat 13.30’da grup toplantısında konuşma yapacağı açıklanmıştı. Halkın seçtiği Genel Başkan Özgür Özel'in ise Manisa programını iptal ederek grup toplantısının kendisinin düzenleyeceğini duyurarak, “Kürsüyü atanmış birine teslim edemeyiz, grup toplantısında ben konuşacağım” ifadelerini kullanmıştı. SAATLER KALA GERİ ADIM ATTI Özel ve Kılıçdaroğlu’nun yapacağı konuşmalar öncesinde Meclis çevresinde güvenlik önlemleri artırılırken, Kılıçdaroğlu,toplantıya saatler kala geri adım atarak katılmayacağını duyurdu. ÖZEL, KÜRSİYE ÇIKTI CHP’nin son seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’deki grup toplantısında milletvekillerinin alkış ve sloganları eşliğinde kürsüye çıktı. Konuşma öncesinde, geçen yıl hayatını kaybeden Ferdi Zeyrek’in fotoğrafının bulunduğu sıraya oturan Özel, Ali Mahir Başarır’ın anonsunun ardından partililere seslendi. CHP lideri ve TBMM Grup Başkanı Özel, grup toplantısında şu açıklamalarda bulundu: "Değerli milletvekillerimiz, kıymetli grubum, çok değerli konuklar... Bugün 13.30'da bu kürsüde biri olacaktı. Dünden beri bu tartışıldı. Bu konuşuldu. Burada, bu kürsüde ilan edilen saatte çıkıp da konuşma yapmayı, kendi adıma bir başarı ya da zafer olarak görmüyorum. Ancak bu kürsüde Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmiş genel başkanının konuşma yapmasının sağlanması, TBMM'nin Dikmen kapı önündeki binlerin, Türkiye'deki milyonların ve bu salondaki güzel insanların yüreklerindeki demokrasi, ülke ve parti sevgisindendir. Biz sandığa inanırız. Seçene ve sevilene inanırız. Onun için burada hep birlikte sürdürdüğümüz direniş çok anlamlıdır. Bugün yaptığımız vazgeçmemektir, teslim olmamaktır, direnmektir ve bencil bir duyguyla değil, bütün ülkenin geleceğini düşünen bir duyguyla davrananların birlikteliğinin zaferidir. Hepinizi kutluyorum. Bugün 9 Haziran... Kardeşim, arkadaşım, yoldaşım, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek'in vefatının sene-i devriyesindeyiz. Geçtiğimiz yıl Kurban Bayramı'ydı, Ferdi ile birlikte bayram namazını kıldık, aile büyüklerimizin, partimizin ve diğer partilerin büyüklerine ziyaretlerde bulunduk. Şehitliğe, polis ve askeri şehitliğe ziyaretlerde bulunduk. Ardından kurban kesme alanına gittik ve öğlen 12 gibi ayrıldık birbirimizden. Akşam uyumaya yakın, o yorgun günün sonunda o feci haberi aldık. Feci kaza haberini... Hep birlikte Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi'nin bahçesine koştuk. Bütün Manisa oradaydı. Neredeyse bütün partilerden, bütün şehirlerden insanlar vardı. 3 gün direndi. 3 gün dua ettik, mucizeyi kovaladık ama olmadı, kaybetti. Manisa'da ilk kez Cumhuriyet Meydanı'nda yapılan bir cenaze töreni meydanlara, Manisa'ya sığmadı. Tarihin en unutulmaz, herkesin gördüğüne şaşırdığı, bir tek Ferdi'yi bilenlerin şaşırmadığı ve "Ancak bu Ferdi'ye nasip olurdu" denilen bir törenle kardeşimizi uğurladık. 'BU KÜRSÜ SEÇİLMİŞLERİN YERİDİR' Bugün de birinci sene-i devriyesi. Orada olmak istedik ve orada olacaktık. Geçen hafta basın mensubu bir arkadaş sordu grup toplantısı hakkında ve ben de "Ferdi'nin vefatı nedeniyle Manisa'da oluruz, herkes orada olur" dedim. Bu soruya cevap verdikten bir süre sonra ise hiç olmayacak bir şey oldu. Gözlerime inanamadım. Sonradan araya girip "Yapmasaydınız" diyenlere de cevap olarak "Özgür Bey Manisa'ya gidince yapalım dedik" diye yanıt verdiler. Benim orada olmamamı fırsat bilerek bir karar aldılar. Günlerce düşündüm. Tanıdığım herkese, arkadaşlarıma, aileme, çocukluk arkadaşlarıma sordum. Kim gelecekti bu kürsüye? Son 4 kurultayın seçilmiş genel başkanı olmayacak, son kurultayda geçerli oyların hepsini almış olan genel başkan olmayacak, 2020 yılında yapılan kurultay ile bir atanmış buraya gelecekti. Buraya kimin geleceğini, nasıl gelmeyi planladıklarını gördük. Burası milli iradenin tecelligahıdır. Millet bir karar verir ve o karar burada tecelli eder. Tüm yok saymalara, demokrasiye aykırı girişimlere rağmen burası seçilmişlerin yeridir. Bu bayrağı bir bırakırsanız, millet bir daha elinize vermez o bayrağı. Bu yüzden herkese danıştım ve Ferdi'nin sesi ile kararı verdim. Ferdi ile konuşurken hep bir şey çıkar ve bana "Sen orada lazımsın, biz burada hallederiz" derdi. Bu yüzden bunun gereği de budur. Burayla ilgili bir inatlaşmanın değil de, bir vazifeyi üstlenmenin gereği de budur. 'DÖRT KOLDAN SALDIRI ALTINDAYIZ' Dört koldan saldırı altındayız. Üç yıl önce partimizde seçimleri kazandık. 10 ay önce 5 parti birden yüzde 25'lik cam tavandaydık, 10 ay sonrasında yüzde 38 ile CHP'yi 47 yıl sonra birinci parti yaptık. Kurulduğundan beri AKP'yi ilk kez geçtik ve o günden bu yana saldırı altındayız. Bunu bu kadar net belirlemeliyiz. Anlamazsan meseleyi, çözmezsen kumpası, 'CHP'nin iç işi' dersin. CHP'nin iç işi falan değil bu. Kim karışır CHP'nin kurultayına? Öyle bir noktadayız ki, o zamanın meşru bulunan delegasyonu ile 2 kere kurultay yapılmış. Yeri gelmiş mahallelere sandık kurulmuş ama son 4 kongreyi yok sayan bir anlayış var. YSK'ya göre yok değil, hiçbir yere göre yok değil ama AKP yargı kollarının görevlendirdiği bir İstinaf Mahkemesi olmayacak bir karar almış ve artık Türkiye'de hiçbir seçilmişin koltuğunun seçim hukuku ile garanti altına alınamayacağı bir karar almıştır. Öyle bir kötü akıl var ki onu söylemeden olmaz. "İlk seçimde iktidarı aldılar, biz bu iktidarı veremeyecek durumdayız. Sandıkla geldik ama sandıkla gidemeyiz, bu iktidarı veremeyiz" diye düşünüyorlar. Bütün mesele bu. ‘ÖLMÜŞ KARDEŞİME İFTİRA ATTILAR’ “Bugün için neredeyiz? Defalarca buradan Murat Kurum’a söyledim. Kurum tek tek biliyor bütün tapuyu. Tek kelime söyleyemiyor. Sonra çıkıp dedi ki, ‘Efendim Muhittin Böcek yakında konuşacak.’ Dedim ki bunu ispatlayamazsanız alçaksınız. İspatlayamadılar. 110 gün yoğun bakımda yatmış adamı, kendisi defalarca açıkladığı halde, ‘Adaylığım için bir kuruş para verdiysem şerefsizim’ deyip açıkladığı halde böyle birisine en son ne ifade verdirdiler biliyor musunuz? En son gitti, kimse görmezken Ferdi Zeyrek’e verdim deyip ifade verdirdiler. Nasıl olsa ölmüştür inkar edemez diye böyle hesap yaptılar. Bu kadar kötüleşebilen birilerinden bahsediyorum. Ölmüş kardeşime iftira atan, ölmüş başka bir kardeşimizin namusuna dil uzatan birilerinden bahsediyorum. Partiyi bu duruma getirerek partiyi kurumsuzlaştıran, adaysızlaştıran bir çözüm paketinde içeriden dışarıdan her türlü işbirliği ile bu işi çözmeye kalktılar.” ‘ERDOĞAN’A RAKİP İSTEMİYORLAR’ “ABD bayrağına el basıp yemin eden birisinin televizyon kanalı. Ekrem İmamoğlu ile ilgili her türlü yalanı atan ama popüler olan cep telefonlarından, paralardan tutun da hiçbiri çıkmadı ya; TGRT, A Haber bu yalanları atarken iddianamede olacak derken şimdi ben yalan attım diyenler Ekrem başkanın evine desteğe koşanlar, önseçimde oy verirken poz verenler Ekrem başkana ‘Hırsız’ demeye başladılar. Mesele Erdoğan’ı rakipsizleştirme meselesinden başka bir mesele değil. Orada tutuklu insanlar bedenlerini sandıkla iktidarın değiştirilmesi için ortaya koyuyor. ‘ONA NE DİYECEĞİMİ BİLEMİYORUM…’ Biz parti içi meseleyi değil, ülkenin demokrasisi, sandıkla değişim için insanlar bedenine koyuyor orada. Dünya siyasi tarihinde görülmemiş bir kumpas var. Trump istiyor diye, onun Ankara temsilcisi öyle istiyor diye… Öbür taraftan Kürt, Alevi olsun diyenler… Diğer taraftan derin devlet öyle istiyor diyenler. Cumhuriyet’in kurucu değerlerini koparmaya çalışanlara karşı siz bugün Türkiye’nin kopmayan halkasısınız. Ferdi Zeyrek’in ölüm yıl dönümünde bize bunları yaşatanlara, kim alet oluyorsa şu kadarcık hakkımı helal etmiyorum. Bir kez kötü bir şey söylemedim. Onun için neler yaşadım. Ne kavgalar verdik. Bu partiyi neler yaşattılar ne diyeceğimi bilmiyorum. O partinin içinde kimler var biliyor musunuz? O binada bugün Kemal Bey’e linç edilirken yanında olan Murat Emir yok. Haluk Kırcı’nın ekibi var, 12. kattan selam veriyor. Artvin’de saldırıya uğrarken yanında olan Seyit Torun yok. Adalet Yürüyüşü’nün fikir babası Aykut Erdoğdu ile Bülent Tezcan yok. 2 milyon dolar para isteyen ve Yunanistan’a kaçarken yakalanan avukat o binada. 'BU MİLLET PARALELİN KİM OLDUĞUNU BİLİR' O yüzden şimdi çıkmışlar oraya, buraya efendim bir paralel CHP varmış. Paralel CHP anlayışı varmış. Bizim meclisi paralel genel merkez olarak yapmamız kabul edilemezmiş. O yüzden burası da zapdedilmeliymiş. Biz genel merkezden Meclis'e yaptığımız yürüyüşte bu zihniyeti arkamızda bıraktık. Eskimiş, köhnemiş, yozlaşmış bu çirkin zihniyeti geride bıraktık, onlara bıraktık ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir binadan ibaret değil, bir anlayıştan, bir inançtan, gerekirse bir inattan ibaret olduğunu ve bunun bu ülkenin son umudu olduğunu, son kalenin bir bina, kapısı, çatısı değil, son kalenin Cumhuriyet'e inananların yüreğindeki olmayan korku duygusu, var olan mücadele duygusu olduğunu söyledik. Bu millet paralelin kim olduğunu bilir. Bu millet emniyet müdürü varken emniyetteki emniyet imamının paralel olduğunu bilir. Ya da bu millet seçilmişler varken atanmış paralelleri bilir. 'YARGIDAKİ ÇETEYİ DAĞITACAĞIZ' Onun için her şeyi yapın ama bu dille bu FETÖ'den kalma dille, önüne geleni FETÖ'cü ilan eden dille, önüne geleni hain ilan eden dille demokrasiyi tehdit gördükleri için demokrasinin tepki ve protesto rejimi olduğunu kabul etmeyenlerin her direnişe ayaklanma, her meydana sokak çağrısı, her mitinge sokakları karıştırmak, Türkiye'yi karıştırmak diye bakan sığ anlayışın o terminolojisini bu Cumhuriyet Halk Partisi'nde, Cumhuriyet Halk Partisi'nde görev yapmış kimseye yakıştırmam. Asla ve asla, asla ve asla Cumhuriyet Halk Partisi'ne paralel yapı, FETÖ ya da namuslu arkadaşlarımıza hırsız atılan iftiralara uygun olarak çeşitli iddianame laflarını doğruymuş gibi, iddianameye bile giremeyen iftiraları doğruymuş gibi alıp, yok arınacağız, yok atacağız, yok satacağız. Böyle bir şeye teslim olursak biz Cumhuriyet Halk Partisi olmaktan çıkarız. Elbette hukuka sığınacağız, elbette hukuka güveneceğiz, elbette yargının bağımsız yargının her şey olduğunu bileceğiz. Ama onun için önce bu yargıdaki çeteyi dağıtacağız, yargı kollarını dağıtacağız. '26 TEMMUZ GEÇİRİLMEMELİ' "Bunun için diyalog olsa hiç uzakta durmadım. Efendim 'tedbir var kurultay yapılmaz.' Türkiye'nin tüm hukukçular aynı metinde birleşiyorlar. Kamu, seçim hukukçuları 'Kurultayın yapılması değil yapılmaması sorun' diyor. Başka bir görev yoktur, görev budur. 'Kurultay yapacağız' söylemlerini duyduk. Madem ki buna ikna oldunuz, o kurultayı yapmalısınız. 'Efendim birkaç ay sonraya söyleyelim, bir yıla yayalım. AK Parti bizi nerede sıkıştırırsa o seçimi o zaman yapalım'. Burada yapılacak iş 26 Temmuz'u geçirmeden kurultay yapılmalıdır. Seçime girilmesi tehlikeye girmektedir. Bu memlekette tüm umudu önümüzdeki seçim olan on milyonlarca kişinin hayallerini yerle bir etmekle kalmaz, onlara kabusu yaşatır. Onları sandıktan koparırsınız, geri dönülemez bir şekilde kaybettirirsiniz." MİLLETİN AYAKLARININ ALTINDA KALIR "Herkes bilsin ki milletin yürüyüşüne kimse set çekmez. Önümüzde duran bu milletin ayaklarının altında kalır. Ne yapılırsa yapılsın bu millet önünde kimseyi istemez. Devletini sever, vergisini verir ama devleti milletin karşısına koyarsanız millet o devleti önce yener sonra yeniden demokratik devletlerini inşa eder."

Muharrem İnce "CHP'nin yanındayım" dedi ve ekledi: Arınmak yetmez, yüzleşmeliyiz Haber

Muharrem İnce "CHP'nin yanındayım" dedi ve ekledi: Arınmak yetmez, yüzleşmeliyiz

Muharrem İnce, CHP'nin bölünmemesi gerektiğini vurgulayarak partinin Türkiye'nin sigortası olduğunu belirtti. Demokratik bir tüzük kurultayı çağrısı yapan İnce, Cumhuriyet değerlerinin savunulması ve partide üyelerin belirleyici olması gerektiğini söyledi. İnce, iki sayfalık yazılı açıklamasında, 'arınma' ve 'direnme' tartışmalarına da değindi. ANKARA (İGFA) - CHP eski milletvekili ve Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, partisinin mevcut iç tartışmalarına ilişkin iki sayfalık kapsamlı bir yazılı açıklama yaptı. İnce, CHP’ye yönelik eleştirilerin ve partiyi hedef alan operasyonların Türkiye’nin demokratik yapısına doğrudan zarar verdiğini belirterek, CHP’nin bölünmemesi gerektiğini vurguladı. Açıklamasında CHP’nin 40 yıllık emeği, gözyaşı ve alın teri olduğunu ifade eden Muharrem İnce, “CHP, Türkiye’nin sigortası, yıkılmaması gereken kalesidir. Kurucu parti parçalanırsa, Türkiye parçalanır” dedi. İnce, partiyi hedef alan sert kavganın, CHP’nin ve Türkiye’nin aleyhine olduğunu vurguladı ve siyasette küskünlük ile kırgınlığa yer olmadığını belirtti. İnce, CHP’nin herhangi bir din, mezhep, sosyal sınıf veya etnik kimliğin partisi olamayacağını hatırlatarak, Cumhuriyet’in değerlerini savunmanın partinin temel görevi olduğunu söyledi. “Süreçte hayal kırıklığı yaşayan arkadaşlarımız, süreci takip etmelidir; mücadeleyi bırakmamalıdır. Ayrı parti kurmak doğru bir yol değildir” ifadelerini kullandı. CHP’de acil olarak demokratik bir tüzük kurultayının düzenlenmesi gerektiğini belirten İnce, “Tüzük, AK Parti’den aşırılan maddelerden temizlenmeli, genel başkan, parti meclisi, milletvekili ve belediye başkanları üyeler tarafından seçilmelidir. Demokrasi halkın iradesine dayanır” dedi. İnce ayrıca, Türkiye’nin içinden geçtiği zor dönemde CHP’ye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu belirterek, gençlerin geleceğini başka ülkelerde aradığı, çalışanların yoksullaştığı ve sağlık ile eğitim hizmetlerinde eşitsizliklerin arttığı bir ortamda CHP’nin demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini savunmaya devam etmesi gerektiğini ifade etti. CHP’ye üye olmaya ve partinin ideallerine sahip çıkmaya çağrı yapan İnce, partinin gerçek sahibinin halkın gönlü ve üyelerinin iradesi olduğunu vurguladı. Bu arada CHP içindeki “Arınma” ve “Direnme” tartışmalarına da değinen Muharrem İnce, açıklamasında, “Bu kavramlar Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisinin imajına zarar vermektedir. CHP, yalnızca bir seçim partisi değil, Cumhuriyet’in kurucu partisidir. CHP’nin görevi, yalnızca iktidarı değiştirmek değil, Türkiye’nin yönünü değiştirmektir” ifadelerine yer verdi.

Bursa Nilüfer'de Başkan Özdemir'den 'mutlak butlan' tepkisi Haber

Bursa Nilüfer'de Başkan Özdemir'den 'mutlak butlan' tepkisi

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Haziran ayı meclis toplantısında CHP'ye yönelik “mutlak butlan” kararını eleştirerek, bu durumun sosyal belediyeciliği engelleme ve siyasi yapıyı değiştirme çabası olduğunu ifade etti. Burcum Tansu SARI - BursaAjansı / BURSA (İGFA) - Bursa'da Nilüfer Belediyesi Haziran Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in başkanlığında gerçekleştirildi. Haziran ayı meclis toplantısında konuşan Başkan Şadi Özdemir, CHP'ye yönelik “mutlak butlan” kararını eleştirdi. Başkan Özdemir, bu kararların arkasında CHP’li belediyelerin sosyal belediyecilik başarısını engelleme çabası olduğunu ifade etti. CHP'nin kurultay ve örgütlenme süreçlerinin her zaman demokrasi anlayışı ile ilerlediğinin altını çizen Başkan Özdemir, “CHP'de mahalle delegeleri seçilir, ilçe ve il kongreleri yapılır, ardından kurultay delegeleri belirlenir. Genel başkan ve parti yönetimi demokratik bir süreçle seçilir. Bu köklü ve tüzüğe bağlı yapı, dışarıdan dayatılan hiçbir müdahaleyle değiştirilemez” ifadelerini kullandı. Başkan Özdemir, “mutlak butlan” kararının sadece CHP’yi ilgilendiren bir karar olmadığına dikkat çekerek, “Mutlak butlan kararı, bir mahkeme kararından çok daha fazlasıdır. Bu, doğrudan partiyi dağıtma ve ülkenin mevcut siyasi yapısını değiştirme çabası CHP meselesinin üstünde bir meseledir” diye konuştu.

Dervişoğlu’ndan 'mutlak butlan' tepkisi: Bu karar demokrasiye darbedir ve sürece taraftır Haber

Dervişoğlu’ndan 'mutlak butlan' tepkisi: Bu karar demokrasiye darbedir ve sürece taraftır

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, CHP kurultayına ilişkin verilen “mutlak butlan” kararına sert tepki göstererek, kararın demokrasiye ve millet iradesine zarar verdiğini söyledi. Dervişoğlu, süreci “anti demokratik bir kalkışma” olarak nitelendirerek, sürece taraf olduğunu belirtti. ANKARA (İGFA) - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin genel merkezinde yaptığı açıklamada, 4-5 Kasım 2023’te gerçekleşen Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin yürütülen hukuki sürecin ardından verilen kararı değerlendirdi. İYİ Parti lideri Dervişoğlu, söz konusu kararın yalnızca bir siyasi partiyi değil, Türkiye’nin çok partili siyasal düzenini ve demokratik kazanımlarını hedef aldığını savundu. Dervişoğlu, demokrasinin temelinde millet egemenliği ve eşitlik bulunduğunu vurgulayarak, siyasi partilerin meşruiyetinin yalnızca millet iradesinden doğduğunu ifade etti. “YARGI VESAYETİ RİSKİ VAR” “Ödülü de cezayı da milletimizden başkası veremez” diyen Müsavat Dervişoğlu, kararın hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını ileri sürdü. https://twitter.com/iyiparti/status/2057795646753767829 Açıklamasında mevcut siyasi sistemi de eleştiren Dervişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin çeşitli sorunlar ürettiğini savundu. Kararın “yargı vesayeti” anlamına gelebileceğini belirterek bunun demokratik düzene tehdit oluşturduğunu söyledi. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Anayasa ve Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkilerine dikkat çekerek, bu alanların hiçe sayılmasının tüm siyasi partiler açısından risk taşıdığını ifade etti. Ekonomik ve toplumsal istikrar vurgusu da yapan Dervişoğlu, istikrarın halkın geleceğe güvenle bakabilmesi anlamına geldiğini söyledi. Türkiye’nin tarihsel demokrasi birikiminin bu tür krizleri aşacak güçte olduğunu belirten Müsavat Dervişoğlu, “İYİ Parti, millet egemenliğinden yana tavrını sürdürecektir” dedi.

İzmir'de Hasan Tahsin, İlk Kurşun Anıtı’nda anıldı Haber

İzmir'de Hasan Tahsin, İlk Kurşun Anıtı’nda anıldı

İzmir’in işgaline karşı ilk kurşunu sıkan gazeteci Hasan Tahsin, şehit edilişinin 107’nci yılında Konak Atatürk Meydanı’ndaki İlk Kurşun Anıtı önünde törenle anıldı. İZMİR (İGFA) - İzmir'in işgalinin başladığı 15 Mayıs 1919 tarihinde ilk kurşunu atarak direnişin simgesi olan gazeteci Hasan Tahsin, ölümünün 107'nci yılında Konak Atatürk Meydanı’ndaki İlk Kurşun Anıtı önünde törenle anıldı. Törene İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, siyasi partilerin temsilcileri ve Hasan Tahsin’in gazeteci meslektaşları katıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Hasan Tahsin’in işgale boyun eğmeyen, yazılarıyla halkı bilinçlendiren, haksızlıklara karşı sözünü esirgemeyen, emekten, eşitlikten, kadın haklarından yana olan gerçek bir aydın olduğunu vurgulayarak, “Gazetecilik, toplumsal hafızayı diri tutan en kritik güçtür. Basın, bir toplumun nefesi, özgür yaşamın güvencesidir. Gerçeğin peşinde koşan gazeteciler, toplumun vicdanını ayakta tutar. Özgür basın olmadan demokrasi, adalet olmaz. Halkın doğru bilgiye ulaşması da mümkün olmaz. Hasan Tahsin’in attığı o ilk kurşun, karanlığa karşı sıkılmıştı. Bugün de gazeteciler, o karanlığı dağıtmak için kalemleriyle mücadele ediyor. Yerel yönetimler olarak basın özgürlüğünü savunmaya devam edeceğiz. Bu topraklarda özgürlüğün ateşi bir kez yakıldı. O ateş, sonsuza kadar yanmaya devam edecek” dedi. “SUSMAYACAĞIZ” 15 Mayıs’ta gazeteci Hasan Tahsin’in attığı ilk kurşunun, yalnızca İzmir’in değil Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesinin simgesi olduğunu vurgulayan İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, “Tüm ‘ilk kurşunlar’ onurumuzdur, hepimizindir. Gazeteci toplumun yaşadığı sorunlara sırtını dönmeyendir. Gerektiğinde özgürlük için canını verir ama kalemini satmaz” dedi. Bugün de gazetecilerin baskılar ve soruşturmalarla karşı karşıya olduğunu söyleyen Gappi, “107 yıl önce işgale karşı halkı uyandıranlar nasıl susturulmak istendiyse bugün de gerçekleri yazan gazeteciler baskı altında. Tüm tutuklu gazeteciler için özgürlük istiyoruz. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ile Hasan Tahsin’in mirası üzerimizde oldukça susmayacağız, yanlışlıklara karşı sessiz kalmayacağız. Gerçekleri yazmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Bursa Nilüfer’de ‘Üç Fidan’ 54. yılında unutulmadı Haber

Bursa Nilüfer’de ‘Üç Fidan’ 54. yılında unutulmadı

68 kuşağının simge isimleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 54’üncü yılında Nilüfer’de düzenlenen etkinliklerle anıldı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, toplumsal dayanışma vurgusu yaparak, “O gün de tam bağımsız Türkiye, eşitlik, özgürlük ve adalet diyorduk; 54 yıl sonra geldiğimiz noktada yine aynı değerleri savunuyoruz” dedi. BURSA (İGFA) - Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi, tam bağımsız Türkiye mücadelesinin önde gelen isimleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı idam edilişlerinin 54’üncü yıl dönümünde kapsamlı bir programla anıldı. Anma etkinlikleri, Nilüfer Belediyesi Halk Evi önünden Üç Fidan Gençlik Parkı’na yapılan yürüyüşle başladı. Programa; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, 24. Dönem CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı. ŞADİ ÖZDEMİR: “MENFAAT BEKLEMEDEN HAYATLARINI VERDİLER” Gençlik bildirisinin okunmasıyla başlayan programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 54 yıl önce başlayan anti-emperyalist yürüyüşün bugün de sürdüğünü ifade etti. Başkan Şadi Özdemir, “O günleri düşününce, hiçbir kişisel menfaat beklemeden, ülkemizin en güzel üniversitelerinde okurken, kendi gelecekleri garanti altındayken ülkesi, milleti ve halkı için kendi hayatlarını verebilecek kadar idealistlerdi. Onların yol arkadaşı olmak hayatımızın en anlamlı kısmı. O gün de tam bağımsız Türkiye, eşitlik, özgürlük ve adalet diyorduk; 54 yıl sonra geldiğimiz noktada yine aynı değerleri savunuyoruz” dedi. Konuşmasında dayanışmanın önemine dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, “Bugünlerde daha çok ihtiyaç duyduğumuz şey dayanışma; birbirimize sarılmak, konfor alanlarından çıkıp sahada, evlerde, sokaklarda sivil toplumla, sendikalarla birlikte mücadele etmektir. Denizleri ve Üç Fidan’ı anarken, onların değerlerini yalnızca mikrofonlarda değil, yaşayarak sürdürmek gerekiyor” ifadelerini kullandı. SARIBAL: “ONURLU BİR YAŞAM BEDEL ÖDEDİLER” CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ise anma programında yaptığı konuşmada, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının kendilerine tanınmış özel bir hayat için değil, ülkedeki onurlu bir yaşam için bedel ödediklerini vurgulayarak, “Onlar toprağa düştüler ama o topraklarda birer tohum gibi büyümeye devam ediyorlar” diye konuştu. Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın da, her şeyin çıkara dayalı olduğu günümüz kapitalizmde, kendilerini ülke ve dünya adına feda eden bir kuşağın sembollerini anmanın, geleceği düşünmek adına temel bir referans noktası olduğunu belirtti. SÖYLEŞİDE ÜÇ FİDAN’IN MÜCADELESİ KONUŞULDU Açılış konuşmalarının ardından, “Bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek” başlıklı söyleşiye geçildi. Moderatörlüğünü Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın’ın yaptığı söyleşinin konukları Levent Tüzel, Önder İşleyen ve Mustafa Yıldırımtürk oldu. Söyleşide konuşan Levent Tüzel, 68 hareketinin yalnızca bir öğrenci hareketi olmadığını, dönemin işçi grevleri, fabrika işgalleri, öğretmen örgütlenmeleri ve köylü mücadeleleriyle iç içe geçtiğini anlattı. Tüzel, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganına dikkat çekerek, demokrasi güçlerinin ortak bir mücadele zemininde buluşması gerektiğini söyledi. Önder İşleyen ise konuşmasında Üç Fidan’ın mirasının bugünün koşullarında okumanın önemine değindi. İşleyen, mücadelenin kişisel ya da grupsal çıkarlar üzerinden değil, ülkenin geleceği üzerinden örgütlenmesi gerektiğini belirterek, “Hiçbir grubun, hiçbir kişinin çıkarını ön plana alan bir mücadele ile kazanamayız. Kazanacağımız mücadele, hepimizin ülkenin kaderine sahip çıkma sorumluluğuyla birleştiği mücadele olacak” dedi. Mustafa Yıldırımtürk de Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 7-8 ay süren tutukluluk ve idam sürecini yakından izleyenlerden biri olarak gözlemlerini aktardı. Yıldırımtürk, üç gencin mahkemelerdeki tutumuyla, son sözleriyle ve idam sehpasındaki duruşlarıyla bir kuşağa örnek olduğunu söyledi. Hüseyin İnan’ın mahkemede söylediği “Biz bir kıvılcım olduk, bir ateşi tutuşturmak için bu yola baş koyduk” sözlerini hatırlatan Yıldırımtürk, bu mirasın işçi ve emekçi halkların ortak mücadelesiyle yaşatılabileceğini belirtti. Programın sonunda Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, günün anısına panelistlere hediye takdim etti. Anma etkinliği, Bandista grubunun sahne aldığı konser ile devam etti. ÜÇ FİDAN İÇİN ŞAFAK NÖBETİ Anma etkinlikleri 6 Mayıs sabahı Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edildiği saat olan 5.30’da “Üç Fidan Anıtı” önünde tutulan şafak nöbetiyle sürdü. Şafak nöbetine, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Nilüfer Belediye Meclisi Üyeleri ve sivil toplum örgütleri temsilcileri katıldı. Üç Fidan Anıtı önündeki saygı duruşunun ardından anıta karanfiller bırakıldı.

Bursa Nilüfer’de demokrasi ve barış buluşması Haber

Bursa Nilüfer’de demokrasi ve barış buluşması

Bursa'da Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen “Müşterek Mekan Buluşmaları” etkinliğine, “Barışın Dili Hukuk ve Demokrasi Olmalı” başlığıyla katılan Esenyurt’un seçilmiş Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, toplumsal huzurun anahtarının hukuk ve demokrasi olduğunu söyledi. BURSA (İGFA) - Nilüfer Belediyesi, ülke gündemini şekillendiren konuların, alanında öncü isimlerle ele alınacağı önemli bir buluşma zemini olacak “Müşterek Mekan Buluşmaları”nı başlattı. Etkinlik serisinin ilk konuğu olan akademisyen ve siyasetçi Prof. Dr. Ahmet Özer, düzenlenen söyleşide; hukukun üstünlüğü, demokratik değerler ve toplumsal barışın önemi üzerine kapsamlı bir perspektif sundu. Söyleşiye; CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Eski Milli Eğitim ve Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan, 24. Dönem CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı. GENİŞ KATILIMLI DEMOKRASİ DİYALOĞU Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer’de uzlaşma kültürü ve ortak akılla hareket ettiklerini belirtti. Nilüfer Kent Konseyi, mahalle komiteleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla, her fırsatta demokrasiyi güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, toplumsal barış için hukukun ve demokrasinin vazgeçilmez olduğunu hatırlattı. Söyleşisinde Bursa’nın Türkiye’nin dördüncü büyük şehri olarak stratejik önemine ve potansiyeline değinen Prof. Dr. Ahmet Özer, demokratik normalleşmenin önemine dikkat çekti. İnsan aklının şimdiye kadar bulduğu en ideal yönetim biçiminin demokrasi olduğunu ifade eden Özer, bu sistemin halkın rızasına dayanması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Ahmet Özer, konuşmasında şu temel vurguları yaptı: “Adalet devletin temelidir. Adaletin zayıflaması durumunda devletin de güç kaybedeceğini unutmamalıyız. Hukuk, toplumları bir arada tutan en güçlü çimentodur. Toplumsal adaletin sağlanmadığı bir ortamda ekonomik sorunların da çözülemeyeceğini, kalkınmanın temelinde güvenilir bir hukuk sisteminin yattığını her fırsatta hatırlamalıyız. Barış ise sadece çatışmasızlık değil; huzur, diyalog ve farklılıklarla bir arada yaşama kültürüdür. En kötü barış bile en iyi savaştan bin kat daha iyidir.” Siyasetin temel işlevinin üretimi artırmak ve adil bölüşümü sağlamak olduğunu da hatırlatan Özer, siyasi partilerin birbirinin düşmanı değil rakibi olduğunu ve bu rekabetin nezaket çerçevesinde yürütülmesinin Türkiye’nin demokratik normalleşmesi için elzem olduğunu söyledi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. Prof. Dr. Ahmet Özer, program sonunda kitaplarını imzaladı.

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’tan yeni yıl mesajı: Karanlık dönemi birlikte aşacağız Haber

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’tan yeni yıl mesajı: Karanlık dönemi birlikte aşacağız

2026 yılına girerken Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, yayımladığı mesajda 2025 yılına dair değerlendirmelerde bulundu. Yeşiltaş, geçtiğimiz yılın Türkiye için adalet, demokrasi ve özgürlüklerin ciddi derecede zarar gördüğü bir dönem olarak geride kaldığını belirterek, 2026 yılına daha yoğun bir mücadeleyle girileceğine vurgu yaptı. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, yıl sonu mesajında, 2025 yılının halkın geleceğini gölgelemeye çalışan azınlık iktidarının etkisi altında zorlu bir yıl olduğuna dikkat çekti. Yeşiltaş, 2025 yılının adaletin göz ardı edildiği, demokrasinin sarsıldığı ve ekonomik krizin daha da derinleştiği bir yıl olarak kaydedildiğini ifade etti. Yeşiltaş’ın mesajı şu şekildedir: “Sevgili Bursalılar, Değerli yol arkadaşlarım, Kıymetli örgütüm, hep birlikte zorlu bir yılı geride bırakıyoruz. 2025 yılı, kendi çıkarlarını düşünen azınlık bir iktidarın etkisiyle; adaletin, demokrasinin ve özgürlüklerin ihlal edildiği, ekonomik krizin derinleştiği bir yıl oldu. Seçilmişlerin yargı yoluyla susturulmaya çalışıldığı, siyasi rekabetin adil zeminde gerçekleşmediği bir seneyi geride bıraktığımızı ifade etmek istiyorum. Cumhurbaşkanlığı adayımız ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarımız ile birlikte birçok siyasetçi, milletvekili, bürokrat ve gazetecinin esaret altında tutulduğu, partimize yönelik tehditlerin arttığı bir süreç yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Uygulanan hatalı ekonomik politikalar nedeniyle 2025 yılında benzeri görülmemiş bir servet transferi gerçekleşti. Emekçi halkımız her geçen gün daha da fakirleşirken, sadece bir avuç insan servetini artırdı. Kadın cinayetlerinin durmadığı, gençlerin umutlarını yurtdışında aradığı ve çocuklarımızın MESEM’lerde hayatını kaybettiği bir yıl yaşadık... Değerli Bursalılar ve mücadele arkadaşlarım, Yeni yıla girerken sizlere şunu söylemek istiyorum: Bu tablo bizim kaderimiz değil. Endişelenmeyin, 2026 yılı ülkemizi her alanda yeniden ayağa kaldırmak için azimle çalışacağımız bir yıl olacak. Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarımız bugün içerde esir olabilir. Ama temsil ettikleri halkçı, kamucu ve demokratik zihniyet asla esir değildir. O irade Bursa’nın ve Türkiye’nin dört bir yanındadır. Bizler yeni yılda, örgütümüzle ve halkımızla beraber bu iradeye sahip çıkmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki: Adalet olmadan ekonomi toparlanamaz. Demokrasi olmadan refah sağlanamaz. Üretmeyen, ürettiğini adil paylaşmayan herhangi bir sistem sürdürülemez. Bizim vizyonumuzda, çalışan kazanır, emeği geçen korunur, emekliler ve işçiler açlığa mahkûm edilmez, çiftçiler topraklarında esnaflar iş yerlerinde güçlü kalır, vergide adalet sağlanır, kamu kaynakları halka harcanır, kadınlar kendilerini güvende hisseder, gençler geleceklerini bu ülkede kurar, özgürce yaşar, düşünür ve konuşur. Bursa’da ve ülkemizde yürüttüğümüz mücadele tam olarak buna yöneliktir. 2026 yılı işte bu mücadelenin daha da yoğun şekilde sürdürüleceği bir yıl olacak. Her kesimden vatandaşımızın taleplerine kulak vererek; özgür, adil ve daha güçlü bir toplum inşa etme yolunda önemli adımlar atacağız. Kimse umutsuzluğa kapılmasın, birlikte bu karanlık dönemi aşıp demokrasiyi ve adaleti tekrar getirecek, hak ettiğimiz güzel geleceğe ulaşacağız. Bu inançla, başta Bursalı hemşerilerim ve yol arkadaşlarım olmak üzere, sesimin ulaştığı tüm yurttaşlarımın yeni yılını en içten dileklerimle kutluyorum. Umut dolu yıllara…” Video bağlantı linki: https://we.tl/t-JHalTuVsLk

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.