Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Böbrek Hastalıkları

haberalmedya - Böbrek Hastalıkları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Böbrek Hastalıkları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tuzun fazlası kalp ve böbrek sağlığını tehdit ediyor Haber

Tuzun fazlası kalp ve böbrek sağlığını tehdit ediyor

Prof. Dr. Murathan Uyar, Türkiye'de günlük tuz tüketiminin önerilen miktarın yaklaşık üç katına ulaştığını belirterek, aşırı tuz tüketiminin hipertansiyon, böbrek hastalıkları ve kalp-damar rahatsızlıkları başta olmak üzere birçok ciddi sağlık sorununa zemin hazırladığını söyledi. İSTANBUL (İGFA) - Prof. Dr. Murathan Uyar, yaşam için gerekli olan tuzun ihtiyaçtan fazla tüketilmesi halinde ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği konusunda uyarılarda bulundu. Tuzun yaklaşık yüzde 40 sodyum ve yüzde 60 klorürden oluştuğunu belirten Uyar, vücudun sinir sistemi, kasların çalışması, kalp ritmi ve sıvı dengesinin korunması için sodyuma ihtiyaç duyduğunu ancak bu ihtiyacın doğal besinlerden de karşılanabildiğini ifade etti. TÜRKİYE'DE TÜKETİM ÖNERİLEN SEVİYENİN ÇOK ÜZERİNDE Dünya Sağlık Örgütü'nün günlük tuz tüketiminin 5 gramı, yani yaklaşık bir silme çay kaşığını geçmemesini tavsiye ettiğini hatırlatan Uyar, Türkiye'de yapılan araştırmalara göre ortalama günlük tuz tüketiminin bu miktarın yaklaşık üç katına ulaştığını söyledi. Hazır ve işlenmiş gıdaların yaygınlaşmasıyla birlikte farkında olmadan fazla tuz tüketildiğine dikkat çeken Uyar, ekmek, peynir, zeytin, turşu, sucuk, salam, hazır çorbalar, paketli atıştırmalıklar ve sosların günlük tuz alımının önemli bölümünü oluşturduğunu kaydetti. YÜKSEK TANSİYON VE BÖBREK HASTALIKLARI RİSKİNİ ARTIRIYOR Aşırı tuz tüketiminin kandaki sodyum miktarını artırarak vücudun daha fazla su tutmasına neden olduğunu belirten Uyar, bunun da tansiyonun yükselmesine yol açtığını ifade etti. Yüksek tansiyonun uzun yıllar belirti vermeden kalp, beyin, böbrek ve damar sistemine zarar verebildiğini söyleyen Uyar, fazla tuz tüketiminin ayrıca böbrek hastalıklarının ilerlemesini hızlandırabileceğini, böbrek taşı oluşumunu kolaylaştırabileceğini, kemiklerden kalsiyum kaybını artırabileceğini ve mide kanseri riskini yükseltebileceğini dile getirdi. "DOĞAL TUZ" ALGISINA DİKKAT Son yıllarda popüler hale gelen Himalaya tuzu, kaya tuzu ve deniz tuzu gibi ürünlerin sağlık açısından sanıldığı kadar farklı olmadığını belirten Uyar, bu tuzların da büyük oranda sodyum klorür içerdiğini ve eser miktardaki minerallerin fazla tüketimi haklı çıkaracak bir avantaj sağlamadığını söyledi. Prof. Dr. Murathan Uyar, günlük tuz tüketimini azaltmak için sofraya tuzluk koymamak, yemeğin tadına bakmadan tuz eklememek, işlenmiş gıdaları daha az tüketmek ve yemeklere lezzet vermek için limon, sarımsak ile baharatlardan yararlanmanın etkili yöntemler olduğunu belirtti. Uyar, "Tuz doğru miktarda tüketildiğinde yaşam için vazgeçilmezdir. Ancak fazlası yıllar içinde kalbi, damarları ve böbrekleri sessizce yorar. Sağlığımızı korumak bazen sofradaki tuzluğu bir adım uzağa koymak kadar basit bir alışkanlıkla başlayabilir." değerlendirmesinde bulundu.

E-atıklar ve atık piller çevre ile insan sağlığı için büyük risk! Haber

E-atıklar ve atık piller çevre ile insan sağlığı için büyük risk!

İstanbul Üsküdar Üniversitesi’nden Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, evlerde biriken atık pil ve elektronik cihazların kontrolsüz şekilde bertaraf edilmesinin çevre ve insan sağlığı açısından ciddi tehditler oluşturduğunu belirtti. İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı Programı Başkanı Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, e-atıkların içerdiği ağır metaller nedeniyle doğa ve insan sağlığı üzerinde uzun vadeli riskler oluşturduğunu söyledi. “AĞIR METALLER EKOSİSTEMİ TEHDİT EDİYOR” Karan, atık pil ve elektronik cihazlarda bulunan kurşun, cıva, kadmiyum, nikel ve lityum gibi maddelerin toprağa ve su kaynaklarına karışarak ekosistemi bozabildiğini belirtti. Bu maddelerin doğada parçalanmadığını ve besin zincirinde birikerek canlılarda toksik etki oluşturduğunu ifade etti. Kurşunun sinir sistemi üzerinde, cıvanın ise böbrek ve merkezi sinir sistemi üzerinde ciddi hasarlara yol açabileceğini aktaran Karan, kadmiyumun böbrek hastalıkları ve kanser riskiyle ilişkilendirildiğini, nikelin ise alerjik reaksiyonlara neden olabildiğini kaydetti. “E-ATIKLAR YILDA 1 MİLYON TONA ULAŞIYOR” Türkiye’de yılda yaklaşık 1 milyon ton elektronik atık oluştuğunu belirten Karan, buna karşın geri dönüşüm oranlarının yüzde 6–7 seviyesinde kaldığını söyledi. Bu durumun toplama ve geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyduğunu ifade etti. PİLLER ÇÖPE ATILMAMALI Atık pillerin evsel çöplerle birlikte atılmasının büyük risk taşıdığını vurgulayan Karan, bu pillerin lisanslı tesislerde geri dönüştürülmesi gerektiğini belirtti. Aksi halde ağır metallerin toprağa ve yeraltı sularına karışarak uzun vadeli çevresel kirlilik oluşturduğunu söyledi. Bireysel önlemlere de dikkat çeken Karan, tek kullanımlık piller yerine şarj edilebilir pillerin tercih edilmesi gerektiğini, eski elektronik cihazların ise belediyeler ve lisanslı geri dönüşüm noktalarına teslim edilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Gelecekte e-atık yönetiminde döngüsel ekonomi modelinin önem kazanacağını belirten Karan, üreticilerin ürünlerin geri dönüşüm sürecinden de sorumlu tutulmasını öngören sistemlerin yaygınlaştığını söyledi. Ayrıca yapay zekâ destekli ayrıştırma sistemleri ve dijital ürün pasaportlarının geri dönüşüm süreçlerini daha verimli hale getireceğini belirten Karan, temel hedefin atık üretimini azaltarak kaynakların daha uzun süre ekonomide tutulması olduğunu vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.